BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Pehlevi olmayan Pehlevi: Rıza Şah Pehlevi

Pehlevi olmayan Pehlevi: Rıza Şah Pehlevi

Pehleviler asırlar evvel yaşamış güçlü ve itibarlı bir hanedandır, lakin Mazenderanlı Rıza’nın bu soy ile uzaktan yakından alakası bulunmaz....



Pehleviler asırlar evvel yaşamış güçlü ve itibarlı bir hanedandır, lakin Mazenderanlı Rıza’nın bu soy ile uzaktan yakından alakası bulunmaz.... ç tane Rıza Pehlevi var. Birincisi Rıza Şah, ikincisi oğlu Şah Rıza, üçüncüsü şah olamamış torun Rıza... Bugün büyükbabayı anlatalım diğerleri sonraya... 1890’lar... Mazenderan Rıza benzerlerinden binlercesi olan bir tıfıldır o yıllarda... Zira mektep medrese göremez, mürekkep yalayamaz. Hazar’ın güney kıyıları bereketlidir ama bunlar Savadkuh adlı sarp ücra bir köyde yaşarlar. Delikanlının gözü yüksektedir, akranları gibi hayvan güdemez, ırgatlık yapamaz. Anası bakar olacak değil, tutar elinden Tahran’da iş bakar. Rus elçiliğine kavas (hademe gibi bir şey) alındığını duyunca, kapısını çalarlar. Rıza’nın boyuna posuna bakar, icabında muhafız olarak da kullanırız der işe alırlar. Yıllarca çalışır, sıradan bir çavuş olur o kadar. Bir ara Çar Nikola’nın kız kardeşi Grandüşes Kseniya İran’ı ziyaret eder. Araba gezintisi yaptıkları günlerden birinde üç beş hırpani yollarını kesmeye kalkar. Rıza belinden emaneti çıkarıp üzerlerine sıkar, adamlar dağılırlar. Bu hizmetinden dolayı onu Tiflis’e yollar, 6 aylık bir eğitimin ardından subay yaparlar. Rıza hırs küpüdür, sürekli hangi damardan kan alacağını, hangi rüzgara yelken açacağını hesaplar. O vakitler İran’da Türk Kaçar Hanedanı hüküm sürmektedir, lakin Ahmed Şah gençtir, tecrübesizdir. Doğru dürüst askeri, silahı yoktur, ambarlar boştur, kasasında mangır bulunmaz. Dahası Ruslar ve İngilizler kabus gibi üzerine çökmüştür, nefes aldırmazlar. Yetişmiş insanı ara ki bulasın, ne hariciyeci, ne bürokrat... Çok az insanı eğitebilir, sağlık hizmeti sunamaz. Şikayet mebzul, çare meçhul olunca şahlığın da tadı kaçar, ülke bölünmenin eşiğinde bocalar. İHTİLALCİ RIZA O günlerde İran’daki Rus birliklerinin başında Likhov adlı bir Albay vardır, lakin Marksist temayüllerini saklayamaz. Adı komüniste çıkanın hiç şansı olmaz. Çar onu görevden alır, sürgüne yollar. Komuta hiç ummadığı bir anda Rıza’ya kalır, rütbesi (ve hırsı) artar. Zaten ortalık toz dumandır, ihtilal için bundan müsait zemin bulunmaz. Evet, onu yetiştiren Ruslardır ama kafasındaki darbeyi İngilizlerle yapmayı planlar. Güneş batmaz imparatorluğa yamanır, güçlüye oynar. Peki kullanılacak adam? O hiiiç mesele değildir, ayak takımı ayaklanmaya dünden hazırdır. İçinde bolca “şan, şeref, kahraman” geçen bir nutuk hazırlar, sesini kah duyguyla titretir, kah cengaverce gürletir, çapulcuları peşine takar. Soğuk bir şubat günüdür, 1200 ihtilalci ile Tahran’a girer, Ahmet Şah karşı koymaz. Gazeteci dostu, kankası Ziyaeddin Tabatabai’yi Başvekil ilan eder kendini de Başkomutan yapar (1921). Sonra Savaş Bakanlığını daha münasip bulur. Ustaca manevralarla rakiplerini yıldırır, zamanı gelince Tabatabai’nin de ayağını kaydırır. Nitekim Ahmed Şahı sınırdışı eder ve postu saraya yayar. SONRADAN SOYLU Artık Şehinşah (Şahların şahı) denilmektedir ona, koca koca adamlar önünde eğilmekte, ayaklarına kapanmaktadırlar. Ama Rıza bununla da yetinmez, makamın zürriyetine intikali için Pehlevi adlı bir hanedan kurar (1926). Junior Rızayı veliahd ilan ettiğinde çocukcağız yedi yaşındadır daha. Pehleviler asırlar evvelinde yaşamış bir han sülalesidir aslında. Bu isim şüphesiz İranlıların kulağını okşar. Ama Mazenderanlı Rıza’nın bu soy ile yakından uzaktan alakası bulunmaz. Evet saltanatı kolay kazanmıştır ama kolay kaptırmamalıdır. Ahmet Şah’ın hatalarından ders çıkarır, tedbiri elden bırakmaz. Bir kere Şah dediğin adamın güçlü bir ordusu olmalıdır, elini çırptı mı muhafızlar, fedailer koşuşturmalıdır. Yoksa ona da onun yaptıklarını yapar, kulağından tuttukları gibi kapı önüne koyarlar. İlk işi 40 bin nefer toplamak olur. Modern silahlar alır, dosta güven verir, düşmana korku salar. Korkunç bir mal açlığı vardır, nerede yeşil bir vadi, şirin bir köy, albenili mağaza, ya da oturaklı bir bina görse el koyar. Şahsi serveti katlana katlana artar, gün gelir üç bin köyün marabası (iki yüz bin kişiyi aşar) ona çalışırlar, zenginleştikçe tamahı artar. Bu yağmadan sebeplenmek isteyen fırsatçılar her söylediğini alkışlar, methiyeler yağdırırlar. Uğruna şiirler okur, besteler yaparlar. Resimlerini asan asana, büstünü açan açana... Kafasında ulusçu bir devlet modeli vardır, bu yüzden İran bayrağına Pers ve Sasani alametlerini (aslan ve güneşi) ekletir, Zerdüşt geçmişe de vurgu yapar. HİZAYA GİRİN!.. Merasim kıtaları rap rap yürüdükçe majesteleri kibre kapılır ve halkını ıslaha kalkar. Evet, ülkeyi geri kalmışlıktan kurtarmanın zamanı gelmiş de geçiyordur bile! Bir an önce şu doğululuktan kurtulmalı, batılı gibi olmalıdırlar. Zorbadır da militanlarını milletin üstüne salar, kadın demez, yaşlı demez, tokadı basarlar. Subaylar göstere göstere sarıklı tekmeler, çarşaf yırtarlar. İmam-ı Ali Rıza Hazretlerinin medfun olduğu Meşhed daha dindar bir muhittir, halk memnuniyetsizliğini saklayamaz. Vay sen misin ulu Şaha karşı koyan, zemini kıpkızıl kana boyarlar. Büyüyen orduyu beslemenin yolu vergileri artırmaktan geçer. O da öyle yapar, tepkileri sallamaz. Göçebe kabilelerin elinden silahlarını alır, çobanları zorla yerleşik düzene sokar. Yiğidi öldür hakkını yeme demişler, hayırlı işlerini de yazalım bu arada. Mesela yabancılarla imzalanmış tek yanlı antlaşmaların alayını iptal eder, kimseye imtiyaz tanımaz. Ecnebi bankaları devletleştirir, ulaşımı millileştirmeye çabalar. Bu arada Trans-İran Demiryolu’nu yaptırır, şehirleri birbirine bağlar. Yeteri kadar olmasa da mektepler, yollar, hastaneler açar. Rıza Şah’ı ittihatçılara benzetenlere hak vermek gerek, zira o da aynı hataları tekrarlar. Bir Hitler hayranıdır, 2. Cihan Harbinde Almanlara oynar. Naziler ilerledikçe heyecanlanır, açıktan alkış tutar. Ona güvenip gelen müttefik zırhlılarına zerre petrol koklatmaz. Yetmez Rusya’ya malzeme gönderemesinler diye Trans İran yolunu kapar. Sana bu makamı bahşedenlere dirsek göstereceksin ha, yedirmezler adama. AKLINA MI GELİR Şehinşah kendinden emindir, korkmaz. Emrinde ateş gücü yüksek bir ordu vardır. Savaşır icabında... Gelgelelim Kızıl Ordu birlikleri görününce ortada ordu mordu kalmaz. Cami basmakta, cemaat dipçiklemekte mahir olan subaylar onu yüz üstü bırakıp kaçarlar. Askerler kimseye sormadan kışlalardan ayrılır, memleketlerinin yolunu tutarlar. Halkına sığınsa... İyi ama nasıl? Hem hangi suratla? Tek kelime ile “Şok!” Şah mat olmuştur, şaşkınlığını izah edecek söz bulamaz. Düşünün Tahran’daki 15 tümen asker tek mermi sıkmadan havlu atar. Böyle döneklik görülmüş şey değildir, yanlışı nerede yapmıştır acaba? Artık bulutlarda uçmanın manası yoktur, ayakları yere basar. Oğlu Rıza’nın saltanatını garantiye alır ve önüne konan bütün evrakları imzalar. Niyeti Kanada’ya gitmektir ama İngilizler onu Mauritius ve Johannesburg gibi kel alaka yerlerde dolandırırlar. Bir hemşehri ile iki satır Farisi konuşmak için neler vermez ki, ömrünün son yıllarında hep bu hasretle yaşar. Pişmandır ama meğer ki geçmiş ola. Sersefil ölür, gurbet ellerde kalır. Adı anıldığında halkının yüzü buruşur hâlâ... KÜÇÜK PRENS Rıza Pehlevi çocukluğunu yaşayamadan veliaht olur. Resmi kıyafetler giyip merasimlere katıldığında 7 yaşındadır daha... SARAYA DOLUŞURLAR Rıza Şah basit bir çavuş iken imparator olur, çoluk çocuk saraya doluşurlar. Saltanat kolay gelmiştir, bu yüzden kaybetmekten çok korkar. İlk işi güçlü bir ordu kurmak olur ama... PROFİLDEN OLSUN Her diktatör gibi o da görüntü vermeye meraklıdır, yerli yabancı ressamların karşısında saatlerce durur portrelerini yaptırır. Ancak halkının gönlünde, zihninde iyi bir iz bırakamaz, adı anıldı mı yüzler buruşur hâlâ... TEK YURT DIŞI GEZİSİNİ TÜRKİYE’YE YAPTI Rıza Şah bir M. Kemal hayranıdır. Nitekim iktidarı dönemindeki tek yurt dışı gezisini de Türkiye’ye (1934) yapar. M. Kemal, Rıza Şahı imparatorlar gibi ağırlar. Uğruna destanlar yazdırır (Özsoy Destanı - Münir Hayri Egeli ) besteler (ilk yerli opera - Adnan Saygun) yaptırır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT