BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ayaküstü...

Ayaküstü...

Baykal’ın; “Ham Hum Şaralop Kanunu” açıklamasından sonra “Başka ne gibi kanunlar olabilir” diye olayı sulandıracaktım...



Baykal’ın; “Ham Hum Şaralop Kanunu” açıklamasından sonra “Başka ne gibi kanunlar olabilir” diye olayı sulandıracaktım... Birkaç tane yazdım, güzel olmayınca kullanmadım... Onlardan biri de, “Yabancı Transfer Haberlerine Sınırlama Kanunu”ydu... Benim yazdığımdan daha komik bu araştırmayı Posta yapmış... Haberin üst başlığı yetecek size; “-Bu yaz spor sayfaları yine boş durmadı, bol bol transfer yaptı... Ne var ki bu kez tüm zamanların rekoru da kırıldı... Basının üç büyük takım için öngördüğü 67 isimden sadece biri gerçekleşti; Partizanlı Sasa İliç...” Hayata dair... Babası oğluna bir torba çivi verir ve ona kontrolünü, sabrını her kaybettiğinde ceviz sandığının üzerine bir çivi çakmasını söyler... Birinci gün çocuk tam 37 çivi çakar... Haftalar ilerledikçe çocuk kendini kontrol etmeyi öğrenir ve daha az çivi çakmaya başlar... Zaman geçtikçe kendini kontrol etmesinin, sandığa çivi çakmasından daha kolay olduğunun farkına varır... Her çivi çakılmadığı günün sonunda durumu babasına bildirir... Bu defa baba oğluna, kendini kontrol ettiği her günün sonunda sandıktan bir çivi sökmesini ister... Haftalar geçer, çocuk, hem sabır hem de kendini kontrol etmenin idrakiyle, tüm çivileri sökmüş olur ve babasını çağırır... Babası çocuğun elinden tutar ve sandığın yanına götürüp şöyle der: “-Bak oğlum, çok çalıştın ve artık kendini kontrol ederek sandığın üzerinde delik açmamayı öğrendin... Ancak, sandığın üzerindeki deliklere bir bak... Hiçbir zaman o delikler kapanmayacak ve eskisi gibi olmayacaklar... Her sabırsızlığın ve verdiğin tepki karşındaki kişinin yufka yüreğinde böyle onarılmaz yaralar açar... Ne kadar özür dilersen dile, o yara daima orada duracaktır... Sözlü bir saldırı da en az fiziksel bir saldırı kadar yara verir... Oysa arkadaşlarımız bizim için mutluluktur, bizi güldürürler, başarı için cesaretlendirirler, bize dikkatli bir kulak sunarlar ve kalplerini bize açmaya her zaman hazırdırlar...” - Sokrates - temelin yeri Temel, iyi giyimli biriyle şiddetle çarpışmış... Adam ağız dalaşı sırasında hiddetle bağırmış; -Sen benim kim olduğumu biliyor musun? “-Yoo, sen kimsin?...” -Ben vali muaviniyim... Temel’in birden yüzü gülmüş, karşısındaki adama sarılmak için ileri doğru hareket etmiş; “-Gel abi öpeyim, meslektaş sayılırız...” -Yok canım... Sen ne iş yapıyorsun?... “-Minibüs muaviniyim abi...” meçka engin Araba hırsızı... Bütün hırsızlık maceralarını arka arkaya yazınca uydurma gelebilir size... Biliyorsunuz daha önce cep telefonunu çaldırmış, sonra hırsızla buluşup kendi telefonunu satın almıştı... Sonra komşusu zannettiği adama bilgisayar parçalarını elleriyle teslim etmişti... Daha üç gün önceki olayda da arabasını çaldırdı... Gazeteye gelmek için evden çıkmış, arabanın yerinde yeller estiğini görmüştü... Servise girdiğinde burnundan soluyordu... “Ne oldu” dedik, anlattı; “-Kapının önüne koymuştum... Ne komşular, ne site yönetimi, ne de oynayan çocuklar görmüş çalındığını... Hemen atladım, karakola gittim. Tutanak tutuldu, arabanın cinsi, rengi, plakasına dair form doldurdum...” “Nasıl çalınmış, hiç mi gören olmamış” sorularını duymuyordu bile... “Geçmiş olsun”lar arasında masasına oturdu... Tanıdık birkaç polisi aradı, avukatlarla görüştü... Telaşlanmasınlar diye evdekilere olaydan bahsetmedi... Akşam oldu, arabadan ses çıkmadı... Ne de olsa artık öğrenecekleri için olayı yengeye anlatmaya karar verdi... Konuşma şöyle gerçekleşti; -Yav sabah kapının önünden arabayı çalmışlar... “-Ne çalması, büyük oğlan sabah arabayı almak için izin istedi... Ben de verdim...” * Vatansever, toplum adamı, herkesin yardımına koşan, gerçek insan... bizimkiler Ziya göreve gitmek için ulaştırmadan araba istemiş... “Sonu 84’le biten araç geliyor” demişler... Gelmiş araç, el etmiş ve binmiş... “Sefaköy” demiş, şoför çekmiş Sefaköy’e... “Bekle beni burda” demiş, şoför beklemiş... İşi bitince “Gazeteye dönelim” demiş, şoför “Ben dönemem abi, Marmara’ya gideceğim” diye itiraz etmiş... Büyük çaplı bir tartışmadan sonra şoförün TGRT Haber spikeri olduğu anlaşılmış... Ve Ziya’yı sırf iyilik olsun diye arabaya aldığı... *** Denize gidecek olan Dündar Abi’ye tavsiyede bulunmuşlar, “Zeytinyağı sürersen hem iyi bronzlaşırsın, hem de pişmezsin...” Yanlarına bir şişe yağ alarak oğlu ile sahile inmişler... Çantadan zeytinyağını çıkarıp sürerken, çevredekiler dayanamayıp söylenmiş; “-Sana yağı getirseydin bari...” diyAlog... (STAR - Küskünüm...) MÜSLÜM GÜRSES: Seviyor musun?... KADIN: Hayır... MÜSLÜM GÜRSES: Seviyor musun?... KADIN Hayırrr... MÜSLÜM GÜRSES: Seviyor muusuunnnnn?... KADIN: Eveeett... MÜSLÜM GÜRSES: Yalannnnn... Çaaat (Tokat)... Son sözleri... “-Orta sahaya oyuncu almaya gerek yok... Bana güvenin...” (Sergen Yalçın - 95 kilodan 94 kiloya düştüğü zaman...) *** “-Alo... Kaleciniz elimizde... 50 bin Yeni Türk Lirası’yla Mithatpaşa Stadı’nın ortasına...” (Palermo Başkanı - Modragon’un ellerinde olduğunu söylerken...) *** “-Niye kızıyorlar anlamıyorum, dünya starları da mafya kılığına girerek klip çekiyor...” (Petek Dinçöz - Son klibi yeraltı dünyasında beğenilmeyince...) *** “-Bütün kocalarımdan dayak yedim, artık eli kolu olmayan biriyle evleneceğim...” (Ebru Gündeş - Eski kocaları hakkında itiraflarda bulunurken...) S.Ö.Z. der ki; “-Birine hediye vermekten son anda vazgeçerseniz, o kişiye borçlu olursunuz...” (Doğum gününde söylediği müthiş ve özlü S.Ö.Z.leri...) sağdan - soldan (Eskişehir - Duvar Yazısı - Mehmet Yaldız...) “-HER GENÇ KIZIN BİR SEVGİLİSİ VARDIR AMA HER GENÇ KIZIN BİR KOMANDO SEVGİLİSİ YOKTUR...” *** (Bodrum - Sokak Pankartı - Ayhan Ceyhan...) “-DİKKAT... KÖPEKLERİNİZİ SOKAK ORTASINA İŞETMEYİN... SOKAKTA KÖPEK PİSLİĞİ İSTEMİYORUZ... Muhtar...) *** (İstanbul - Sokak İlanı - Ahmet Tekbilek...) “-DÜNYACA MEŞHUR KÖFTECİ HASAN USTA; YAKINDA AKSARAY’DA HİZMETİNİZDE...” Nostalji... Uluslararası yalan atma yarışmasında finale Türkiye, Amerika ve Almanya kalmış... Amerikalı: “İleride güneşe üs kuracağız” der demez alarm zili çalmaya başlamış... Alman: “Dünyanın bir ucundan öbür ucuna 15 dakikada giden uçak yapacağız” demiş, zil hemen çalmış... Sırası gelince bizimki “Biz düşünüyoruz” demiş, zil çalmış, yarışmayı kazanmış... Bugünün buluşu > İlk kez televizyonun uzaktan kumandası çabuk bozulmasın diye naylonla kaplandı... (12.07.1987 - Hümeyra Hazer’den...) sanatik kritik “-Röportaj verirken çok canım yandığı için, soru sorarken vicdanlı davranıyorum. Bu yüzden iyi haberci değilim...” (...Deniz Akkaya) politik kritik “-Uyuyoruz ama ülkemiz için iyi rüyalar görüyoruz... Gerçekleşmesi mümkün olan rüyalar, boş hayaller değil...” (...Atilla Koç) sportik kritik“ -Hagi’den sonra 10 numara için Maradona’yı getirseniz, sorun yaşar... Şahsen bana teklif etseler reddederim...” (...Hasan Şaş) Tebeşir Tozu... “-Hiçbir zaman okulumun eğitimimi engellemesine izin vermedim...” (Mark Twain) > Şifa Yemek Öğle Menüsü Mercimek Çorba... İzmir Köfte... Pilav... Salata... (www.sifayemek.com.tr)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT