BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tantan’ın brifingi

Tantan’ın brifingi

Önceki akşam İçişleri Bakanı Sadettin Tantan’ın üç saat süren brifingini izledik ve Hizbullah’ın işkence kasetini seyrettik. Bakan Tantan, Hizbullah zihniyetiyle mücadele için toplumsal seferberliğin şart olduğunu söyledi.



Önceki akşam. Yer: İçişleri Bakanlığı brifing salonu. Bakan Tantan’ın çağrılısı olarak bir grup medya yazarı ve yöneticisi ile yerimizi alıyoruz. Konu malum; Hizbullah terörü. Sadettin Tantan’ın sunuşu sonrasında önce 20 dakikalık Hizbullah’ı ve de operasyonları anlatan film gösteriliyor. Filmdeki bilgilerin pek çoğu basın tarafından biliniyor. İlim ve Menzil gruplarının çatışması ve ardından Hizbullah’ın start alması. Örgütün yapılanması ve İran’dan alınan destek. Kısa tanıtımdan sonra operasyonlarla ilgili bilgilere geçiliyor. Buna göre 1991’den 1999’a kadar Hizbullah’la ilgili yapılan sayısız operasyonlarla 5 bin’e yakın kişi gözaltına alınmış ve bunların bir kısmı da tutuklanmış. Ve son 20 günde yapılan, dahası halen devam eden operasyonların son bilanço bilgileri de uzun uzadıya sunuluyor. MALUM KASETLER Bu enformasyonun sonrasında ise Hizbullah canilerinin yaptığı işkenceleri gösteren o malum kasetlerden birini seyrediyoruz. Kasetteki sahneleri Bakan Bey yazılsın istemediği için yazmıyoruz. Ama söyliyeceğimiz o sahnelerin Devlet Bahçeli Bey’in deyimiyle insanı ürperttiğidir. Ancak işkence filmlerinde görülebilecek o korkunç sahneler Hizbullah örgütünün ne denli aşağılık bir çete olduğunu gözler önüne seriyor. Film gösterisi bitince açıklama ve soru-cevap bölümüne geçiliyor. Bakan Tantan uzun uzadıya örgütü ve yapılanmasını anlatıyor. Militanların ideolojisi ve psikolojisinden örgütün yapılanmasına kadar ayrıntılar veriyor. Buna göre Hizbullah hücre sistemi ile çalışıyor ve bu hücrelerin birbirlerinden haberleri yok. Lider Velioğlu’nu bile örgütte ancak bir kaç kişi tanıyor. Örgütte kesin inançlılık ve de korku egemen. En vahimi militanlar işkence ile adam öldürmeyi cihat yapmak ya da büyük bir sevap işlemek olarak görüyor. Kısacası tam bir ruh ve beyin kararması, ya da cinnet hali. Örgüt, bölge ülkelerinden ama özellikle de İran’dan destek alıyor. Bir başka ilginçlik; Hizbullah’ın, mensuplarını pek çok özelliği ile bilgisayarına kaydetmiş olması. (Devlet şimdi bunları çözüyor.) Örgüt önce içerde temizlik yapıp daha sonra dışarıya yönelecekmiş. Büyük şehirlere sızması ve üs kurmasının nedeni bu. Yani Hizbullah eylem taarruzu öncesi hazırlık yapıyormuş. Örgüt hem irticai, hem bölücü. Amacı bağımsız İslami bir Kürdistan Devletini kurmak. Bakan Sadettin Tantan zaten pek çoğu bilinen bu genel bilgileri bir kez daha hatırlattıktan sonra soru bölümüne geçiyor. Bu bölümde 91-99 arası 5000 Hizbullah militanı gözaltına alınmasına ve bazılarının tutuklanmasına rağmen, neden örgütün caniliğinin fark edilmediği ve üstüne bugünkü gibi gidilmediği üst üste soruluyor. İçişleri Bakanı bu soruyu, örgütün hücre sistemi ile çalışması ve dışarıya eylem yapmaması nedeniyle gerçek anlamda deşifre edilmediği şeklinde cevaplıyor ama doğrusu salonda bulunan gazetecileri bu cevapla pek tatmin edemiyor. TANTAN’DAN ÇAĞRI Tantan bu arada defalarca ve de ısrarla, devletin bazı çevrelerce ima edildiği gibi böyle bir caniliğin içinde hiçbir biçimde olamayacağını seslendiriyor. Tantan yine bir soru üzerine örgütün finans işini Ermeni kökenli bir ismin yürüttüğünü ve bu ismin halen arandığını açıklıyor. Hizbullah’ın neden kendi yaptığı işkenceleri kasete aldığı ve mensuplarını bilgisayara kaydettiği sorusunu ise Bakan Tantan; “Bunu henüz anlayamadık” şeklinde cevaplıyor. Uzun soru-cevap bölümünde pek çoğu bilinen şeyler bir kez daha tekrarlanıyor. Bize göre brifingin en önemli olayı ve hatta amacı İçişleri Bakanı Tantan’ın bütün bu bilgileri sunduktan sonra yaptığı çağrıydı. Tantan medyaya çağrıda bulunarak ortak ve topyekun mücadeleyi teklif etti. Sadettin Bey’e göre bu iş tiraj ya da reyting kaygısının çok çok ötesinde bir konuydu ve medya bunu kavramalıydı. Ortak mücadelenin anahtarı ve de hedefi ise eğitimdi. Bakan Tantan medya’nın din kisvesi altında palazlanan bu caniliğe karşı toplumu uyarması ve de eğitmesinin altını çizdi. Tabii bu yapılırken temiz inançlara ve mütedeyyin kesimlere dokunulmamalıydı. Böyle bir şey zaten öze yani amaca zarar verirdi. Mücadele Hizbullah’la olmalıydı, dinle olmamalıydı. Devletin yapacağı nihayet polisiye görevdir ancak bu nihai çözüm demek değildir. Nihai çözüm toplumu eğitip bu tür marjinalliğin ve caniliğin İslam’la asla bağdaşamayacağının genç dimağlara yerleştirilmesidir. Kuşkusuz devlet de bunda katkı sağlayacaktır ancak böylesine önemli bir konuda devletin ve milletin yüzde yüz kol kola girmesi gerekiyor. Dolayısı ile de medya bunu sağlamalıdır. Bakan’ın “cehaletle savaş” dediği bu mücadelenin Türkiye’nin yarını olduğu ısrarla vurgulanıyor. İçişleri Bakanı yine arada sorulan soru üzerine Hizbullah’la mücadelede hukuka bağlı kaldıklarının altını çiziyor. Sonuç: Önceki akşam Tantan güzel bir iş yaptı. Medya’yı bilgilendirdi ve dahası, yönlendirmeye çalıştı. Kendisini hem kararlılığı hem de şeffaflığından ötürü kutluyoruz..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT