BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Biraz adil biraz değil

Biraz adil biraz değil

TESEV’in yargı konusunda yaptırdığı iki önemli çalışma var. Biri, Demokratikleşme sürecinde hakimler ve savcılar, diğeri, Demokratikleşme sürecinde toplumun yargı algısı...



TESEV’in yargı konusunda yaptırdığı iki önemli çalışma var. Biri, Demokratikleşme sürecinde hakimler ve savcılar, diğeri, Demokratikleşme sürecinde toplumun yargı algısı... Bunlar 2007’de yapılmış çalışmalar. İlkini “Adalet Biraz Es Geçiliyor” ismiyle, ikincisini, “Biraz Adil Biraz Değil” ismiyle TESEV sitesinde bulabilir, arzu ederseniz çıkışını alıp kitap haline de getirebilirsiniz. Bu iki çalışmayı baştan sona dikkatle okudum demek benim için iddialı olur. Ama birincisine bayağı dikkatli göz gezdirdim. Acaba ülkemizdeki hakim savcıların yüzde kaçı bu çalışmayı okumuştur. 50’den fazla hakim savcı ile yüz yüze görüşülerek hazırlanmış bu çalışma. Hazırlayanlar akademisyen. TESEV: “Bu projelerin esas amacı, yargı kurumuna ilişkin kamuoyunda yapılan tartışmalara ışık tutacak akademik bilgi üretmek, uzman görüşü oluşturmak ve bu birikimleri yargıya ait sorunların çözümüne ilişkin önerilere dönüştürmektir.” Bu çalışmayı okuyun. Hakim ve savcıların nasıl bir çevreden geldiğini, hangi şartlarda yetiştiğini, günlerdir ekranda tartışılan yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı konularında ne düşündüklerini öğrenmiş olursunuz. Hakimler ve savcılarla yapılan görüşmelerden benim çıkardığım özet sonuç şu: * Benzetmemi mazur görün, bizimkiler bu işi biraz usta çırak ilişkisi ile öğreniyor. Bizden öncekiler böyle yapıyordu, biz de onların yanında böyle öğrendik. * Hakim ve savcıların önemli bir kısmı tıpkı birkaç sene önceki YÖK ve rektörler gibi kendini devleti ve rejimi korumakla görevli sayıyor, sanıyor. Hatta biri, “işin içinde devlet olunca nasıl desem adalet biraz es geçilir” diyor. * Anayasanın 90 maddesinde yapılan değişikliği tasvip etmeyen bir hakim; “Benim ülkemde, benim ülkemin kanunları geçerli ve eğer benim ülkemde iki kanun tezat teşkil ediyorsa, onu düzeltecek makam ve merciler vardır. Yani Avrupa Birliği normlarında veya onun hükümlerine göre ben, ben kabul edemiyorum onu. Ben onu içişlerime müdahale diye de kabul ediyorum. Ben uygun görmüyorum” diyor. * Bir başkası; “Şimdi kişi, insan hak ve özgürlüklerine inanıyorsa, bizim anayasamız en genişini sağlıyor. Benim ILO’ya yahut Avrupa Birliği normlarına müracaat etmek gerekmiyor. Benim anayasam özgürlüğü vermiş bana...” diyor. Anayasamızda bir eksiklik görmüyor. AİHM’ye gidilmesini hoş karşılamıyor. Gariptir hiçbiri siyasi müdahale ile karşılaştığını söylemiyor. Ama yargı bağımsızlığı denilince İşte Adalet Bakanlığı falan diyor. Çoğu tayin terfi, HSYK işine takılıyor. Bir kısmı Ferhat Sarıkaya olayından etkilendiğini söylüyor. Ben de bu rapordan etkilendim. İki teklifim var. Adalet Bakanlığı geçerse yanlış anlaşılır..bu çalışmayı HSYK üyeleri önce okusun sonra hakim ve savcılara dağıtsın..Ahkam kesilmediği için bozulmazlar. İkinci teklifim ikide bir kuvvetler ayrılığı ilkesini diline dolayıp her konuda yürütme ve yasama ile aynı hizada durmayı, memleket işlerine müdahil olmayı görev sayan (durumdan vazife çıkaran) yüksek yargı mensuplarının Doç. Dr. Osman Can’dan brifing alması. Ayıplanacak bir teklif değil. 28 Şubatta bir korgeneralden brifing alanlar bir de işin uzmanı bir bilim adamından kuvvetler ayrılığının ne olduğunu dinlemesinler, demenin neresi ayıp.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT