BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bitti

Bitti

Bitti mi? Bitti! Peki, görüşürüz. Umarım görüşmeyiz, hoşçakal.



Bitti mi? Bitti! Peki, görüşürüz. Umarım görüşmeyiz, hoşçakal. ... İşte bu kadar. Bir an meselesi olan doğmak ve hayatta kalmak kadar basit ve basitin bütün karmaşasını içinde barındırıyor aynı zamanda. Kolayın aslında zor demek olduğunu öğrenmeye ise yaşlanmak deniyor. Bir şeyin bitebilmesi için öncelikle başlaması gerekir. Kısacası, her zamanki kafa karışıklığı işte. Hayatımızı beyaza boyamış olan kar, inatla kalınlığını korurken bir yandan da bizimle dalga geçiyor. Şehrin yarısı ki bu yarıya ben de dahilim, mahsur kalmış vaziyette, diğer yarısı neredeyse denize girecek. Kim, neye göre ya da neden ödüllendiriliyor, belli değil. Bazı uyanıklar, kendilerini çok zeki ya da çok ileri görüşlü zannederek başkalarına ait günahları tıraşlıyor ve bu uygulamasına pek seviniyor. Tıraşlanmış görüşün sahibi pek de oralı olmuyor. Çünkü sistem içinde, tatlı su uyanıklarının daha kalabalık olduğunun farkında. Ama aynı zamanda şunu çok iyi biliyor ki, uzun vadede gerçekler kazanacak. Buradaki mesele, gerçeğe, gerçekliğini kaybettirmeden soluk aldırabilmek. Kendisini bir ömür boyu kandırabilme lüksüne sahip olanlar, ne denli büyük bir servetin üzerinde oturduklarının farkında değiller. Çünkü hayal dünyasının konforu, gerçekliğin acıtıcı sertliği ile mukayese edilemez. Birisi pembedir, diğeri beyaz. Ve zannedilenin aksine beyaz, siyaha göre çok daha acımasızdır. Beyazın üzerinde hiçbir hatayı örtemezsiniz. Beyaz vardır. Siyah ise yoktur. Siyah, herşeyin karardığı noktadır. Hatta en karanlık gecelerde bile siyah yoktur. Dikkatli bakın, koyu lacivertle karşılaşırsınız. Karanlık korkutucudur zanneder insanlar. Yanlış! Aydınlıktır asıl korkutucu olan. Işığın altında maskelerin altı gözükür. İnsanların görünmek istedikleri ile aslında oldukları arasında ne çok fark vardır. Ne kadar göreceli bir mahluktur insan. İncelenmeye değer ama anlamaya çalışmak dipsiz bir kuyuya dalış yapmak gibi bir şeydir. Çünkü bir gün diğeriyle aynı değildir. Ve hiçbir insan, aslında bir gün önceki kişi değildir. Sürekli değişim geçirir ve bu hareketlilik içinde, değiştiğinin farkına bile varmaz. Banka hesapları, günlük telaşlar, trafik falan derken bu sahteliğin içine gömülürüz. Gerçeklik bizi sonda beklemektedir. Ve son aslında başlangıcın ta kendisidir. Düşünebilme yeteneği verilerek cezalandırılmış olanlar, tahammül etmekte zorluk çekerler. Çünkü bakınca görür onlar. Para, şöhret, mutluluk gibi kavramların pasta süsü gibi bir şey olduğunu ayrımsarlar. Ve pastaların en tatsız tarafları süsleridir zaten. Genellikle süsleri bırakır, içini yersiniz. Hayat da böyle işte. Süslere aldanıp onları hedeflersiniz ama sonuçta hedeflerinizi itekler, içinde varolana dönmeye çalışırsınız. Dönmek, imkansızın öteki adıdır adeta. Hiçbir şey hareketsiz olmadığı için dönmek istediğiniz yer, kişi ya da durumda değişmiştir. Zamanı dikey değil de yatay düşündüğünüzde, her şeyin, her an olmakta olduğunu görürsünüz. Ne durmak ne de dönmek mümkündür. Ancak ilerleyebilirsiniz. Geçmişi aramak ve onu özlemek, olsa olsa acı verir. Belki bu yüzden karın beyazlığı beni bu kez rahatsız etti. Korktuğum için. Beyazla yüzleşmekten çekindiğim, eskiden karı seven Selin’i kaybettiğimi fark ettiğim için. Tavuklar gibiyiz. Piliçken yani gençken daha aptal fakat daha lezzetli, büyüyünce daha göz dolduran ama aynı zamanda çok daha tatsız. Aptal sarışın kavramı belki de bu yüzden yüzyıllardır taraftar buluyor. Kafanız çalışınca yoruluyor ve yoruyorsunuz çünkü. ... -Bitti mi? -Bitti! Sözün özü En uslu köpekler, oyuncak köpeklerdir. LEVHA Herkes herkese garip gelebilir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT