BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şirket birleşmelerinin Türkiye yönünden önemi

Şirket birleşmelerinin Türkiye yönünden önemi

Globalleşme hareketiyle 21’inci yüzyıl uluslararası ekonomik, ticari ve mali ilişkiler açısından yeni bir çehre kazanmaktadır. Yoğun rekabet şartlarında kaliteli, ucuz üretim yapan, etkin hizmet sunan kuruluşların başarı şansı doğal olarak artacaktır.



Globalleşme hareketiyle 21’inci yüzyıl uluslararası ekonomik, ticari ve mali ilişkiler açısından yeni bir çehre kazanmaktadır. Yoğun rekabet şartlarında kaliteli, ucuz üretim yapan, etkin hizmet sunan kuruluşların başarı şansı doğal olarak artacaktır. Buna karşılık çağa ayak uyduramayan gerekli dinamizmi gösteremeyen firmalar piyasadan çekilmek zorunda kalacaklardır. Başka bir deyimle üretim ve hizmet hedeflerini yeni yüzyıla göre ayarlayan, uluslararası piyasalara açılan büyük ölçekli işletmeler Türkiye’ye ve dünyaya damgasını vuracaklardır. DÜNYADA NE OLUYOR? Teknolojik ve finansal gelişmeleri, toplumsal değişimleri çok yakından takip eden Batılı firmalar gerek aynı iş kolunda gerekse farklı alanlardaki birleşmelerin önemini uzun süre önce sezmişler ve stratejilerini ona göre çizmişlerdir. Bunun neticesi olarak da günümüzde dünyadaki en büyük 1000 şirketten 470’i Amerikan, 350’si Avrupa kökenlidir. Dev şirketler kategorisinin yarışına sonradan katılan Uzak Doğu ülkeleri ise bu rakamı 170’e çıkartmışlardır. Şirket birleşmeleri ve evlilikleri 1998 ve 1999’da ayrı bir özellik taşımıştır. Citi Corp. ile Travellers Groups birleşmesi finans kesiminde büyük yankılar uyandırmıştır. Yeni grubun elindeki varlıkların değeri tüm Afrika ülkelerinin Milli Gelirinin yarısından fazlasına, Amerika On Line (AOL), T. Werner birleşimi ile oluşturulan şirketin varlıklarının toplamı ise 400 milyon insanın yaşadığı Bangladeş, Endonezya ve Türkiye’deki toplam üretime yakındır. Evlilikler trendi başta otomobil, kimya, ilaç, iletişim, optik, basın yayın, bilgisayar olmak üzere hemen her sektörde hızla yayılmakta, piyasaları sarsan birleşmeler birbiri ardına gelmektedir. İşin ilginç yanı büyük şirketler artık etkinliklerini artırmak, dünyanın her yerinde ihale kazanmak amacıyla dikey-yatay entegrasyonların ötesinde çeşitlendirilmiş birleşmelere yönelmekte, farklı ülkelerdeki şirketleri satın almaya özen göstermektedirler. Bu politikanın sonucu kuruluşlar, farklı tecrübelerden yararlanmakta, yeni teknolojileri devreye koymakta, üretim ve istihdam olanaklarını geliştirmektedirler. TÜRKİYE’DEKİ DURUM Şirket birleşmelerinin önemi birçok konuda olduğu gibi Türkiye’de geç anlaşılmıştır. Önde gelen firmalarımız bir yana, ünlü holdinglerimizin bile değerinin 5 milyar doları bulmadığı bir ortamda, mücadele etmenin ne kadar zor olduğu anlaşılmalıdır. Unutulmamalıdır ki uluslararası düzeyde iş yapan Avrupalı bir firmanın varlığı Türkiye’de çok sayıda şirketi bünyesinde toplayan bazı grupların fazlasıyla üstündedir. Bankalar ve finansal kuruluşlar açısından ise durum daha da vahimdir. Bankalarımızın gücü Amerika’nın kuruluşları bir yana Avrupa’nın küçük ülkelerindeki bankalarla bile boy ölçüşecek durumda değildir. Türkiye’deki 75 bankanın varlıklarının toplamı Deutsche Bank kadar etmemektedir. Benzer durum diğer iş kolları için de fazlasıyla geçerlidir. Sözü edilen koşullarda Türkiye’nin Avrupa pazarlarında ve dünya ticaretinde söz sahibi olabilmesi için şirket birleşmelerini ciddiyetle ele almaktan başka çaresi yoktur. TÜRKİYE NE YAPMALI? Ankara’daki yetkililer değişen koşullarda ülke çapındaki başarının büyük ölçek ekonomisinden geçtiğini unutmamalı, bu amaçla şirket birleşmelerini hızlandıracak hukuki ve mali mevzuata önem vermelidir. Zaman zaman gazete sütunlarına yansıyan 10-20 milyon dolarlık birleşmeler Türkiye için yeterli değildir. Bu rakamı en az 100 milyon dolara çıkartmak gerekir. Girişimciler için hayati derecede önem taşıyan şirket birleşmeleri ve evlilikler konusu sektör temsilcileri tarafından ciddiyetle ele alınmalı, diğer ülkelerdeki tecrübelerden yararlanarak, stratejiler hazırlanmalıdır. Bu doğrultuda yapılacak işlerin başında ise uygulamaya dönük bilgilerin verilmesi ve eğitim hizmetlerinin sunulması gelmektedir. Türkiye’de finans ve banka sektörüne büyük hizmetler sunan Finans Kulüp bu sefer de HABA İnternational’la işbirliğine giderek 9 Mart Perşembe günü İstanbul Hilton Oteli’nde önemli bir konferans düzenleyeceğini açıklamıştır. Verilen bilgilere göre TÜSİAD Başkanı Erkut Yucaoğlu, SPK eski Başkanı Dr. Ali İhsan Karacan, Pricewaterhouse Coopers Başkanı Adnan Nas’ın yanısıra birçok saygın, yabancı ve yerli kuruluş temsilcisi tecrübelerini iş adamlarımıza ve bankacılarımıza aktaracaklardır. TOBB, MESS, TİSK gibi diğer meslek kuruluşları da konuya ilgi duymalı, Türkiye’yi uluslararası rekabette güçlendirecek projelere destek olmalı, ortaya çıkan gelişmelerden üyelerini sık sık haberdar etmelidirler.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT