BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Huyu değişti!

Huyu değişti!

Beklendiği gibi, temmuz enflasyonu yüksek çıktı. Bu konjonktürde önemli olan nedir? Önemli olan, son üç ay itibariyle kuyruğu diken enflasyonun, trend oluşturarak, ülkeyi yeniden yüksek kronik enflasyon sarmalına sokmamasıdır.



Beklendiği gibi, temmuz enflasyonu yüksek çıktı. Bu konjonktürde önemli olan nedir? Önemli olan, son üç ay itibariyle kuyruğu diken enflasyonun, trend oluşturarak, ülkeyi yeniden yüksek kronik enflasyon sarmalına sokmamasıdır. Böyle bir yörüngeye oturabilmek için: *Para ve maliye politikalarının enflasyonist baskıları tescil edecek şekilde gevşemesi, mali disiplinin havlu atması, IMF destekli istikrar programının çöpe atılması. *”-Kur artışı-enflasyon-kur artışı...” kısır döngüsünün ekonomiye egemen olması. *Geçmişin enflasyonunun, geleceğin enflasyonunu belirler hale gelmesi, yani enflasyonist beklentilerin kök salması, gerekiyor. Memnuniyetle belirtelim ki, şimdilik böyle bir ihtimal söz konusu değil. Nasıl becerdik? Peki bu işler, vaktiyle nasıl oluyordu? Sistem “örgütlenmiş sorumsuzluk” ekseninde yapılandırıldığı için, ülkemizde, enflasyonun da sahibi yoktu. Enflasyon, “nesebi gayr-i sahih” bir organizmayı andırıyordu. Deyim yerindeyse, enflasyonun “anası” belliydi, ama “babası” muhtelifti! Geçmişte, kamu açıklarının finansmanına katkı yapmakla, Hazine’ye kısa vadeli avans açmakla yükümlü bir Merkez Bankası (MB) vardı. MB’nin attığı her adım, enflasyonist beklentileri tescil etmekten ve perçinlemekten başka bir işe yaramıyordu. Şubat 2001 krizinden sonra, araçlarını seçmekte özerk bir MB ile tanıştık. MB, fiyat istikrarını sahiplendi. Özerklik, bir “yetki ve sorumluluk” paylaşımını simgeliyor. Özerklik, kaçınılmaz olarak “saydamlık ve hesap verme sorumluluğu” diye tanımlanan iki ilkenin gereklerinin yerine getirilmesini zorunlu kılıyor. MB, “saydamlık ve hesap verme sorumluluğu” çerçevesinde piyasalara enformasyon aktarıyor, beklentileri yönetmeye çalışıyor. Enflasyon 2002, 2003, 2004 ve 2005 yılları itibariyle, hızlı bir düşüş sergiledi; hedefin altına indi. Bu arada, büyüme hedefleri de aşıldı, ama cari açık istenmeyen bir yan ürün olarak program tahminlerin üzerine çıktı. 32 yıllık bir zaman diliminden sonra, 2004’te tek haneye inen enflasyonun düşme hızı, 2005 yılında zayıfladı, direnmeye başladı. Direnç, “enflasyon hedeflemesi” diye bilinen çıpa ile yaşamaya başladığımız 2006’da da devam etti. Geçtiğimiz mayıs ayında uç veren türbülansla birlikte, enflasyon yeniden çift haneli oldu. Direniyor! Anlaşılıyor ki enflasyonu tek hanede tutmak kolay olmayacak. Tek hanede direnç gösteren enflasyon, “Büyümeden fedakârlık etmezseniz, düşmem! Büyümeyi azaltmak zorundasınız!” tarzında bir mesaj verirse, o zaman işimiz çok zor demektir. Böyle bir mesaj, siyasi iktidarı da tedirgin eder. “Düşük enflasyon mu, büyüme mi?” tarzında bir ikilem gündeme geldiğinde, MB açısından öncelik, elbette düşük enflasyona ve fiyat istikrarına verilecektir. 12 AB üyesi ülkenin ortalama enflasyonunun yüzde 2.5 olduğunu düşünürsek, fiyat istikrarına giden yolda, bir hayli terleyeceğimizi söyleyebiliriz. *** Bir kere daha soralım: *Fiyat istikrarı olmadan finansal istikrar, finansal istikrar olmadan makroekonomik istikrar sağlanabilir mi? *Fiyat istikrarını hançerleyerek; istihdamı artırmak, gelir dağılımını düzeltmek mümkün mü? *Dünya üzerinde, fiyat istikrarını telef ederek, sürdürülebilir büyüme ve kalkınma yörüngesine girebilmiş bir tane ülke var mı? Bilen varsa, söylesin!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT