BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Diyalog

Diyalog

O gitti, bir daha hiç gelmemek üzere... Vatan için, millet için, öğrencisi için feda etti kendini.



Şehit öğretmenim O gitti, bir daha hiç gelmemek üzere... Vatan için, millet için, öğrencisi için feda etti kendini. O gitti, hayatının baharında şehit düştü. Duydum ki, bir kör kurşun saplanmış yüreğine. Öğrencilerine gitmişti ama gelmedi bir daha. Aylar sonra bir elbet geri dönecekti. O, öğrencisi için bir meşale bir ışıktı. Nişanlıydı birini sevmiş, yuva kuracaktı. İyi kalpli bir öğretmendi o, şehit düştü... İyiydi, güzeldi, sevimliydi... Kimse bilemedi duygularını; toz pembe görüyordu dünyayı, yarınları... Bizlere bir şeyler aşılamaktı onun tek amacı. Kavuşamadan anasına, şehit düştü. Seni bekliyorduk öğretmenim; hani gelip bizi kucaklayacaktın, bize öğretecektin dünyanın bütün bilinmeyenlerini. Geliyormuşsun, öyle sevinçli idim ki, öyle mutluydum ki, ama karşımda herkes ağlıyordu. Ağıtlarla getirildin köyüne. Yatırdılar musalla taşına. Bir yandan feryatlar, bir yanda sessizlik. Güller bırakıp gittiler yanıbaşına. Sen yoksun artık yanımızda, çok uzaklardasın. Hiç üzmedim seni, biliyorum hiç üzmedim seni. Kahroluyorum, sessizlikten, sensizlikten, yokluktan... Bitirdi terör seni, birgün gelecek terör de bitecek. Unutma... Hanife FİLİZ Tarihte gezinti Bir çığ gibi koptum Ergenekon’dan Önüme çıkanı ezerek geldim Fırtınalar kesemedi yolumu Destanımı, şanla yazarak geldim. Çin Seddi de kesemedi hızımı Bükemedi yedi düvel pazumu Şerefle taşıdım ay yıldızımı Her zorlu tuzağı bozarak geldim. Malazgirt’te Alparslan’ım gürledi Bu vatanı bize yurt belirledi Osmanlı’yla yıldızımız parladı Sınırları kanla çizerek geldim. Yedi asır geçti gitti, gün gibi Kurtuluş Savaşı daha dün gibi Atatürk Samsun’da doğdu gün gibi Üç kıtayı bir bir gezerek geldim. H.Osman Nuri GEMİCİ/ ESKİŞEHİR Ah ayrılık!.. Boğazınıza bir düğüm atılır o anda. Gözyaşlarınızı akıtarak, uğradığı her yeri deler geçersiniz. Ama o son sözü bir türlü söyleyemezsiniz... Boğazınız düğüm düğümdür ve içinizde hüzün. eklemek kalmıştır artık sadece. Yapacağınız son şey ağlamak olur genellikle... Bu duygular, oğlunu gurbete yollayan ananın yüreğindedir. Bu duygular sevgilisini askere gönderen nişanlının içindedir. Ve özellikle bu duygular, gözü önünde babasının ölüme gittiğini gören delikanlının beynindedir... Ayrılık... Hüzün ve matemlerin elini tutarak gelir yanıbaşınıza. Beyninizde patlayan tokmak, acıların “geliyorum” demesinin ta kendisidir. O anda, hiçbir şey ayrılık kadar koyamaz insana. Ve her defasında kalbinizi alır götürür acımasızca... Günler geçer, haftalar geçer, aylar, yıllar geçer. İçinizden atamazsınız. Tutup fırlatamazsınız. Onu unutamazsınız. Ayrılık mı? Yıllar önce kalbinizin tam orta yerine vurulmuş ve anahtarı, ancak bu duruma son verecek olan kişinin elinde kilitten başka bir şey değildir çoğu zaman... Ayrılık kavuşmadır aslında. Ama geride kalanları hüzün dehlizlerine salan bir kavuşma... Ayrılık düşmüşse kalplere, aslında biraz da hüzün vardır gönüllerde. Sönmeyen bir ateştir ayrılık. Yanar hiç durmadan. Hem öyle bir yanar ki, bazen dayanılmaz bir hal alır ve kavurur da ölüme yollar ayrılanları... İşte böyle bir şey ayrılık. Tarifi ne mümkün? Bunun tarifi ancak ve ancak kalplerdeki sükun, gönüllerdeni sükun ve dudaklardaki sükun... Salih TOPÇU/ İSTANBUL Oluruna bıraktım Sana binlerce maske sunuyorum Al, istediğini tak. / Beni dilediğin gibi oynat Ben alıştım masallara. Hiç gerçek yüzü görmedim Sen de gösterme aslını Hüsrana uğratma bu şaşkını. Sevdim seni bir kere Yalan da olsa sevdiğini söyle Razıyım her türlü hileye. Bir zamanlar çok ağladım Şimdi oluruma bıraktım Sana binlerce maske sunuyorum Al, istediğini tak / Beni dilediğin gibi oynat. Sibel SAK/ BURSA Anlat Kaskatı olur titrerim Damarımda kan durulur. Kurur adeta iliklerim Dizim altıma kırılır. Konuşamam bir türlü Çeneme kilit vurulur. Çarpmaz artık yüreğim Olur sanki dilim lal... Nasıl olur da tutulur İnsanın böyle dili Ne olur anlat bana Anlat güzel sevgili... İsmail Malatya/ SİVAS Uçmak Kuş olmak isterdim Gökyüzünde uçmak, bulutların arasında kaybolmak, Kuş olmak isterdim, yeni yeni insanlarla tanışmak, Onlarla konuşmak isterdim. İnsanlıklarını, sempatilerini anlamak isterdim. Kuş olmak, mutlaka güzel bir duygudur Özgürce bulutların arasında Gökyüzünde kanat çırpmak çok güzeldir. Ben beyaz güvercin olmak isterdim Her tarafa barışı dostluğu yaymak için Kuş olmak isterdim, Sevdiğim insanların penceresinde ötmek... Z.Didem GEZGİN/ İSTANBUL Olur mu? Kovanından çıkmamışsan Peteğinde bal olur mu? Sular gibi akmamışsan Gittiğin yol, yol olur mu? Ekmemişsen deremezsin Muradına eremezsin Vermemişsen, veremezsin Kapalı el, el olur mu? Doğru tektir, yanlış çoktur Söylemeye mecal yoktur Sözün haksa, sesin toktur Dönüp duran dil olur mu? Ozan gider sazı kalır Söz silinir yazı kalır Yürüyenin izi kalır Bakılmazsa gül olur mu? Güzel işler emek ister Ne hünerin varsa göster Damlamazsa alnında ter Ağaçta hiç dal olur mu? Gayesizce dolaşılmaz Kişilerle uğraşılmaz Suya yazı da yazılmaz Savurmayan yel olur mu İş bilmeyen baştan savar Çabuk çöker eğri duvar Uzun söze ne hacet var Hak tanımaz kul olur mu? Ramazan ÇETİN/ KONYA
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT