BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Diline sahip olana ne mutlu!”

“Diline sahip olana ne mutlu!”

Dil için, kendisi küçük; fakat, cürmü, yaptığı işler büyük demişlerdir. İnsanın başına gelen işler, genelde dili sebebiyle gelir. Dilini tutanın, başı selâmette olur. Nitekim Resûlullah efendimiz, “Diline sahip olan ve kusûrlarına gözyaşı döken kimseye ne mutlu!” buyurmuştur.



Dil için, kendisi küçük; fakat, cürmü, yaptığı işler büyük demişlerdir. İnsanın başına gelen işler, genelde dili sebebiyle gelir. Dilini tutanın, başı selâmette olur. Nitekim Resûlullah efendimiz, “Diline sahip olan ve kusûrlarına gözyaşı döken kimseye ne mutlu!” buyurmuştur. Evliyânın büyüklerinden Hasan-ı Basrî hazretleri dili şöyle anlatır: Hikmet sâhibi insanın dili, kalbinin ötesindedir. Bir şey konuşmak istediği zaman, önce kalbine gelir. Eğer faydalı bir şey ise konuşur. Değilse konuşmaz. Kalbi onu dile birakmaz. O da konuşamaz. Câhillerin ise kalbi, dilinin ötesindedir. Bir şey konuşmak istediği zaman, o şey geriye doğru kalbe gitmez. Diline geleni hemen konuşur. Resûlullah efendimiz, Ebû Zer-i Gıfârî hazretlerine şöyle buyurdu: “Aklı olan bir kimsenin dilini tutması gerekir. Konuştuğu her sözün hesabını vereceğini bilen bir kimse az konuşur. Ne dünyasını ve ne de âhıretini ilgilendirmeyen sözler sarfetmez.” Hazret-i Ali buyurdu ki: Ben, Resûlullah efendimizden işittim, şöyle buyurdu: “Akıllı insana yaraşan; geçim husûslarının, âhıreti ilgilendiren hâllerin ve aîlevî mes’elelerin dışında, konuşmamaktır. Hâline bakmak, dilini ve midesini faydasız şeylerden ve harâmdan korumaktır.” Bir defasında Lokman Hakîm, Davûd aleyhisselâma gitmişti. Yanına varınca onun zırh dikmekte olduğunu gördü. Bunun ne işe yaradığını merâk etti. Fakat sormadı. Hikmet ehli olması ona engel oldu. Dilini tuttu. Davûd aleyhisselâm zırhını bitirince ayağa kalktı. Onu giydi. Sonra, “ Harp için zırh ne iyi şey! Harp için zırh yapan insan ne iyi insan!” dedi. Sormadan sorusunun cevabını alan Lokman Hakîm de şöyle dedi: “Sükût gerçekten bir hikmet imiş. Yazık ki onu yapan azdır.” İlim bir kemâldir, bir zînettir. Sükût da selâmettir. Konuşmalarda sözü uzatmamalıdır. Sükût eden, konuşmayan pişmanlık duymaz. Fakat kişi konuştuklarından defalarca pişmanlık duymuştur. “Yiğidi öldüren, ayak sürçmesi değil, dil sürçmesidir “ demişlerdir. Yiğit, dilinin hatâsı sebebiyle değerini düşürür. Hapsedilmeğe dilden daha lâyık bir şey yoktur. Kişinin dilinde, konuşmasında, kendisini hiç ilgilendirmeyen nice sözler bulunur. Onu ağza sağlam bir kilitle kilitlemek gerekir. Şakacı kimselerden çıkmış nice sözler vardır ki, âdetâ yaydan fırlamış bir ok gibi sâhiplerini ansızın mahvetmişlerdir. Başkasını güldüreyim derken kendisi küfre düşmüş, dinden çıkmıştır. Sükût etmek, şaka sözden de hayırlıdır. Sükût eden selâmet bulur. Mutlaka konuşmak zorunda kalan âdil konuşmalıdır. Dostların yanında da ifrâta kaçmamalıdır. Hikmet ehlinden biri buyurdu ki: Sükûtta, dili korumada, yedibin fayda vardır. Bu yedibin faydanın tamamı yedi cümle ile ifâde edilmiştir. Bu yedi cümle şunlar: 1-Sükût, zahmetsiz, meşakkatsiz bir ibâdettir. 2-Sükût, mücevhersiz bir zînettir. 3-Sükût, kuvvetsiz, hâkimiyetsiz bir heybettir. 4-Sükût, sûrsuz bir kaledir. 5-Sükût, hiç bir kimseden özür dilemeğe muhtâç olmamaktır. 6-Sükût, Kirâmen Kâtibin meleklerinin rahatıdır. 7-Sükût, kusûrlarla ayıpların birer örtüsüdür. Âlimin süsü, câhilin örtüsüdür. > Tel: 0 212 - 454 38 21 Faks: 0 212 - 454 38 29
Reklamı Geç
KAPAT