BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nüfusu kontrol ederseniz çevre de kurtulur

Nüfusu kontrol ederseniz çevre de kurtulur

Ekolojik problemlerin etki şekilleri ve çözüm yolları arasında bağ vardır. Nüfusun kontrol edilmesi kirliliği azaltır.



> EKOLOJİK DENGE VE DOĞANIN DİNAMİZMİ -1- Herkesin, gelecek nesillere daha sağlıklı bir dünya bırakmak için çaba harcaması ve üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerekiyor. HER ŞEY BİRBİRİNE BAĞLI Ekolojik problemlerin etki şekilleri ve çözüm yolları arasında organik bir bağ vardır. Örneğin nüfus artışının kontrol altına alınmasıyla kişi başına düşen besin maddesi ve sanayi ürünü artacak, diğer yandan çevresel kirlenme azalacaktır. Sevgili okurlar, canlı varlıklarla, cansız ortamın beraberliğinden meydana gelmiş “DOĞA” statik olmayıp, dinamik bir yapıdadır. Doğal Sistemler kendi kendilerini denetleyebilme özelliğine sahiptir. Tabiatın bu dinamizmi milyonlarca yıldır dengeli bir şekilde devam etmektedir. Doğada sürdürülen bu düzene “Ekolojik Denge” adı verilir. Sistemlerdeki değişimler kendi kendini onarabilme gücünün dışına çıktığı takdirde doğada geri dönüşü olmayan hasarlara yol açmaktadır. Bunlara örnek olarak deprem, tsunami, su baskınları, kasırga gibi tabii afetler veya insan yapısı endüstriyel ve evsel atıklar, hava kirletici gazlar, temiz bir akarsuya bırakılan atıklar ve ormanların tahribini sayabiliriz. KİRLENMEYE KARŞI ALINABİLECEK TEDBİRLER Ekolojik denge üzerinde olumsuz etkisi olan çevresel kirlenmenin birçok nedeni olmasına rağmen, “Nüfus Artışı” ve “Endüstrileşme” sonucu alıcı ortama bırakılan katı, sıvı ve gaz halindeki “Atıklar” bu konuda baş sorumlu olarak kabul edilmektedirler. Ham madde kullanımı, besin tüketimi ve bunlara bağlı olarak artan atık miktarı nüfusla bağlantılı gelişmektedir. Günümüz dünyasının ekolojik problemleri, bunların etki şekilleri ve çözüm yolları arasında organik bir bağ vardır. Bir örnek vermem gerekirse; Nüfus artışının kontrol altına alınmasıyla kişi başına düşen besin maddesi ve sanayi ürünü artacak, diğer yandan çevresel kirlenme azalacaktır. Son yıllarda bu konuya yönelik çeşitli ülkelerde pek çok tedbir alınmıştır. Bunlar; nüfusun artışı yanında, doğal kaynakların tüketilmeden kullanımı, çevre konusunda yeni hukuksal düzenlemeler ve eğitim çalışmaları olarak özetlenebilir. DOĞAL KAYNAKLARIN SÜRDÜRÜLEBİLİR KULLANIMI Doğal kaynaklar “Daimi” ve “Yenilenebilir” veya “Yenilenemez” nitelikte olabilir. Özellikle yenilenemeyen kaynaklar günümüzde sanayi ham maddesi olarak ve insanların çeşitli ihtiyaçları için hızla tüketilmektedir. Konunun önemini kavrayan ülkelerde atıklardan yeniden yararlanmak fikriyle “Geri Dönüşüm” girişimleri yaygınlaşmıştır. İnsanların çeşitli aktiviteleri sonucu ortama bırakılan atıklar; katı (çöpler), sıvı (kanalizasyon birikimi ve tarım ilaçları), gaz (hava kirleticileri) şeklinde olabilir. Değişik kimyasal bileşimleri olan bu atıklar doğaya çeşitli yollarla her gün büyük miktarlarda boşaltılmaktadır. Bu katı atıklar çoğunlukla kül, kağıt, organik madde, metal, cam ve plastik maddelerden oluşur. Değerli okurlar, önümüzdeki yazımızda “Ekolojik Problemleri” masaya yatırmaya devam edeceğiz. Temiz, yaşanabilir bir dünya dileğiyle iyi haftalar diliyorum. Esen kalın. Gidecek BAŞKA yeri yok! Mustafa Çolakoğlu HATAY İHA Antakya Çevre Koruma Derneği Başkanı Selda Asker, Türkiye Suriye sınırında çok dar bir alanda hayat mücadelesi veren Hatay Dağ Ceylanı’nın (Gazella gazella) doğal yaşama alanlarının tehdit altında olduğunu söyledi. Selda Asker, ceylanların yaşadığı alana çimento fabrikası kurulmasının planlandığını belirterek, “Hatay’da çimento fabrikası kuracak onlarca yer var, ancak ceylanların gidecek başka yeri yok” dedi. 150 bireylik bir popülasyondan oluşan, nesilleri gittikçe azalan ve Türkiye’deki memeli listesine son eklenen tür olan Hatay ceylanlarının yaşadığı bölgenin bir an önce yaban hayatı koruma ve yetiştirme sahası ilan edilmesini isteyen Asker, “Biz bunu beklerken, daha hızlı davranılıp alanın organize sanayi bölgesi ilan edilmesine bir anlam veremiyoruz. Bunun takipçisi olacağız” dedi. 7’lik bir depremin bizde tsunami oluşturma ihtimali yüzde 10’dur ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü, Deniz Mühendisliği Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cevdet Yalçıner, “Akdeniz ve Marmara Denizi’nde oluşabilecek 7’nin üzerindeki bir depremin tsunamiye sebep olma ihtimali yüzde 10” dedi. Tsunami konusunda araştırmalar yapmak için uzun zaman Japonya’da bulunduğunu hatırlatan Yalçıner, “Japonlar tüm hesaplarını 8.5 büyüklüğünde bir depreme göre yaptı. Beklenenin üzerinde felaket meydana gelmesi hesapları bozdu ve bilim adamlarının bilgilerini yeniden gözden geçirme konusunda mesaj verdi” dedi. Akdeniz’de meydana gelebilecek bir tsunaminin 20 dakika sonra kıyıya ulaşacağını ifade eden Yalçıner, “Meraklı değilsen kaçarak kurtulursun” diye konuştu. THK yangın söndürme ihalelerini bir bir alıyor Bir zamanların tartışılan müessesesi olan Türk Hava Kurumu (THK), İran ve İsviçre’de açılacak orman yangını söndürme uçağı kiralama ihalelerine katılarak Türkiye’ye hem prestij hem de para kazandıracak. Denizli Şubesi Olağan Genel Kurul toplantısına katılan Genel Başkan Yardımcısı İsmet Kayhan, 9 uçak daha alarak filolarını geliştirdiklerini belirterek, “İtalya’da girdiğimiz bir ihale lehimize sonuçlandı. Çevre ve Orman Bakanlığı’nın yangın söndürme ihalesini de aldık. THK’yı Atatürk’ün istediği noktaya getirme azim ve kararlılığındayız” dedi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT