BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mihnete şükretmeyen, nimete şükredemez

Mihnete şükretmeyen, nimete şükredemez

Çeşitli sıkıntılara ve geçim darlığına düşen bir kimse, istiğfara devam etmeli ve bu hâli yani işlediği günahlarının karşılığının dünyada verilmesi hâlini de, ni’met bilmelidir, şükretmelidir...



Bu dün­yâ, im­ti­hân ye­ri­dir. Bu­ra­da hak ile bâ­tıl, hak­lı ile hak­sız ka­rı­şık­tır. Dün­yâ­da îmân eden­le­re sı­kın­tı­lar, be­lâ­lar ve­ril­me­yip yal­nız in­kâr eden­le­re ve­ril­sey­di, dost, düş­man­dan ay­rı­lır, bel­li olur ve im­ti­hâ­nın fay­da­sı kal­maz­dı. Ay­rı­ca An­ke­bût sû­re­si­nin 2. âyet-i ke­rî­me­sin­de meâ­len; (İn­san­la­rın, îmân et­tik de­mek­le bı­ra­kıl­ma­ya­rak, din yo­lun­da kar­şı­la­şa­cak­la­rı sı­kın­tı­la­ra kat­lan­ma­la­rı­na gö­re, îmân et­tik söz­le­ri­nin doğ­ru ve­yâ ya­lan ol­du­ğu an­la­şı­la­ca­ğı) bu­yu­rul­mak­ta­dır ki, bu âyet-i ke­rî­me­de, sı­kın­tı­la­ra da­yan­ma­nın çok mü­him ol­du­ğu an­la­tıl­mak­ta­dır. Al­la­hü teâ­lâ her şe­ye kâ­dir­dir. Îmân eden­le­re hem dün­yâ­da, hem de âhi­ret­te râ­hat­lık ve­re­bi­lir­di. Fa­kat Al­la­hü te­âlâ­nın âde­ti böy­le de­ğil­dir. Kud­re­ti­ni hik­me­ti ve âde­ti, iş­le­ri­ni, ya­rat­ma­sı­nı da, se­bep­ler al­tın­da giz­le­miş­tir. Ay­rı­ca mü’min­le­rin dün­yâ­da elem çek­me­si, âhi­ret ni’met­le­ri­nin kıy­me­ti­ni bil­me­le­ri için­dir. Din bü­yük­le­ri ve sâ­lih kul­lar için, sev­gi­li­nin is­te­di­ği be­lâ­lar, kıy­met­li­dir. Dün­yâ­da mü’min­ler, mih­net, sı­kın­tı çe­ker­se, dost düş­man­dan ay­rıl­mış olur ve be­lâ­lar, mü’min­ler için gü­nâh­la­ra kef­fâ­ret­tir. SI­KIN­TI­NIN RE­ÇE­TE­Sİ!.. Ah­med Yek­dest Cür­yâ­nî haz­ret­le­ri; “Dün­yâ­nın esâ­sı mih­net, sı­kın­tı üze­ri­ne ku­rul­muş­tur. Sı­kın­tı­nın ise sab­ret­mek­ten baş­ka re­çe­te­si, kat­lan­mak­tan baş­ka kur­tu­luş yo­lu yok­tur. Şu üç sa­bır çok sev­gi­li­dir. Bun­lar; tâ­at­te, Hak­ka kul­luk­ta, gü­nah iş­le­me­mek­te, be­lâ ve mih­net ânın­da sa­bır­dır” bu­yur­muş­tur. Dün­yâ, âşık­la­rı­na mih­net, lez­zet­le­ri­ne al­dan­ma­yan­la­ra ni’met, ibâ­det eden­le­re ka­zanç, ib­ret alan­la­ra hik­met, onu ta­nı­yan­la­ra se­lâ­met ye­ri­dir. Ana rah­mi­ne nis­bet­le Cen­net, âhi­re­te nis­bet­le de, çöp­lük gi­bi­dir. İn­sân­la­rın, sıh­hat­li, sağ­lam, râ­hat, ne­şe­li ya­şa­ma­la­rı­na ve âhi­ret­te de son­suz sa­âde­te ka­vuş­ma­la­rı­na se­bep olan fay­da­lı şey­le­re ni’met de­nir. Mih­net ise, in­sa­na sı­kın­tı ve­ren şey­ler de­mek­tir. Ni’met­le­re şük­ret­mek­le ve sı­kın­tı­la­ra da sab­ret­mek­le em­ro­lun­duk. Hat­ta mih­net ya­ni sı­kın­tı za­man­la­rın­da bi­le şük­ret­me­nin da­ha iyi ol­du­ğu ki­tap­lar­da ya­zı­lı­dır. Ham­det­mek ve şük­ret­mek, Al­la­hü te­âlâ­ya te­şek­kür için kul­la­nı­lır. Bun­lar­dan ham­det­mek ya­ni El­ham­dü­lil­lah de­mek, şük­ret­mek­ten da­ha üs­tün­dür. Çün­kü ham­det­mek, hem dert, be­lâ, sı­kın­tı anın­da, hem de ni’met za­ma­nın­da söy­le­nir. Al­la­hü te­âlâ­nın ver­di­ği elem­ler, ni’met­le­ri gi­bi gü­zel­dir. Ham­det­mek, Al­la­hü te­âlâ­yı öv­me­nin en üs­tün şek­li­dir. Se­vinç hâ­lin­de de, sı­kın­tı hâ­lin­de de ham­de­dil­mek­te­dir. Şü­kür ise, sa­de­ce ni’met za­ma­nın­da söy­le­nir. Ni’met kal­ma­yın­ca, şü­kür de kal­maz. Bu se­bep­le din bü­yük­le­ri, ni’met ve mih­net hâ­lin­de hep; “El­ham­dü­lil­lâ­hi alâ küll-i hâl” di­ye­rek şük­ret­miş­ler­dir. Çün­kü her iki­si­ni de ve­ren, Al­la­hü te­âlâ­dır. İmâm-ı Rab­bâ­nî haz­ret­le­ri bu­yu­ru­yor ki: “İn­sa­nın ya­ra­tıl­ma­sı, ken­di­ni ha­kîr bil­me­si, aşa­ğı gör­me­si için­dir. Bu dün­yâ, Müs­lü­mân­la­rın âhi­ret­le­ri­ne, Cen­net­te­ki ni’met­le­ri­ne gö­re, bir zin­dân gi­bi­dir. Müs­lü­mân­la­rın, bu zin­dân­da zevk ve sa­fâ ara­ma­la­rı, ak­la uy­gun ol­maz. O hâl­de, dün­yâ­da ezi­yet, sı­kın­tı çek­me­ye alış­mak lâ­zım­dır. Bu­ra­da mih­net­le­re kat­lan­mak­tan baş­ka çâ­re yok­tur. İn­san­la­rın üz­me­le­ri­ne da­yan­mak lâ­zım­dır. Al­la­hü teâ­lâ, sev­gi­li Pey­gam­be­ri­ne emir ola­rak, Ah­kâf sû­re­sin­de; (Pey­gam­ber­ler­den Ülül’azm olan­la­rın sab­ret­tik­le­ri gi­bi sen de sab­ret! On­la­ra azâb ve­ril­me­si için du­â et­mek­te ace­le ey­le­me!) meâ­lin­de­ki âyet-i ke­rî­me­yi gön­der­di.” MU­HAB­BE­TİN ŞAR­TI!.. Ne­ti­ce ola­rak in­sân, ne ka­dar dert, be­lâ ve mih­net­le­re dü­çâr olur­sa, ke­mâ­le gel­me­si, ol­gun­laş­ma­sı da o nis­bet­te faz­la olur. Ay­rı­ca mih­net­le­re, sı­kın­tı­la­ra kat­lan­mak, mu­hab­be­tin şart­la­rın­dan­dır. Se­ven, sev­di­ğin­den ge­len her şe­ye kat­la­nır, it­râz et­mez. Al­la­hü te­âlâ­ya kar­şı bir ha­ta iş­le­di­ği za­man he­men is­tiğ­far eder. Zi­ra ha­ta­da ıs­rar et­mek he­lâk ol­ma­ya se­bep­tir. Çe­şit­li sı­kın­tı­la­ra ve ge­çim dar­lı­ğı­na dü­şen bir kim­se, is­tiğ­fa­ra de­vam et­me­li ve bu hâ­li ya­ni iş­le­di­ği gü­nah­la­rı­nın kar­şı­lı­ğı­nın dün­ya­da ve­ril­me­si hâ­li­ni de, ni’met bil­me­li­dir, şük­ret­me­li­dir. Çün­kü mih­net­le­re şük­ret­me­yen, ni­met­le­re şük­re­de­mez.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 107202
    % 0.35
  • 3.5161
    % -0.05
  • 4.128
    % -0.07
  • 4.518
    % -0.41
  • 145.919
    % -0.07
 
 
 
 
 
KAPAT