BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Acilen müshil!

Acilen müshil!

Yaz, hasat mevsimi.



Yaz, hasat mevsimi. Ne ekilirse, o biçiliyor. Sadece çiftçiler için değil, öğrenciler için de aynı şey geçerli. Haziran ve Temmuz, mezuniyet törenlerinin yoğunlaştığı aylar. Mezun olanlara ne yapılır? -Nutuk çekilir! *** Diyelim ki, bir mezuniyet törenine gittiniz. Asabi bir adam, kürsüye geliyor ve şunları söylüyor: “...Ellerinizdeki diploma, öğretim denilen ve yazık ki, ilacı henüz keşfedilmemiş müzmin bir hastalığın raporudur.” “Tahsiliniz bugün sona eriyor değil mi? Ellerinize tutuşturulan diplomanın en büyük yalanı budur.Tahsiliniz bugün bitmiyor, bilakis, bugün başlıyor.” “Zekânız bu kokmuş malûmat kadavralarını ne kadar çabuk atarsa, hürriyetine o kadar çabuk kavuşur. Mümkün olsaydı size bugün diploma yerine bir hafıza müshili verir, ilmin bu molozlarını ruhunuzun bağırsaklarından dışarıya çabuk defetmenize hizmet ederdim. Bugünden öteye ilk işiniz, kendinizi bu zoraki bilgi illetinin toksinlerinden kurtarmaya çalışmak olsun.” *** Böyle bir konuşma yapılmış mı, bilmiyorum; ama böyle bir yazı yayınlanmış. Yazının başlığı: Mezunlara Nutuk (*) Peyami Safa, mezun olanlara yukarıdaki cümlelerle seslenmek istermiş. Anlaşılan, 1930’lu ve 1940’lı yılların resmi ezberlerinin ürettiği toksinler, onu bir hayli bunaltmış. Tek Parti’li dönemde, egemen ideolojinin mesajı açıktı: -İnanmasan da, inanıyor gibi yap! Tabulara dokunma, çarpılırsın. Akıllı ol, “ilm-i siyaset” öğren, üç maymunu oyna! -Maskeli dolaş! Aksi takdirde, bedel ödersin. Peki, bu illetten kurtulmak için ne yapılmalıydı? Peyami Safa’nın kaleme aldığı reçetede, “hafıza müshili” ve “defekasyon” önerilmiş. Bize kalırsa, söz konusu müshili öğrencilere değil, sisteme enjekte etmek daha isabetli olurdu. Neden mi? Başbakan Refik Saydam, “Her işimiz, A’dan Z’ye bozuktur” diye sızlanırken, belki de “acilen müshil!” demek istiyordu. Üç tarafı denizlerle, dört tarafı düşmanlarla çevrili ülkemize hararetle tavsiye edilen müshillerden bir tanesinin üzerinde, “Kopenhag Kriterleri” yazıyor, fakat ona mesafeli duruyoruz. Dolayısıyla, “Ankara Kriterleri” ile şişinmeye devam ediyoruz. *** Netice itibariyle, “feçesin yumuşamasını sağlayarak, defekasyonu kolaylaştıran bir laksatif” şimdilerde de çok gerekli. “Laksatif” kifâyet etmezse, daha kuvvetlisi, mesela bir “pürgatif” ne güne duruyor? *** (*) Peyami Safa: Mezunlara Nutuk, Yeni Mecmua, 20 Haziran, 1942
Reklamı Geç
KAPAT