BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > “Geçmiş olsun arkadaş!”

“Geçmiş olsun arkadaş!”

Yusuf usta onun bu tip bahanelerle sık sık kaytardığını biliyordu.



Yusuf usta onun bu tip bahanelerle sık sık kaytardığını biliyordu. Azarlamadan edemedi: -Ülen bir gün doğru çalıştığını görmedim be! Senin yüzünden kaç kere azar işittim. On dakikaya kadar gelmezsen bugün çalışmadı yazarım bilmiş ol! Mahmut yılıştı: -İdare ediver be ustacığım. Şu meret inşaat da bitince memlekete dönüyorum işte. İnsan hemşehrisine böyle mi yapar? Yusuf usta uzaklaşıp giden Mahmut’un ardından bakarak; -Ülen gitsen de kurtulsam be! diye söylendi. Ayyaş herif seni! Tövbe tövbee... Az sonra Yusuf usta inşaata girerken, Mahmut kum yığınları arkasında zuladan çıkardığı içki şişesini çoktan kafaya dikmişti bile... * * * Yüzü sinirden kıpkırmızı kesilmiş doktor bir yandan dinleme cihazını Bekir’in çıplak göğsünde gezdiriyor, bir yandan da öfkeyle soluyarak söyleniyordu: -Mideni yıkamasaydım ölüp gidecektin! Ben sana ikiden fazla alma diyorum, sen bütün şişeyi bitiriyorsun... Bekir başını kaldırıp üzüntüyle doktora bakarak; -Ağrım çok şiddetliydi, dedi, dayanamadım... Doktor başını salladı: -Biliyorum oğlum, ama dayanmalısın. Bu haplarda yüksek dozda uyuşturucu var, alışkanlık yapar sonra. Bekir boynunu büktü: -Söz veriyorum doktor bey, dedi, bir daha ikiden fazla almam. Ne olur, ağrılarım geçinceye kadar kesmeyin ilacımı. Doktor bir müddet Bekir’e baktı. Bu garip delikanlıya acımış gibi bir hali vardı. Ağır ağır başını salladı. İlaçların bulunduğu rafa giderek kilitli olan cam sürgüyü açtı ve Bekir’in kullandığı haplardan bir şişe daha aldı. Bekir dikkatle doktoru izliyor, ilacın yerini öğrenmeye çalışıyordu. Doktor şişeyi getirip Bekir’e verdi. Bekir şişeyi alıp iki eliyle göğsüne bastırarak minnetle doktora baktı: -Allah razı olsun, diye dua etti. Doktor başını salladı. Sonra çıktı odadan. Bekir’in yüzündeki gülümseme yavaş yavaş yerini ciddi bir ifadeye bırakmıştı. Bakışları kapıdan ilaçların bulunduğu camekâna kaydı. Kilitlenmemişti. Heyecanlandı. Aceleyle şişeyi yatağın üstündeki parkasının cebine sokuşturarak ranzadan indi. Birden bacağı acı ile yanmaya başladı. Yüzünü buruşturarak bir müddet acının dinmesini bekledi. Sonra yaralı bacağını sürüyüp, diğerinin üzerinde zıplaya zıplaya yürüyerek raflara kadar geldi. Aceleyle cam sürgüyü açıp kendi ilacının aynını aramaya başladı. Birkaç tanesini alarak baktı ve yerine koydu. Dışardan birtakım sesler duyar gibi olmuştu. Sanki birileri konuşarak yaklaşıyordu. Heyecanla dönüp kapıya baktı. Sonra dönüp raflara baktı. Hızlı hızlı soluyordu. Son anda aradığı ilaç şişesini farketmişti. Hemen şişeyi kaptığı gibi sürgüyü sürdü ve hızlı hızlı sekerek kendini yatağa zor attı. Tam o sırada kapı açıldı ve doktorla Yusuf birlikte içeri girdiler. Yusuf’un elinde bir torba vardı. -İşte sana bahsettiğim Yusuf usta, dedi doktor. Kendisi Türk işçilerinden sorumludur. Yusuf ile Bekir gözgöze geldiler. -Geçmiş olsun arkadaş. -Sağol. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT