BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Üç fotoğraf!

Üç fotoğraf!

Milli Takımımız’a ve teknik direktörümüz Mustafa Denizli’ye “finaller öncesi” ilk “özel maçta” başarılar dileyerek “geçen haftanın sonunda çektiğim üç fotoğrafa” dönüyorum! İlk fotoğraf Fenerbahçe’den!



Milli Takımımız’a ve teknik direktörümüz Mustafa Denizli’ye “finaller öncesi” ilk “özel maçta” başarılar dileyerek “geçen haftanın sonunda çektiğim üç fotoğrafa” dönüyorum! İlk fotoğraf Fenerbahçe’den! Fotoğrafta “mağluplar” ön planda görünüyorlar! Birinci mağlûp: “Sözüm ona grup liderlerinden biri; Aziz Yılmaz! İkinci mağlûp: “Fenerbahçe benden sorulur” edasıyla ve konuşmalarıyla TV’lerde, gazetelerde dolaşan; Ali Şen! Hani “Genel Kurul günü” gazetedeki yazısında “Benim oyum Vefa’dan yana, Aziz Yıldırım’ı Galatasaraylılar destekliyor ve istiyor” diye yazan “güçsüz ve sorumsuz” pehlivan! Aziz Yıldırım’ı “kimin istediğine dair gerçek”, her halde bir “manevi şamar gibi” kendisinin yüzünde yıllar yılı iz bırakacaktır! Ve “bence” Aziz Yıldırım ile Vefa Küçük arasındaki oy farkının “iki genel kurul arasında” sadece “1 oydan” 700 oya çıkmasının da “en büyük sebebi” Ali Şen’in “Vefa Küçük’ü desteklediğini” açıklamasıdır! Acaba Aziz Yıldırım, “Genel Kurul günü Ali Şen’in aslında kimi desteklediğini göreceksiniz” demekle bunu mu kastetmişti? “Ali Şen, Vefa Küçük’e destek vermekle genel kurulun büyük çoğunluğunun bana yönelmesini sağlayacak” mı demek istemişti? Üçüncü mağlûp: Medya! Vefa Küçük’ün listesine giren “medya kodamanları” sebebiyle Kanal D’ler, ATV’ler, Star’lar ve koca koca gazeteler nerede ise “Vefa Küçük’ün görüntülü ve yazılı basın bültenleri” görüntüsü veriyorlardı! Sonuç “onlar için” de tam bir hezimet oldu! Üzülüyorum; “Medyanın gücünün nerede ise sıfırlandığını” adeta ispat ettiler! Yazık ettiler! Dördüncü mağlûp: Vefa Küçük! Çok günler “önce” Türkiye’deki yazımda açık açık yazmıştım! “Ali Şen’e içki sehpalığı yapan bir insan Fenerbahçe’ye başkan olamaz, olmamalı” diye ve ilâve etmiştim; “Fenerbahçe genel kurul üyeleri bunu yapmayacaklar!” “Kişi kendin bilmek gibi irfan olamaz!” Vefa Küçük “bu sözün gereğini” yerine getiremedi ve Fenerbahçe tarihinden “hezimetle siliniverdi!” “600 kilometre uzaktan” ben “gerçeği ve geleceği” görüyorum; Vefa Küçük’ler, Aziz Yılmaz’lar, Ali Şen’ler göremiyor! Vah ki ne vah! İkinci fotoğrafım Galatasaray’dan! “Bu yönetime kimse güvenmiyor, güvenemez” dediğimde ve yazdığımda bazı Galatasaraylılar kızıyorlar! “Neden bu kadar ağır konuşuyorsun, yazıyorsun?” diyorlar! İşte “skandallardan son örnek!” “İki Brezilyalı’nın transfer ücretleriyle ilgili hiçbir problemi kalmadığını” haftalar önce TV’lerde, gazetelerde ilân edenler bu yöneticiler değil miydi? Ne oldu? Şimdi ortaya çıkıyor ki “tek kuruş ödeme yapılmamış!” “Bir futbolcu komisyoncusunun araya girmesiyle” ödeneceğine dair garanti verilmiş ama adamcağız “kendi verdiği garanti yüzünden” Galatasaray yöneticilerinin “borcu ödememekte ısrar etmeleri” sebebiyle zor durumda kalıvermiş! Hey gidi koca Galatasaray hey! Artık “kulübün ve yöneticilerinin garantisine kimse inanmıyor” da “futbolcu simsarlarının verdikleri garantilere” kalıyorsun ve o da “sözler tutulmadığı için” skandala dönüşüyor! Ve de “Bu yönetimle bu yönetimin başı”, hâl⠓Galatasaray’a hizmet ettiklerini söyleyebiliyorlar!” “Yeniden aday olmayı” da düşünebiliyorlar! “Bunca zengin adam”, bunca “Galatasaray’ın ünlü ettiği adam” “ellerini ceplerine atıp” da Brezilyalar’da “koca Galatasaray’ı rezil edecek yanlışlarını silmek için” gayret bile göstermiyorlar! Alt tarafı hepsi hepsi “2 milyon dolar bile değil!” Ya Fatih hoca ile “anlaşma masasına oturmamaları yüzünden” Fenerbahçe’nin göz göre göre “çengel atmasına” izin vermeleri? Vah ki ne vah! Üçüncü fotoğraf Trabzonspor’dan! “Ben işte böyle Hami istiyorum” diyerek “güya” haklı olduğunu ispatlamaya çalışan bir “Hoca” düşünün! Herkesi kahkahalarla güldürmeye devam ediyor! Sus bari! “Hata ettin”, hiç olmazsa unut; konuşma! “Erkekçe çıkıp” özür dilemesen de, sus! “Ertesi günü” Hami ne diyor? “Ben dün hangi Hami isem, gene aynı Hami’yim! O zaman nasıl oynuyorsam, şimdi de öyle oynuyorum!” Hami haklı! Hami’de ne değişti de ve Hami ne yaptı da “o günlerde oynatılmıyordu, şimdi oynuyor?” “Yedek kulübesinde oturmak, hastalanıp hastahanelere kaldırılmak mı” Hami’yi “oynamazken, oynar hale getirdi?” Elinde “Hami gibi oyuncu varken” kullanmayan bir teknik direktörün dramını yaşıyor Giray Bulak! Ama hâl⠓zeytinyağı gibi” suyun üstüne çıkmaya çalışıyor ve de herkesi güldürüyor! Vah ki ne vah!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT