BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kafkas destanı

Kafkas destanı

Mübarek üç aylarda başlayıp, Ramazan-ı Şerif ve bayramı da içine alan katliâm hâlâ devam ediyor.



Mübarek üç aylarda başlayıp, Ramazan-ı Şerif ve bayramı da içine alan katliâm hâlâ devam ediyor. Kafkaslar’ın dualı mücahitleri Çeçenler destan yazıyor... Bu sadece Çeçenler’in değil, bütün Kafkaslar’ın da direnişidir. Ruslar’ın asırlardır sürdürdüğü bu acımasız ‘soykırım’a karşı bütün dünya sessiz kalmakta, insanlık suçuna adeta çanak tutmaktadır. Burnumuzun dibindeki bu acımasız katliâma sessiz kalmanın ezikliği, hepimizi perişan etmektedir. Hele Çeçenistan işgalini Ruslar’ın iç meselesi gören anlayışın Türk devlet kademelerinde seslendirilmesi; tam bir komşuluk ayıbı olmuştur!.. Rus Hava Kuvvetleri ve topçu birliklerinin yoğun bombardımanına maruz kalan günahsız siviller nâ hak yere can vermektedir. Bu insanlık suçuna karşı direnen mücahitler ‘destan’lar yazarken; acılar ve kayıplar tahammül sınırlarını aşmakta, bardağı taşırmaktadır. Seçimlerde alınması muhtemel üç beş fazla oy uğruna Putin’in başlattığı bu işgalin hukuk ve insanlık açısından hiçbir haklılığı ve gerekçesi yoktur! Ne var ki zulüm görenler Müslüman olunca; uluslararası devlet ve kuruluşların gözü kör, kulağı sağır olmaktadır. Eksik de olsa, Demirel’in tarihi teklifine bile ses vermeyen hür dünyanın samimiyeti nerede? Derler ya “Ağlarsa anam ağlar...” diye. Gerçekten de öyle. Demirel bile Kafkas Paktı” teklifine zavallı Çeçenler’i dahil etmemiştir.. Niye mi? “Rusya’nın içişleri meselesi” var ya. Herhalde ondandır. Peki Kafkaslar ne zaman Rus’un olmuş ki? Hele Çeçenistan ve Çeçenler Ruslar’la tarih boyu mücadele etmişler ve bugüne kadar da ister kızıl ister sarı olsun “İvan”a baş eğmemişlerdir. ‘Dağlı’lar diye tabir edilen Kafkaslar’ın yerli halkı olan Çeçenler’in ‘dramı’ her defasında ‘destan’a dönüşmüş ancak birçok günahsız insan da bu mücadelelerde şehit olmuştur. Rus-Çeçen mücadelesi, bölgenin Müslümanlaşmasından önce de vardı. Bugün ‘Batı’nın anlamak istemediği bu soykırımdaki sebep sadece din değildir. Her ne kadar Şeyh Şamil ile başlayan direnişin itici gücü din olmuş olsa da; düşmanlık kaynağı bitmeyen Rus yayılmacılığı ve emperyalizmdir. Türkiye’nin bu duyguları anlaması zordur. Cihangir millet Türkler’in fetih seferleri ile Rus vahşetini karıştırmamak gerekir. Osmanlı Türk’ünün yönetiminde beşyüz yıl geçiren ülke ve milletler hâlâ fetih öncesinden de daha canlı veya daha dinç durumdadır. Rusya öyle mi? Gerek Çarlık ve gerekse komünist dönemdeki işgallerde bölge halklarının yaşadıkları ortada!.. “Rus’un geçtiği yerde ot bitmez!” derler. Elhak doğrudur. Bu vahşi millet sadece Çeçenistan ve Çeçenler’in değil ‘dünya’nın, ‘insan’lığın ve ‘medeniyet’in de düşmanıdır. “Mevlâm fırsat vermeye!..”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT