BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Vah Irak vah!..

Vah Irak vah!..

Komşumuz Irak’ta neler oluyor? Yanı başımızdaki bu ülke ne kadar da bizden ıraklaşıyor... Sadece bizden değil, adeta bütün dünyadan, barıştan, huzurdan, sükunetten ve hayattan ıraklaşıyor.



Komşumuz Irak’ta neler oluyor? Yanı başımızdaki bu ülke ne kadar da bizden ıraklaşıyor... Sadece bizden değil, adeta bütün dünyadan, barıştan, huzurdan, sükunetten ve hayattan ıraklaşıyor. Tabii kaynak zenginliğinin başına açtığı felaketler açısından herhalde Irak benzersiz bir örnek teşkil ediyor. Zavallı Irak halkının suçu neydi? Niçin böyle kan ve ateşle yoğruluyor? Neden bütün hile ve desise uzmanları orada cirit atıyor? Fitne ve fesat kazanları nasıl bu kadar fokur fokur kaynatılabiliyor?! Şu hale bakınız; “Özgürlük ve demokrasi getiriyoruz, sizi dikta zulmünden kurtarıp medeni yönetim rejimlerine kavuşturacağız...” teranesiyle işgal edilerek kan ve ateşe boğdurulan ülke, bu yetmezmiş gibi, şimdi de, kardeşi kardeşe; komşuyu komşuya düşürecek iç savaş tohumlarının ekildiği bir alan haline geldi. Güya demokrasi rejimini getirecek olan yeni anayasa, öyle feci tuzak ve hilelerle dolu ki, daha yürürlüğe girmediği halde, sırf öngördüğü hükümlerden dolayı büyük çatışmaları tetikledi. Ve aylardan beri bunun için binlerce insan öldü! Sadece önceki gün yaşanan olaylara bir bakınız; Bağdat’ın 320 km Kuzey Batısında yer alan, Suriye sınırına yakın Kaim kasabasında, Anayasa tartışmalarından ötürü, Bumahl (Hükümet yanlısı) ve Karabila (Direnişi destekliyor) aşiretleri arasında çıkan çatışmada 35 kişi ölmüş. Aynı yerde teröristleri barındırıyor iddiasıyla, Amerikan işgal kuvvetleri tarafından yapılan helikopter bombardımanında 56 kişi hayatını kaybetmiş... Yine aynı gün Bağdat’ta meydana gelen çatışmalarda çoğu polis 10 kişi katledilmiş. Bu arada direnişin en şiddetli olduğu Ramadi’de büyük çatışmalar yaşanmış, ancak buradaki can kaybı tam olarak bilinemiyor. Sadece bir ABD askerinin öldürüldüğü bilgisi dışarıya sızabilmiş... Zaten aylardan beri Irak’taki çatışmalardan ve halkın içinde bulunduğu durumdan sağlıklı olarak haber alınamıyor. İletişim kaynaklarına ulaşan bilgi son derece sınırlı ve kontrollü. Ama olaylar o kadar büyük ve dehşetli ki, buna rağmen yukarıda belirtildiği gibi, sadece bir gündeki insan kaybı ortalama yüz civarında. Evet Irak’ta durum tam bir fecaat... Durum giderek daha fazla kontrolden çıkıyor. Amerikalı yetkililer de, bunu itiraf ediyor ve Irak’ın her geçen gün Vietnam’a daha çok benzediğini açıklıyorlar. Hal böyle olunca normal hayatın idamesi ile ilgili hiçbir faaliyet doğru dürüst yürütülemiyor. Nitekim dün, Dicle Nehri üzerinde, intihar bombacısının eylem yapacağı söylentisi üzerine çıkan panik sebebiyle, insanlar birbirini ezdi ve köprü üzerindeki yığılmadan dolayı çökme meydana geldi. Bu satırların yazıldığı sırada ölü sayısı yedi yüz civarında idi. Ama sağlık bakanlığı yetkilileri ölü sayısının bine çıkabileceğini belirtiyordu. Başbakan İbrahim Caferi hiçbir şey yapamamanın çaresizliği ile, bilmem kaçıncı defa olarak, ülkede üç günlük yas ilan ediyordu!.. Irak kan kaybediyor. Irak can kaybediyor... Daha da vahimi Irak giderek iç savaşa sürükleniyor. Irk savaşı olarak Araplarla Kürtler, mezhep çatışması olarak Sünnilerle Şiiler; birbiriyle kapıştırılacak bir ortam hazırlanıyor! Ne pahasına veya neyin uğruna? Müstevlilerin petrol kaynakları üzerindeki hakimiyetlerini sürdürmelerini kolaylaştırmak için!.. Bölünüp-parçalanmış ve halkı birbirinin gırtlağına sarılmış bir Irak, küresel hakimiyetini perçinlemek için her yola başvuran güçlerin işini kolaylaştırmaz mı?! Mevcut şartlar altında bunu bilmek veya sezmek hiçbir şeyi ne yazık ki değiştiremiyor. Amerikan işgaline kucak açarak ve destek vererek birtakım kazanımlar elde eden Barzani ve onun zihniyetindeki başkaları, gelecekte kendilerini neyin beklediğini herhalde pek düşünmüyorlar. Çünkü büyük fotoğrafa bakmıyorlar. Aslında Barzani-Talabani ikilisi gibi, Irak’taki diğer muhalifler de yıllarca, hep küçük resme bakarak; güya strateji oluşturmaya çalıştırdılar. Ama ABD ve stratejik ortakları İngiltere ile İsrail’in; “Saddam’ın kitle imha silahları ürettiği” palavrasının propaganda unsuru, yahut “teröre karşı küresel savaş” senaryosunun figüranları olduklarını belki hiç anlayamadılar. Yahut anladıkları halde, yeni dönemden kârlı çıkma hesabıyla bile bile alet oldular... Fakat neticede Irak’ın geldiği nokta ortada. İleriye dönük olarak orta ve uzun vadede bir çıkış yolu da görünmüyor! Yapılan analizler ürkütücü. Elbette bütün bunların sıkıntısını çeken ve çekecek olan zavallı Irak halkı. Bu talihsiz halkın can ve mal güvenliği yok, sefil ve perişan. Dahası ülkenin geleceği büyük tehlike ve soru işaretleri ile dolu... Vah Irak vah!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT