BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Damdan düşen biri olarak söylüyorum!..

Damdan düşen biri olarak söylüyorum!..

Kredi kartı borcu olanlara yeni bir fırsat tanındı. 875 bine yakın kişi faydalanacakmış bu haktan. Borçlar, düşük faizle taksitlendiriliyor. Hiç durmayın, bankanıza gidip bu işi bitirin, derim. Damdan düşen biri olarak söylüyorum bunu. “Burası Türkiye, başka bir af daha çıkar; o zaman öderim” diye düşünmeyin sakın. Gidin, ödeyin.



Kredi kartı borcu olanlara yeni bir fırsat tanındı. 875 bine yakın kişi faydalanacakmış bu haktan. Borçlar, düşük faizle taksitlendiriliyor. Hiç durmayın, bankanıza gidip bu işi bitirin, derim. Damdan düşen biri olarak söylüyorum bunu. “Burası Türkiye, başka bir af daha çıkar; o zaman öderim” diye düşünmeyin sakın. Gidin, ödeyin. Ödemezseniz ne olur onu da söyleyeyim. Bankanın avukatı yanına aldığı icra memuru ve polisle birlikte kapınıza dayanır ve evinizde neyiniz var, neyiniz yok hepsini alıp götürür. Hadi götürdü diyelim. Onları makul bir fiyattan satıp borcunuzdan düşse bari. Onu da yapmıyor. Hurda fiyatına gidiyor o gözünüz gibi koruduğunuz buzdolabı, çamaşır veya bulaşık makinesi!.. Temerrüde düştünüz mü, yandınız. Faizler akla hayale gelmeyecek kadar yüksek oluyor bir kere. Borcunuz bir iken beşe çıkıyor yani. Üstüne üstlük avukat ve icra masrafları da sırtınıza yükleniyor. Altından kalkamazsınız! Dolayısıyla, getirilen bu imkanı fırsat bilin ve ne yapıp edip kurtulun o borçtan. Peşin ödeyebilirseniz, peşin ödeyin. Yoksa vade yapın ve kurtulun. “Para mı var da ödeyeceğim” dediğinizi duyar gibiyim. Eşten dosttan borç alın. Onu yapamazsanız eşyalarınızı satın. Bu bile icra memurunun evinize gelmesinden ehvendir. Çünkü, icra yoluyla evinizden kaldırılan eşya para etmiyor, bu bir. İkincisi daha da kötü. Eşyalarınızı icra marifetiyle toplayıp gidiyor avukat. Hadi, bunların hepsini göğüslediniz, diyelim. Eşi dostu ne yapacaksınız? Günlük dedikoduların odak noktasında siz olursunuz. En önemlisini unuttum. Dostunuz kalmaz bu gibi durumlarda. Kapı komşunuz dahi sizi gördü mü, sırtını döner!.. Bu söylediklerimi, ‘ölümü gösterip sıtmaya razı etme’ durumu gibi algılamayın lütfen. Bendeniz 2001 Krizi’nde düştüm damdan. Aradan 8 sene geçmiş olmasına rağmen hâlâ devam ediyor yaşadığım travma. Siz de yaşamayın istiyorum; hepsi o. Bankalar artık kredi kartı bile vermiyor! Haa, bu işin hiç mi faydası yok? Var tabii. Olmaz olur mu? Türk halkı, bu icralar yoluyla kredi kartı kullanmayı öğreniyor. Bedeli ağır oluyor ama öğreniyor. Kredi kartı, modern bir ödeme aracı esasında. Bir ay kartla alışveriş yapıyor ve ay sonunda da borcunu ödüyor tüketici. O bir aylık süre içinde elindeki parayı başka bir şekilde değerlendirme imkanı da veriyor bu sistem. Ama biz öyle kullanmıyoruz ki, bu mereti. Sanki hiç ödemeyeceğiz. Harcıyor da harcıyoruz. Sonra, bir bankanın verdiği kredi kartı ile diğer bankanın kredi kartı borcunu ödüyoruz. Yanlış!.. Şayet, daha büyük meblağa ihtiyacın varsa, git; tüketici kredisi al. Yok... tatilimizi de kredi kartıyla yapıyor, mobilyayı da kredi kartıyla alıyoruz. Sonra da sıkıntıya düşüp “Bankalar önüne gelene kredi kartı veriyor” diye suçu bankalara yüklemeye çalışıyoruz. Sıkıntıya düşen banka değil ki. Sensin. Benim. O halde, kızacaksak; kendimize kızalım!...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT