BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İsyan yok... Şükür var...

İsyan yok... Şükür var...

“Uluslararası yollarda TIR şoförü olarak direksiyon sallayan koca Hilmi... Haftada üç gün bir mini diyaliz arabasında, hasta olarak hayatının üç gününü geçireceği diyaliz odasının yolcusuydu ha?..”



Hastane odasındayım. Doktor ve bir hemşire var. Hastabakıcı yeşil bir elbise getirdi: -Bunu giy, dediler. Giydim. Kurbanlık koyun gibi beklemeye başladım. Tekerlekli sandalye ile ameliyathaneye indirdiler. Boynuma bir cihaz takılmıştı. Sağ kulağımın arkasına... İki saat denemeye aldılar ve “diyaliz bu” dediler. Dikdörtgen şeklinde bir makine... Bir sürü hortum takılı. Kanı çekiyor temizliyor. Kolay gözüküyor. Devirsi gün tam üç saat diyalizde tuttular. İki gün sonra taburcu edip elime bir diyaliz raporu verdiler. Bir hafta sonra “kolundan fistül açacağız” dediler. Taburcu olup eve geldik. Ertesi gün Osmaniye’de hemodiyaliz merkezine başvuracak hangi günler diyalize gireceğimi öğrenecektik. Ayaklarım, ellerim şişmiş, yüzüm bembeyaz olmuştu. Diyalizin bir zorluğu varsa o da dört saat esir gibi yatağa bağlı kalacaksın. Kıpırdama, öksürme sağa sola dönme vb. olmayacak. Yoksa hemen makine alarm veriyor, bas bas bağırıyordu. Perşembe, Cumartesi bağlandım. Pazartesi koluma fistül açtılar. Doktor: -Fistülün çalışıyor ama zamanla alışır, gürül gürül çalışır, dedi. -Bana ne yaptınız hocam? -Sol bilekte iki damarı birleştirdik. Bu basınç yapacak ve diyaliz pompası kanı rahat çekecek. Ve... Diyaliz Merkezi. Herkes kırk yıllık tanıdık gibi... Doktor Zahide Hanım esas raporun bir hafta sonra çıkacağını söyledi. Erzin’in sırası; Salı, Perşembe ve Cumartesi. Adres bilgilerimi verdik. Eve geldik. Halim yoktu. Ayaklarım ağrıyor, gözüm kararıyordu. Devirsi gün saat 14:00’te beni evden aldılar. Arabada bir yakın komşumuz ve Başlamış köyünden Hatça Teyzem vardı. Gözleri görmüyordu. Osmaniye’ye vardık. Bizleri önce tarttılar. Yataklara yatırdılar ve diyalize bağladılar. Her yer tertemiz. Her yatakta LCD televizyon. Çalışanların ağzından bal damlıyor. Hemşire Emine ve Ayşe kardeşlere, Funda ve Gülbeyaz Hemşireye, Teslime Başhemşireye; birbirinden iyi insan personeller Mustafa, Soner ve Gül’e, servis şoförlerimiz Zeki ve Ali’ye, otomasyondan Fatih ve diyaliz teknisyeni Ahmet Beye ve devletimize teşekkür ediyorum. En çok da... Bu sıkıntıların öncesinde mütevekkil bir insan olmama, ibadete başlamama ehl-i sünnet yolunu ve bu yolun büyüklerini öğrenmeme ve sevmeme vesile olan Hakikat Kitabevi’nin o birbirinden güzel kitaplarını bana getirip satan o adını bilmediğim genç kardeşime... Hey gidi hey... Uluslararası yollarda TIR şoförü olan koca Hilmi, haftada üç gün bir mini diyaliz arabasında, haftanın üç gününü geçireceği diyaliz odası yolcusu öyle mi? Emrine şükür Allah’ım. İsyan yok. Şükür var. Çünkü kitaplar öyle yazıyor. Hilmi Yumuşaker-Erzin/Hatay Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT