BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkiye’nin Tarımsal Ürün Politikası

Türkiye’nin Tarımsal Ürün Politikası

Kim ne derse desin Türk tarımı son 30 yılda önemli adımlar atmış, özellikle dekar başına verimliliğini arttırmıştır.



Kim ne derse desin Türk tarımı son 30 yılda önemli adımlar atmış, özellikle dekar başına verimliliğini arttırmıştır. Elde edilen gelişmelerde son yıllarda mekanizasyona, sulama kanallarına, yüksek verimli tohum üretimine, etkin ilaçlama yöntemlerine yapılan yatırımların büyük rolü olmuştur. Örneğin halen 56 İslam ülkesinde mevcut olan 1.5 milyon traktörün yarıdan fazlası (800.000) Türkiye’de işlev yapmaktadır. Buna ilaveten yetiştirdiğimiz teknik elemanlar dünyanın birçok ülkesinde çalışkanlıkları ve bilgileri ile aranan uzmanlar haline gelmiştir. Nerede yanlış yapıldı? Sözü edilen olumlu gelişmelere karşın geçen yıllar içerisinde Türk tarım politikasına yön verenler özellikle tarımsal eğitime gereken önemi vermemişler, üreticileri temel konularda yeterince aydınlatamamışlardır. Örneğin yerli ve yabancı piyasalarda kolayca pazarlanabilen, talebi yüksek olan ürünlerin kaliteleri, standartları, fiyatlandırma politikaları, satış teknikleri, kooperatifçiliğin yararları yeterince anlatılmamıştır. Sonuçta köylü politikacıların da etkisiyle birçok önlemi devletten bekler hale gelmiş, kendi iç dinamiklerini harekete geçirememiştir. Halbuki Batı ülkelerinde devletin temel görevlerinden biri tarımsal eğitim hizmetlerini (Agricultural Extension) sağlamak, onlara geçerli teknolojiler ve pazarlama koşulları hakkında bilgi vermektir. Bu doğrultuda çok defa bireyler yerine üreticilerin temsilcisi durumunda bulunan kooperatifler muhatap alınmakta, hizmetler bu yolda sunulmaktadır. Belirtilen görevi yerine getirebilmek için de birçok ülkede Tarım Bakanlığına ait bütçenin %30’u eğitim hizmetlerine ayrılırken Türkiye’de bu oran %5’lerde kalmaktadır. Destekleme alımlarının olumsuz etkileri: Türkiye’de üreticiler gerçek kooperatifçilikle tanışamamıştır. Bunun yerine başta tarım satış ve tarım kredi olmak üzere devlet destekli teşkilatlar kırsal kesime hakim olmuş, özellikle 1960’tan itibaren siyasal amaçlar doğrultusunda kullanılmışlardır. Bazı ürünlere örneğin, tütün, pamuk, fındık, şeker pancarı, çay gibi ürünlere taban fiyat politikası uygulanmış, belirli bölgelerdeki üreticiler nispeten mağduriyetten kurtarılmaya çalışılmıştır. Buna karşın kapsam dışında kalan patates, soğan ve diğer sebze üreticileri kendi başlarına terk edilmişlerdir. Sistemin dejenerasyonu sonucu destekleme alımları bütçe açıklarının önemli bir kısmını teşkil etmeye ve Türk ekonomisinin yapacağı atılımları büyük ölçüde engellemeye başlamıştır. Nitekim bu hafta Ankara’da ve İstanbul’da IMF ve Dünya Bankası yetkilileriyle yapılacak görüşmelerde konu tekrar masaya yatırılacaktır. Uluslararası kuruluşlar Türkiye’nin tarımsal fiyat ve pazarlama politikasını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini, 2001 yılından önce olumlu adımlar atmasının zorunlu olduğunu vurgulamışlardır. Yeni politikalar gerekli: Türk tarımına 21’nci yüzyıl koşullarına göre yön verebilmek için atılacak adımlar sadece dış kaynak bulma açısında değil AB kurallarına uyum göstermemiz yönünden de kaçınılmazdır. Öncelikle Tarım Bakanlığının, Devlet Planlama Teşkilatının ve diğer yetkili organlarının konuları mikro düzeyde değil makro açıdan ele almalı, üretim, tüketim iç ve dış pazarlama miktarları hakkında çok güvenilir bilgi vermeleri gerekir. Örneğin son 15 gündür gündemi işgal eden patates fazlası hakkında farklı rakamlar telaffuz edilmektedir. Yapılacak işlerin başında ürünlerin üretim ve tüketim miktarlarını, gelir elastikiyetlerini belirlemek, uzun dönemli planlar yapmaktır. Başarının sırrının tükeciti tercihlerine göre üretim yapmaktan, artan verimliliği fiyatlara yansıtarak kaliteli ve ucuz mal satmaktan geçtiğini unutmayalım. Bu nedenle patates dahil tüm tarımsal ürünlerde Avrupa standartlarına göre üretim yapılması, pazarlama tekniklerine önem verilmesi ve dağıtım kanallarının tüketiciye hızla ulaşacak tarzda düzenlenmesi zorunludur. Gelişmiş ülkelerde hormonsuz, suni üretimden arıtılmış sağlıklı gıda malarına ‘health foods) olan talebin hızla arttığını göz önüne alarak, bu yönde çalışmalara hız verilmelidir. Ayrıca birçok ülkeye Barter yoluyla satış yapma fırsatına sahip olduğumuzu bilmeliyiz. İç piyasada da gerekli düzenlemeler yapılmazsa şimdi olduğu gibi gelecekte de aracılar büyük kazanç sağlayacak, üreticiler ve tüketiciler zarar edeceklerdir. Üreticileri farklı alanlarda üretim yapmaya teşvik etmenin, belirli ürünlere bağlı kalmalarını önlemenin zamanı gelip geçmektedir. Problemlerin çözümüne patates güzeli seçmek, patates tatlıları yapmak yetmeyecektir. Stoklar bu yıl eritilse bile iktisat kuralları doğrultusunda dalgalanmalar sürecek 3 yıl sonra tekrar ortaya çıkacaktır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99370
    % -0.47
  • 5.6109
    % -2.33
  • 6.3463
    % -2.11
  • 7.3974
    % -2.47
  • 237.819
    % -2.27
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT