BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hiçbir zaman umudunu kaybetme

Hiçbir zaman umudunu kaybetme

Geçen gün bir video izledim... Çok etkilendim... Azmin ne demek olduğunu bir kez daha anladım... Kolları, elleri ve ayakları olmayan bir adam önce elleri olmadığı halde Dj’lik ve ardından birtakım komiklikler yapıp, yere düştükten sonra şunları söylüyor:



Geçen gün bir video izledim... Çok etkilendim... Azmin ne demek olduğunu bir kez daha anladım... Kolları, elleri ve ayakları olmayan bir adam önce elleri olmadığı halde Dj’lik ve ardından birtakım komiklikler yapıp, yere düştükten sonra şunları söylüyor: “Her insan hayatta zaman zaman bu derece umutsuz olduğu zannedilen durumlara düşebilir; hatta tekrar ayağa kalkabilmek için her türlü imkân ve enstrümandan yoksun da kalabilir... Şimdi sizlere soruyorum: Ben 100 kere tekrar ayağa kalkmayı denesem ve 100’ünde de başarısızlığa uğrasam, tekrar ayağa kalkabilme konusunda tüm umutlarımı yitirmeye hakkım veya şansım var mı?.. Yani artık sizce 101. seferi hiç denemeyi dahi düşünmemeli miyim? Maalesef benim öyle bir şansım yok; hayatımı devam ettirebilmek için ne yapıp edip tekrar ayağa dikilmek zorundayım! Ne yapıp edip kendime ayağa kalkmak için bir destek noktası hayal etmek, bunu yapmak zorundayım... İşte şimdi yapacağım gibi” diyor ve bir şekilde mücadele ettikten sonra ayağa kalkmayı başarabiliyor... *** Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşeği, kuyunun birine düşmüş. Niye düşer, nasıl düşer sormayın. Eşek bu, düşmüş işte. Belki kör bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı belki, üzerine de toprak dökülmüştü. Zamanla tahta çürüdü, zayıfladı, üzerindeki toprakta biten otları yemek isteyen eşeğin ağırlığını çekemedi ve güm diye eşeği yuttu kuyu. Hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı, bağırdı kendi dilinde. Sesini duyan sahibi gelip baktı ki vaziyet kötü. Zavallı eşeği kuyunun dibinde melül mahzun bakınıyor. Üstelik yaralanmış. Karşılaştığı bu durumda kendini eşeği kadar zavallı hisseden adamcağız köylüleri yardıma çağırdı. Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kaldı. Sonunda karar verildi ki kurtarmak için çalışmaya değmez. Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek ve hayvanı kuyuya gömmek. Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak attılar. Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde silkinerek dibe döktü. Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha yükseldi ve sonunda yukarıya kadar çıkmış oldu. Ve köylüler bu duruma çok şaşırdı... Hayat, bazen bizim de üzerimize abanır. Üstümüzü toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur. Bunlarla baş etmenin tek yolu, yakınıp sızlanmak değil, düşünüp silkinmek ve kurtulmak... Kör kuyuda olsak bile! Sevgiyle...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT