BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Esas mayın kafamızda!..

Esas mayın kafamızda!..

Önceki yazımda, mayınlı arazilerin temizlenmesi gerektiğine vurgu yapıp; temizlenen bu arazilerin temizleyen firmaya kullandırılmasında hiçbir beis görmediğimi yazmıştım. Talip olan firma İsrailli olsa dahi. Sen misin, yazan? Sen misin, çizen? Ziraat mühendisleri... yazarlar... çizerler... tarımla uğraşanlar... doktorlar... gölgede yatanlar... hasılı, aklına esen aradı.



Önceki yazımda, mayınlı arazilerin temizlenmesi gerektiğine vurgu yapıp; temizlenen bu arazilerin temizleyen firmaya kullandırılmasında hiçbir beis görmediğimi yazmıştım. Talip olan firma İsrailli olsa dahi. Sen misin, yazan? Sen misin, çizen? Ziraat mühendisleri... yazarlar... çizerler... tarımla uğraşanlar... doktorlar... gölgede yatanlar... hasılı, aklına esen aradı. Aralarında benim fikrimi destekleyenler var ise de tahmin edeceğiniz gibi, muhalif olanlar çoğunlukta. Benimle aynı kanaati paylaşanlar fazla olsaydı, zaten yazmazdım. Muhalifler çok olduğu için yazıyorum. Ayrıca, muhalefet edenlere binlerce kere teşekkür ederim. En azından medeni bir şekilde tartışıyor, en makulünü bulmaya çalışıyoruz. Mayından arındırılması düşünülen arazi, üç aşağı beş yukarı 650 bin dönüm. Ayrıca, senelerden beri ekilip dikilmediği için dinlenmiş ve humusça zengin. Yani, verimli. Bu arazilerin yabancılara verilmesine itiraz edenlerin üzerinde durduğu nokta işte bu nokta. Böylesine verimli araziler yabancı kişi ve şirketlere verilir mi hiç? Asla verilmesin, kat’a verilmesin!.. İtirazın ikinci konusu da şu: 49 sene çok uzun bir süre. İsrailli bu sürede ihya olup zenginleşir!... Bir diğer itiraz ise şöyle: Paramız yurt dışına gider ve biz fakir kalırız!.. Bir tane daha var ama o bahis mevzu dahi olamaz. Bu toprakları Türk çiftçisi eksin ve zengin olsun!.. Toprak reformu isteniyor yani. Bu tepkileri gören de Türkiye‘nin elinde avucunda Suriye sınırındaki topraklardan başka toprağı yok, sanır. Olsa, kıymetini bilip modern tarım yapacaktık ama yok! Kırk yılda elimize böyle bir fırsat geçti, bari değerlendirelim. Çukurova ve Amik ovaları bizim değil sanki. Onlar var da ne oldu? Eli böğründe duruyor Türk çiftçisi! Hadi, Akdeniz Bölgesi‘nin nevi şahsına münhasır nedenleri var, diyelim. Ya Ege Bölgesi?.. Büyük ve Küçük Menderes ovaları bu bölgede. Gediz ve Bakırçay ovaları da. Neden buralarda ziraat yapıp zengin olunmadı da, Güneydoğu Anadolu‘daki mayınlı arazilerden medet umuyoruz? Karadeniz‘deki Kelkit Vadisi ile Bafra ve Çarşamba ovalarını “es” geçiyorum. Ancak, koskoca Konya Ovası‘nı da “es” geçmemi beklemeyin benden. Yapamam!.. Güneydoğu Anadolu‘nun Harran ve Mezopotamya Ovaları‘nı da mı görmezden geleceğiz?!. Milyonlarca insanı besler bu ovalar ama senelerdir onlar bize, biz onlara bakıyoruz. Sadece bakıyoruz! Erzincan, Iğdır ve Pasinler ovalarını sayıp Doğu Anadolu‘dan Trakya‘ya geçeceğim. Söyleyin bakayım bunca ovada ne yaptık da mayınlı topraklarda yapacağız?!. “O başka, bu başka” demeyin bana; dinletemezsiniz!.. Hemen belirteyim ki, araziyi mayından temizleyen firmanın o topraklarda tarım yapması, çok isabetli bir karar. Biz pimpirikli milletiz. Hiç olmazsa, “Ulan, bu adamlar temizledim diyor ama ya temizlememişse” türünden düşünceleri izale eder bu anlaşma. Ayrıca, o bölgede tarım yapanın bu ülkeye örnek olması lazım. Yoksa, bir zamanlar tarımda kendi kendine yeten ülkenin fertleri olarak aç kalacağız. Aç!..
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT