BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kader

Kader

“Gençler bilebilseydi, yaşlılar yapabilseydi” der bir söz. Derin ve acı veren bir gerçek işte.



“Gençler bilebilseydi, yaşlılar yapabilseydi” der bir söz. Derin ve acı veren bir gerçek işte. Gençken, damarlarınızdaki kan daha hızlı ve daha heyecanla akarken, bütün dünyayı değiştirebilirmişsiniz gibi hissediyorsunuz. Aklınızdan geçen fikirler birbirinden ilginç oluyor. Daha asi, daha agresif ve daha inatçı davranıyorsunuz. Önünüzde hiç bitmeyecekmiş gibi uzanan bir hayat ve size sınırsız gibi gözüken fırsatlar oluyor. Her yeni günün yeni ve hoş sürprizler getireceği düşüncesinin esiri olup eldekileri bol keseden dağıtmak bir çeşit cesaret gösterisi haline geliyor. Ama bu arada sinsi bir düşman hiç durmadan ve kendisini hissettirmeden ilerliyor. İsmi; zaman. Onu durdurabilecek hiçbir silah yok. Sizin için günün birinde dursa bile diğer canlılar için işlemeye devam edecek. Dünyada geçirdiğimiz her günün bir diğer anlamı, sona bir adım daha yaklaşmamız. Yaşamak sandığımız soluk alışverişi aslında hergün ölmek. Yaşlanmaksa, kaba bir tabirle, günden güne tazeliğini yitirmek; yani bayatlamak... Düz mantıkla bakıldığında yaşlanmanın özenilecek bir tarafı yok. Ama dünya düzeninin o alaycı çifte standartı elbette sahneye çıkmak peşinde. Yaşlandıkça daha verimli çalışan eşsiz bir organ mevcut. Beyin! Beyin, akıl denen soyut kavram ve tecrübe adı verilen yardımcı oyuncuyla buluştuğunda, ortaya en güzel gençlik günlerinde ulaşılamayan bir kıvam çıkıyor. Kaybetme ihtimali kapıya dayanmış ve hayat artık sınırsız gözükmemeye başladığında toparlanıyorsunuz. İtici bir iç hesaplaşmaya girişiyor ve muhasebeye başlıyorsunuz. Bu oyunun en sıkıcı yanı ise “keşke” başlıklı bölüm ler. Çünkü bir kere başladınız mı sonu gelmiyor ve artık yapacak hiçbir şey yok. İstediğiniz kadar “keşke” diye başlayan cümle kurun, geri sarmak ve o ana dönmek mümkün değil. İşin ironik yanı ise şu. Siz, zamanında bir yol ayrımına gelmişsiniz ve tercihinizi kullanmışsınız. Şimdi aradan yıllar geçtikten sonra yaptığınız seçimin sonuçlarını biliyorsunuz. Belki memnun değilsiniz ve başlıyorsunuz “keşke öyle yapmasaydım” faslına. Ama aslında öbür türlü yapsaydınız ne olacağınızı bilmiyorsunuz. Yani diğer yol hâlâ bilinmezliğini koruyor. Bu anlamda tüm tercihlerinizi, geriye dönüp aksi istikamette kullansanız belki de ortaya daha vahim sonuçlar çıkacak. Düşünce zincirinde bu noktaya ulaşınca bir cankurtaranınız var. Kader! Hiçbirimiz yaratılmadan önce ilahi olarak yazılmış hayat senaryolarımız... Yani aslında ne zaman hangi yol ayrımına geleceğimiz ve seçimimizi nasıl kullanacağımız hep önceden belli. Kaza ve kader konuları, ancak uzmanları tarafından ele alınabilecek derin ve tehlikeli konu başlıkları. Çünkü tam anlaşılmadığında kişiyi sıkıntıya sokabilecek akıl karışıklıklarına yol açabiliyor. İradeyi saf dışı bırakmak çizgisine itibeliyor. Ama yine de sonuçta kader var. Zaten kadere iman ettik. Dönüp dolaşıp başladığımız yere vardığımızda görüyoruz ki “keşke” kelimesi aslında sözlüğümüzde bulunmaması gereken bir sözcük. Olası tek faydası, bundan sonraki hayatımızda doğru kararları verebilmemiz için ders teşkil etmesi. Uzun sözün kısası, bütün sağlık problemlerine, bıkkınlıklarına ve yorgunluklarına rağmen yaşlılar müthiş bir hazineye sahip. Gençler ise dolu dizgin yaşamlarında bu hazineye sahip olabilmek için bir şeyden vazgeçmek mecburiyetinde. Gençlikten! Sözün özü Yaşam, yana yana sönen ve her çocuk doğduğunda yeniden parlayan bir alevdir. LEVHA Korkmayın, mutluluk duymadan yaşamasını öğrendi o genç!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT