BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dünyanın ve Fatih’in göz bebeği: AMASRA

Dünyanın ve Fatih’in göz bebeği: AMASRA

Bartın’ın vizyon ilçesi Amasra, Fatih döneminde fethedilmiş. Büyük sultan, hakim tepeden baktığı bu bölge için, “Dünyanın göz bebeği burası mı ola” ifadelerini kullanmış. Bugün Amasra, tam anlamıyla tarih ve turizm merkezi



Bartın’ın vizyon ilçesi Amasra, Fatih döneminde fethedilmiş. Büyük sultan, hakim tepeden baktığı bu bölge için, “Dünyanın göz bebeği burası mı ola” ifadelerini kullanmış. Bugün Amasra, tam anlamıyla tarih ve turizm merkezi İki ana bölümden oluşan Amasra Kalesi’ni tarihî Kemer Köprü birleştiriyor. Antik Çağın ünlü ozanı Homeros, İlyada Destanında Truva şehrini korumaya gelenleri anlatırken Bartın’dan söz eder; “Kytoros’ta, Sesamos’ta (Amasra) otururlar, ünlü saraylarını Pathenios Irmağı (Bartın Irmağı) çevresinde kurmuşlardır. Şehirleri Kromna (Kurucaşile), Aigialos ve yüksek Erythioni’dir (Çakraz yakınlarında bir bölge)” ifadelerini kullanır. Evliya Çelebi de Seyahatnamesi’nde Bartın Nehri’nin “azim bir nehir” olduğunu belirtir, bu nehirde kereste, buğday ve mısır yüklenmiş gemilerin çalıştığını yazar. ‘Sular Şehri’ne ismini veren Bartın Irmağı’nın kıyısındaki iskele yeri duruyor, süslü bir “Saltanat Kayığı” da konmuş. Kıyılarında bulunan 40-50 gemilik tersanelerin 1950’li yıllara kadar üretim yaptığı Bartın Irmağı’nı eski haline getirmek için çalışmalar yapılıyor. Şehir merkezi Karadeniz’le birleşmiş olacak, gemiler il merkezine kadar gelecek... Bartın Irmağı üzerindeki köprüler, düzenlenmiş yeşil kıyı şeridi tarihteki güzelliğine bürünecek... Cephelerde ahşap işleme sanatının önemli örnekleri bulunmakta. ADIMBAŞI TARİH Zaman zaman taşkınlarla şehri sular altında bırakan Bartın Irmağı’nın kıyısında geziyor, köprülerinde doyumsuz güzellikteki manzaraları seyre dalıyoruz. Gördüğümüz tek tük kayıklar yerine, yakın bir gelecekte yolcu teknelerinin çalışacağını düşünerek seviniyoruz. Bartın’da yüksekçe bir tepede bulunan Ebu Derda Hazretleri’nin makamını ziyaret ediyoruz. Sünnet, düğün ve kutsal günlerde, Bartınlıların ziyaret edip, dualarda bulundukları büyük zat... Şehirde dolaşıyoruz, adımbaşı tarihî ahşap köşkler, bir kısmı restore edilmiş, bir kısmı da yıkılmaya terkedilmiş gibi... Bartın evleri, Osmanlı sivil mimarisinin çok önemli örnekleri. Genellikle iki katlı ve “Daraba” denilen ağaç çitlerle çevrili bir bahçe içinde. Ön cephelerde de ahşap işleme sanatının çok önemli örnekleri bulunmakta... Karşımıza, 150 yıl önce Bosna Valisi İbrahim Paşa tarafından yaptırılmış “İbrahim Paşa Camii” çıkıyor. Kare planlı, tek kubbeli ve tek minareli bu şirin cami, Osmanlı yadigârı olarak şehri süslüyor. Bartın’ın Kavşak Suyu meşhur, bu sudan bir defa içen bu şehre tutulurmuş, biz de içtik. Haftanın iki günü belli çeşmelerden bu su akıtılır, Bartınlılar da içme suyu ihtiyaçlarını bu kaynak suyundan karşılarlar. Kavşak Suyu’nun sembol tesisi de şehre takılmış bir inciyi andıran tarihî ‘Şadırvan.’ Bu anıt çeşme, 1912 yılında Karakaşoğlu Hacı Arif Kaptan tarafından yaptırılmış... 59 KM SAHİL ŞERİDİ 17 kilometre uzaklıkta bulunan Amasra’ya doğru yola koyuluyoruz. Amasra’ya 4 kilometre kala Karadeniz’e nazır dağ yamacında, kayaya işlenmiş Kuşkayası Yol Anıtı’nı görüyoruz. Anıt, Roma yol ağının bir parçası olan buraya, Roma İmparatoru’nun anısına, Milattan Sonra 41-45 yıllarında yaptırılmış. Yufka kabartma tekniğiyle kayalara oyulmuş kral heykeli, Roma Hakimiyet Kartalı ile birbirini tamamlayan iki kitabe, oturma sedirleri ve kaya nişleri bulunmakta. Fok Balıkları Mağarası, Gölderesi Şelalesi, Tekkeönü ahşap gemi ve yat yapım atölyeleri, Kapısuyu Peri Kayaları ile Kurucaşile; Uluyayla, Ulukaya Şelalesi ve Kanyonu ile Ulus da görülecek yerlerden. Bartın’ın olağanüstü güzellikte 59 kilometrelik kıyısı bulunmakta. Batıdan doğuya Kızılkum, Hatipler, Mugada, Güzelcehisar, Bozköyaltı, Akkonak, Göçkün, Karaman ve Tekkeönü kumsalları, keşfedilmeyi bekleyen çok önemli turizm alanları. Ali Rıza Vatandaşlar, ağaç işlemeciliğini anlattı. Ağaç işlemeciliği Bartın’da ağaç işlemeciliği hâlâ ilgi gören bir el sanatı. Amasra’da yaptığı ağaç işlerini dükkanında satışa sunan Ali Rıza Vatandaşlar ile görüşüyoruz. Ali Rıza Usta, kuruyemiş ve salata tabakları, gece lambası, bal kavanozu, merdane, oklava ve başka turistik eşyalar yapıyor. Kendisinden başka Amasra’da bu işi yapan 2 usta daha varmış. Ahatlar Köyünde de ustalar varmış. Ucuz Çin mallarının pazarlara girmesi işleri biraz zorlaştırmış... ‘Tel kırma’ sanatının eğitimlerine vatandaşlar büyük ilgi gösteriyor. Bartın işi TEL KIRMA Bartın’da el sanatlarının başında “Tel Kırma” gelir. Bartın adına patenti alınmış bu el sanatının yaygınlaştırılmasına, vatandaş için gelir vasıtası yapılmasına çalışılıyor. Halk eğitim Merkezi’nde görüştüğümüz 22 yıllık öğretici Semra Yağcı, bu sanatın inceliklerini anlattı, Kezban Kul, Hatice Çelik ve diğer kursiyerler çeşitli örnekler sundular... İnce ve yumuşak bakır, gümüş ya da altın kaplama tel alınır. Tel, özel gümüş iğnelere takılır, çeşitli motifler tül üzerine işlenir. Bu süslemeler sonra çeşitli kumaşlara dikilebilir. Ayna, sandık, tepsi süslemeleri, yastık örtüleri, çeşitli süs eşyaları yapılır. Her genç kızın çeyizinde mutlaka tel kırma işi bulunur. Tel kırma işi ile yapılan süslemeler, teller birbirine değmeyecek şekilde katlanır. Birçok ünlüye tel kırma işi ile süslenmiş eşarplar gönderilmiş. 35 üründen yapılan özel salata Amasra Salatası, Türkiye çapında isim yapmış. Deniz kıyısında bulunan “Mustafa Amca’nın yeri, Canlı Balık Restaurant”a gidiyor, Amasra Salatasının sırrını keşfetmeye çalışıyoruz. Burası, 3 kuşaktır devam eden bir işletme. İkinci kuşak mutfak işlerini üstlenmiş, torunlar da servis ve halkla ilişkiler gibi görevleri yapıyor. Mete Akyıldız, Amasra Salatasında, mevsimine göre 25 ile 35 arasında ürün kullanıldığını söylüyor. Ağırlık yeşilliklerden oluşuyor; günlük, taze olmaları en önemli husus. Sunum safhasında sebzelerden yapılan süslemeler, salatanın son şeklini oluşturur. Önce göze, sonra mideye hitap edilir. Marul, soğan, yeşil biber, kırmızı biber, salatalık, domates, roka, nane, tere, dereotu, maydanoz, semizotu, kırmızı marul, brokoli, turp, havuç, karnabahar, pancar, turşu çeşitleri salata yapılır; zeytinyağı, ayçiçeği yağı ve üzüm sirkesi katılır, limon sıkılır. Bu salata balıktan önce verilir. Sadece Amasra Salatası’nı yemek için buralara gelenler bile bulunmakta... Bir yarımada iki ada ve iki körfez... Amasra’ya hakim Bakacak tepesinde duruyoruz. 1461’de Amasra’yı teslim almaya gelen Fatih Sultan Mehmet Han Hazretleri tam bu noktada Amasra’ya bakmış ve Lala’sına, “Lala, Lala! Çeşm-i Cihan (dünyanın göz bebeği) bura mı ola?” diye sormuş, bu güzelliklere hayranlığını bildirmiş... Gün gelmiş krallık kurmuş, şehir devleti, koloni olmuş; ama hep önemli bir kale, liman, ticaret merkezi olmuş; 7 tepe, bir yarımada, iki ada ve iki körfezden oluşmuş, eşsiz güzellikteki bu tarihî mekana çarpılmamak mümkün mü? Biz de bu güzellikleri uzun uzun seyre dalıyoruz. Amasra’nın görkemli müzesi dikkatimizi çekiyor. 1884’te Denizcilik Okulu olarak yaptırılan tarihî bina 1976’da restore edilmiş. Az ilerisinde de bir trafik kazasında kaybettiğimiz şarkıcı Barış Akarsu’nun gösterişli heykeli. Her sene ölüm yıl dönümünde, Türkiye’nin her tarafından gelen hayranlarıyla anma toplantısı yapılıyor. İKİ TARİHÎ KALE İki ana bölümden oluşan Amasra Kalesi’ne yöneliyoruz. tarihî Kemer Köprü’den diğer bölüme geçiyoruz. Biri Zindan Kalesi, diğeri de Sormagir Kalesi. Karşıda, çok sayıda tavşan bulunduğu söylenen Tavşan Adası... Amasra’nın fethi esnasında kiliseden camiye çevrilen Fatih Camii’ne gidiyoruz. Bu camide hâlâ kılıç çekilerek hutbe okunur. Kale burçlarına çıkıp, Amasra’nın güzelliklerine bir daha dalıyoruz. Sonra da Bedesten, Antik Yol, diğer tarihî mekanlar ve el sanatlarının satıldığı çarşı... Amasra sevdalılarından Muzaffer Salih’in antika dükkanına gidiyor, bu güzellikleri bir de ondan dinliyoruz. Damlataşları, sarkıt ve dikitleriyle ünlü Gürcüoluk mağarasını da unutmamak gerek. Turizmimizin ilk başladığı “Çeşm-i Cihan”, umarım hak ettiği yeri bulur..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT