BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Lades olduk, Fatih Hoca!

Lades olduk, Fatih Hoca!

Estonya ile geçtiğimiz cumartesi akşamı oynadığımız, 2010 Dünya Kupası grup eleme maçından sonra Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim, teknik analizinin yanına Kayseri Kadir Has Stadı’nın zemininden yakınmayı da eklemişti.



Estonya ile geçtiğimiz cumartesi akşamı oynadığımız, 2010 Dünya Kupası grup eleme maçından sonra Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim, teknik analizinin yanına Kayseri Kadir Has Stadı’nın zemininden yakınmayı da eklemişti. Hatta öylesine ki, sakatlanarak maçı yarıda bırakmak zorunda kalan Gökhan Zan‘ın da, zeminin kurbanı olduğunu dile getirmişti. Bu arada yayıncı kuruluşun girebildiği bölgelerden bana ulaşan bilgilere göre, aynı Terim Hoca, stadın müdürüne de kötü zemini düzeltmediği gerekçesiyle bir hayli sert biçimde çıkışmıştı. Tabii ki bu tablo, her zaman olduğu gibi çok ama çok önemli benzeri gelişmelere olan duyarsızlığıyla neredeyse tamamen duymaz hale gelen spor medyasında kulak arkasına atılıverdi. Ve yine bize kaldı bu dünyada eşine rastlanmamış gelişmeye yazıp, konuşmak... TV Net’teki pazar programımda neredeyse bir yirmi dakika söyleyeceklerimden hiç eksiltme yapmadan konuştum. Şimdi sıra yazmaya geldi. Biz Türk Milli Takımı olarak aynı zeminde, bu Estonya maçının hazırlığı amacını taşıyan Azerbaycan maçını 2 Haziran 2009’da oynamadık mı? Yani Estonya maçından yaklaşık 92-93 gün önce... Yine edinilen bilgiye göre, aynı maç sonrası Terim Hoca zeminden yakınmış, yetkili ve sorumlulardan bu Estonya maçına kadar zeminin düzeltilmesini talep etmişti. Tabii ki o söz de kendisine verilmiş olacak ki, Estonya maçının stadının değiştirilmesine gerek görülmedi. Peki, bu doğru bir tasarruf mu? Asla! O stadın zemini, yapımı biçimiyle, doğayla karşı karşıyadır. Üstelik de daha çok yeni bir zemindir. Yani oturması için yörenin iklim koşullarına göre bir süreye ihtiyacı vardır. Bu 92-93 günlük sürede de, hiç kuşkusuz, doğanın etkisinden nasibini alarak yaşayacaktır. O halde? O halde, bir milli takımın baş sorumlusu bu aleyhte oluşacak koşulların hesabını yaparak, federasyondan maçın başka bir stada alınması yolunda girişimde bulunmasını talep edecektir. Etmelidir de... Yoksa meydana gelebilecek sakatlıkların (Gökhan ve Kazım gibi) asıl sorumlusu, bir görevliye inanmak gibi çağın akışına uymayacak bir gafletle kendisi olacaktır. Devam edelim... FIFA’nın patronajındaki bu müsabakalar, kıtalararası oynandığından bizim de bu stat değişikliğini UEFA’dan veya FIFA’dan talep etmemiz gerekirdi. Her iki kuruluş da, rahatlıkla ve de özellikle İstanbul’un üç büyük stadından biri için okeyini verirdi. Benzeri durumlarda birçok ülkenin milli maçların yerlerini bir hafta kala bile değiştirdiklerini, sanırım Terim Hoca ve federasyon yetkilileri benden daha iyi bilirler. Bilmek zorundadırlar da... Maçı kazandık... Umudumuzu sürdürüyoruz. Şayet Bosna, Ermenistan maçındaki gibi oynarsa, yarın akşam galip de gelebiliriz... Tamam da ama kendi ülkesindeki zeminden yakınıp, pas arızasına, kaçan pozisyonlara ve özellikle de sakatlıklara bahane uydurmak da sadece bize mahsus bir geri kalmışlıktır. Yani lades olmuşuzdur da, ortak aramaktayız...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT