BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Temel’in yeri

Temel’in yeri

Doktor hastası Temel’e “Her türlü kafa işinden vazgeçmeniz gerekecek” demiş... Temel, “Öyleyse mahvoldum gitti doktor bey” diye bağırmış... Doktor sormuş; “Yazar mısınız, bankacı mı?...” “-Hayır... Berberim...”



Doktor hastası Temel’e “Her türlü kafa işinden vazgeçmeniz gerekecek” demiş... Temel, “Öyleyse mahvoldum gitti doktor bey” diye bağırmış... Doktor sormuş; “Yazar mısınız, bankacı mı?...” “-Hayır... Berberim...” bizimkiler Serdar, bayram ziyareti için akrabaları gezmektedir... Hatta Ümraniye’deki anneanneye gider... Vedalaşma saati geldiğinde hepsinin tek tek elini öper... Birlikte gittiği ve birlikte eve dönecekleri anne ve babasının da... Düğünü yakında... tuzaktan kumanda (...NTV-Haydi Gel Bizimle Ol) PINAR KÜR: Başbakan üç çocuk yapın diyor ama bebekler hastanelerde ölüyor... ÇİĞDEM ANAD: İyi de prematüre çocuk yapın demedi ki... *** (...TÜRKMAX-Hülya Avşar Stüdyosu) RABİA YALÇIN (Türbanlı Modacı): 23 yaşında kızım, 18 yaşında oğlum var... HÜLYA AVŞAR: Onlar da örtülü mü?... kritik “-Nişantaşı kafelerinde kocasının paralarını yiyenlerden asla olmadım, olmam da... Bir gün ben de gittim o kafelere, 10 dakika zor dayandım...” (...Ece Erken) *iğnelik... > PAMUK İPLİĞİCevval bir delikanlı, İdim şimdi ne oldum? Kımıldayan bir canlı, Oldum sarardım soldum! Tuttuğumu koparır, Bilekleri bükerdim! Vazifemi kotarır, Aslan gibi kükrerdim! Çektim sineye bahtı, Yaşadım garipliği... Saçım sırma siyahtı, Oldu pamuk ipliği! > (...Sefa Koyuncu) tebeşir tozu “-Büyük bir uygarlık fethedilemez... Ancak o kendini yok edebilir...” (...Will Durant) S.Ö.Z. der ki; “-30 yaşına kadar yıllar yavaş, günler hızlı... 30’undan sonra günler yavaş, yıllar hızlı geçer...” (...Etmek için 35 yıl beklediği müthiş S.Ö.Z.leri) kadınlar&erkekler İngiliz şairi Milton gözlerinin âmâ olmasından sonra yeni bir evlilik yapmış... Kendini ziyaret eden bir dostu, şaire yeni hanımının nazik ve bir gül kadar güzel olduğunu söylemiş... Milton, “Haklısınız” demiş, “-Her ne kadar gülü görmüyorsam da, dikenlerini hissediyorum...” bizim ora > (...Azerbaycan Devlet Televiziyazı’nın yayın akışı) -Efsanevi ulduzlar: “Fredi Merkuri” -Bedii film: “Hörümçek adam” -“Seni ahtarıram” Aslan Qehremanov Teletamaşa -Azerbaycan kinosu: “Hem ziyaret, hem ticaret” -Halq teraneleri: Çıhış edir “Beri bah” qrupu -Heberler ve hava haqqında (Şenbe ve Bazar günlerinden başqa her gün) - “Ses hezinemizden” Yaver Kelenterli, Seyid Şuşinski -”Duyğu” Gencler üçün proqram -Harici ölke bestekarlarının kino musiqisi -Bedii film: “Tercümeçi qız” -Televiziya filmi: “Pire qayıdan yol” -”Salam, Esger” (Herbi-vetenperverlik proqramı) -”Uşaq dünyası” (Uşaqlar üçün eylenceli bilgi proqramı) - “Musiqimizin düneni ve bu günü” -Ahşamınız heyir: Duyğu yarpaqları - Hikmet Ziya -Cizgi filmi. Serial: “Seylormun. Ay denizçi geyiminde” -Bedii film: “Men kimem?” -”Hamımızın bir Veteni” - Mahnı ve tesnifler -Bedii film: “Al Kapone ve uşaqları” -Yeniyetmeler üçün proqram: “Yetkinlik” Bir film diyaloğu! “-Otomobil yarışçıları doktora, cenazeye gitmez... Onların gittiği tek cenaze, kendi cenazeleridir...” (...Yıldırım Günleri filminden) hayata dair İnsanın kendi iç dünyasına bakmak istemediği zaman bahaneler bulması dünyanın en kolay şeyidir. Dıştan bir suçlu her zaman vardır... Suçun -ya da daha iyisi sorumluluğun- yalnızca bize ait olduğunu kabullenmek çok cesaret ister... Gene de sana söylemiş olduğum gibi, ilerleyebilmek için tek yol budur... Eğer hayat bir yolsa, her zaman yokuş yukarı giden bir yoldur... (...Susanna Tamaro) Hoca Nasreddin bir gün! O da bir şey mi? Bir gün, Hoca görür ki, Bedesten pazarında, Bir kılıç satılıyor, Yüz akçe fiyatında. ... Merakını celbeder, Bu iş Hoca merhumun. Yaklaşıp hikmetini, Onlardan sorar bunun. ... Der: (Yahu bu kılıcın, Yenisi on akçedir. Siz yüz akçe dersiniz, Acaba sebep nedir?) ... Derler: (Hoca Efendi, Bunun marifeti var. Havale edildi mi, Tam iki arşın uzar.) ... Duyunca Hoca bunu, Koşup gider evine. Sobanın maşasıyla, Döner pazar yerine. ... Satılık mı? diyene, (Satıyorum evet) der, (Fiyatı fazla değil, İkiyüz akçe yeter.) ... Derler ki: (Delirdin mi. Sen neler söylüyorsun? Bu, bir akçe etmezken, Sen iki yüz diyorsun.) ... Der ki: (Siz, az önce bir, Kılıç satıyordunuz. Fiyatını sorana, Yüz akçe diyordunuz. ... Havale edilince, Uzarmış iki arşın. Halbuki marifeti, Daha çok bu maşanın. ... Hanım, bana kızıp da, Buna el attığında, Maalesef on arşından, Fazla uzar anında!..) (...Serdar Uyan)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT