BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İmaj düzeltmeye acil ihtiyaç var

İmaj düzeltmeye acil ihtiyaç var

Tabii ki kamuoyu her şey değildir. Ama önemli kararlarda göz ardı da edilemez. Daha doğrusu şöyle yapılır: Kamuoyu önce, yapılacak işe, alınacak karara hazır hale getirilir. İşin hassas tarafı kamuoyunu oluşturmak ve hazırlamak bizim tekelimizde değil. Yerli yabancı bir sürü odak tarafından parmaklanıyor. Ve herkeste yanlışıyla doğrusuyla bir kanaat oluşuyor. Duyguları parçalanmış ve önyargılı hale getirilmiş bir kamuoyunu ikna etmek kolay değildir.



Tabii ki kamuoyu her şey değildir. Ama önemli kararlarda göz ardı da edilemez. Daha doğrusu şöyle yapılır: Kamuoyu önce, yapılacak işe, alınacak karara hazır hale getirilir. İşin hassas tarafı kamuoyunu oluşturmak ve hazırlamak bizim tekelimizde değil. Yerli yabancı bir sürü odak tarafından parmaklanıyor. Ve herkeste yanlışıyla doğrusuyla bir kanaat oluşuyor. Duyguları parçalanmış ve önyargılı hale getirilmiş bir kamuoyunu ikna etmek kolay değildir. Türk Silahlı Kuvvetlerinden son 15 yılda yaklaşık 1500 kişinin işine son verildi. Kurumla ilişikleri kesildi. Gerekçe disiplin suçuydu. Bu insanların isimlerini vermeden tek tek hangi konuda hangi kuralı ihlal ettikleri için işlerine son verildiği bir liste halinde açıklansa çok şey görülecektir ama biri de şu olacaktır: Madem kurum ilkeleri ve disiplin konusunda bu kadar hassas son iki yıldır adı çeşitli olaylara karışan, tartışılan mensuplarıyla ilgili neden bir işlem yapmıyor. Suç isnat eden, belge veren, hatta soruşturma açanlara bile düşman gözüyle bakılıyor. Soruşturma sonuçlanıncaya kadar, yargı karara varıncaya kadar işten el çektirilmiş ve açığa alınmışlardır, denilmiyor. Kamuoyunda oluşan beklentiye cevap verilmiyor. Kamuoyunun önemli bir kısmı bu durumu şöyle anlıyor: Bize kimse karışamaz. Bizde, suç, ihlal, disiplinsizlik, kanunsuzluk olmaz. Olsa da siz kafanıza takmayın bir şey yapılacaksa biz yaparız, sonucu çıkıyor. Bari araştırdık, soruşturduk gereğini yaptık, iki kişinin de ilişiğini kestik denilsin..O da yapılmıyor. Tek açıklama, asimetrik psikolojik harekât yürütülüyor, oluyor. .... Başa dönüp soruyorum: Kamuoyunu nasıl rahatlatacaksınız. Nasıl ikna edeceksiniz. Nasıl inandıracaksınız. Bizim için önemli değil, biz kendimize göre doğru olanı yapar, ötesine bakmayız, diyorsanız yolunuz açık olsun. Bu konu üzerinde biz de çalışıyor, neler yapabileceğimize kafa yoruyoruz, diyorsanız elinizi çabuk tutun. İnsanların inancı iyice sarsılırsa yüzde yüzlük doğrulara bile inandırmakta zorlanırsınız. .... Not: Dün bir kanal günün en önemli haberi diyerek silahlarla ilgili yeni kanuni düzenleme çalışmalarına ordunun itiraz ettiğini duyurdu. Yeni düzenleme emniyete ve MİT’e doğrudan askerî silah ithaline izin veriyormuş. Muvazzafların ve emeklilerin şahsi silah taşıma ruhsatını valilerden almasını öngörüyormuş. TSK bu düzenlemeye askerî silahlar kontrolsüz kalır gerekçesiyle itiraz etmiş. Ruhsatların validen alınmasını öngören düzenlemeye ise gerekçesiz itiraz etmiş. Anlayamadım. Neden emniyette ve MİT’te olunca kontrolsüz kalıyor da orduda olunca kontrollü oluyor?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT