BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Vurma amca, o çocuk yetim!..”

“Vurma amca, o çocuk yetim!..”

“Adamın tokadı ve töhmeti ile âdeta dilim tutuldu. Ancak üzüntümden hıçkırarak ağlamaya başladım. Yanımdaki arkadaşım hemen müdahale etti: Amca ben bunu çok iyi tanıyorum. Katiyen böyle bir şey yapmaz. Hem bu, babasız yetim bir çocuk!”



1950’li yıllar. İlkokul çağlarım... Kitaba meraklıydım ve ilk kitaplığımı da bu yıllarda oluşturmaya başlamıştım. İlk aldığım kitap da, hâlâ kitaplığımda durur. Vasfi Mahir Kocatürk’ün “Osmanlı Padişahları” isimli kitabıdır. Bir kitapçıdan, okul harçlığımdan keserek “Battal Gazi” isimli resimli bir hikâye kitabı almıştım. O kitap yüzünden yediğim tokadın acısı hâlâ içimdedir... O yıllarda tek eğlencemiz kitaptı. Bu tür kitapları daha sonra bazen ikinci el olarak satıyor bazen başka bir kitapla değiştiriyorduk. Evet... Battal Gazi’yi de okuduktan sonra satmak istemiştim. Ama çok çekingendim. Alışverişe bile bir arkadaş bulur öyle giderdim. E haliyle bu kitabı satmaya mahalleden bir arkadaşla gittim. Şehrimizin Ulu Câmisinin kıble tarafında ağaçlıklı boş bir alan vardı. Dediklerine göre eskiden kabristan imiş. Bu arazinin Doğu tarafı çarşıya bakıyordu. Ama Çarşı Caddesi ile bu alanı birbirinden ayıran 1 m yüksekliğinde yarım metre kadar kalınlıkta bir duvar vardı. İşte bu duvar seyyar satıcıların doğal tezgâhı idi... Burası bizim BİT pazarımız sayılırdı. Tesbih, incik boncuk, eski köstekli saatler, kemik taraklar ve de resimli resimsiz irili ufaklı kitaplar... Seyyar satıcılar ellerinde ne varsa getirip bu duvarın üzerinde sergilerler ve satarlardı. Bu seyyar esnaftan birisi de o yıllarda genç bir kitapçı idi. Kendisi daha çok ikinci el kitaplar satıyordu. Biz de Battal Gazi’yi, ikinci el kitap olarak bu adama götürdük. Biraz ürkek, biraz kararsız halde dedim ki: -Bu kitabı satmak istiyordum. Adam bir kitaba baktı, bir yüzüme... Daha ne olduğumu bile anlamadan yüzüme öyle bir tokat attı ki gözümde şimşek çaktı... Ben olduğum yerde sersemlemiştim. Arkadaşım şoka girmişti. Adam öfkeyle bağırdı bana: -Bu kitap zaten bana ait. Bunu benden çaldın! Şimdi de gelmiş satmaya kalkıyorsun ha! Aman Allah’ım, daha neler? Bu adam neden bahsediyor? Çıldırmış olmalı? Bana hırsız diyor. O an başka bir çocuk olsa belki çığlığı basardı. Ama ben zaten çekingendim. Oraya bile arkadaş alarak gitmiştim. Adamın tokadı ve töhmeti ile âdeta dilim tutuldu. Bir kelime söyleyemedim. Ancak üzüntümden hıçkırarak ağlamaya başladım.Yanımdaki arkadaşım hemen müdahale etti: -Amca ben bunu çok iyi tanıyorum. Katiyen böyle bir şey yapmaz. Hem bu, babasız yetim bir çocuk, niye vuruyorsun. Ama kitapçı, kesinlikle geri adım atmadığı gibi kitabıma da el koymuştu. Arkadaşım buna da direnmek istemişti. “Polise gidelim, şikâyet edelim” dedi. Ben razı olmadım: -Aman bu bir kitap, önemli bir şey değil. Hemen buradan uzaklaşalım. Bu adamın daha ne yapacağı belli olmaz, dedim. Hızla oradan uzaklaştık. Epeyce bir zaman da oradan geçmeye cesaret edemedim. Daha doğrusu o adamın yüzünü görmek istemedim. Aradan çok bir zaman geçmedi. O olaya şahit olan arkadaş bir gün dedi ki: -Sana tokat atan o adamı gördün mü? -Hayır görmedim. -O adam var ya, delirmiş. Birden sarsıldım ve “ben ona beddua etmemiştim ki” deyiverdim. Bu adamcağızın başına gelende, bana yaptığı zulüm ve iftiranın payı var mıdır, yok mudur, elbette onu ancak Allahü teala bilirdi. Çok daha sonraları oradan geçerken hayretle ben de gördüm ki gerçekten bu adamcağız, yine aynı duvarın önünde, saçı sakal birbirine karışmış vaziyette, kirli paslı, yırtık elbiseyle, çevreye ilgisiz ve donuk gözlerle bir aşağı bir yukarı gidip geliyordu. Onun o haline bile hüzünlenmiştim. Sait Yolaçan-İstanbul > Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98249
    % -0.22
  • 5.694
    % -0.19
  • 6.5675
    % -0.62
  • 7.4615
    % -0.46
  • 224.744
    % 0.36
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT