BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yollar

Yollar

Köy yolu, dağ yolu, patika yol, taş yol, asfalt yol, çevre yolu, demiryolu, denizyolu, hava yolu...



Köy yolu, dağ yolu, patika yol, taş yol, asfalt yol, çevre yolu, demiryolu, denizyolu, hava yolu... İnsanlığın en büyük buluşlarından biri tekerlek. Yolsa tekerlekten daha eski. İlk insanın yer yüzünde attığı ilk adımla birlikte yol da oluşmaya başladı. Yol medeniyettir. Bugün de insanlığın baş meselesi yine yol. Türkiye’nin önündeki belli başlı projelerden biri ülkeyi otoyollarla örmek. Diğer ciddî bir mesele demiryolu. Ankara-İstanbul arası hızlı trenden tâ çocukluğumuzdan bu yana söz edilir, hükûmetler, gelip gider fakat proje bir türlü hayata geçmez. Belli ki otobüs şirketlerinin baskısı var. Halbuki demiryolları bütünüyle bu firmalara satılsa devlet hem kâra geçecek, hem de şu trafik cinnetinden kurtulacağız. Toplum alt şuurunda yeni yollar özlüyor. Dünkü gazetelerde birbirinden farklı üç yol haberi vardı. Haberin ilki “yüzer yol”la ilgili. Prof. Dr. A. Vefik Alp’in çizdiği proje ile Avcılar’dan Tuzla’ya 33 km.lik bir yüzer yol yapılıyor. Marmara denizini kat edecek yolun Adalar’a da uğrama ihtimali varmış. Proje mimarı Alp ile Bayındırlık Bakanı Aydın işe talip olan Amerikan firmaları ile görüşme ve pazarlık için ABD’ye gidiyorlarmış. Yolları açık olsun...ancak bir hususu hatırlatmadan geçemeyeceğiz. Avcılar-Tuzla Köprüsü Darıca-Topçular Köprüsü ile desteklenmezse beklenen fayda elde edilemez. Belki sıkıntı da doğabilir. Eğer Avcılar-Tuzla, Darıca-Topçular köprüleri aynı zamanda yapılırsa sadece Marmara Bölgesi değil Ege de rahatlayacak. İki bölge daha fazla hareketlenecek, diğer bölgelerle de mesafeler kısalacaktır. İkinci proje Anamur’dan Girne’ye uzanan 60 km’lik köprü inşası. Bu yolun yarısı dubalı, yarısı tüp geçit olacak, Anadolu’dan Kıbrıs’a 45 dakikada varılacakmış.. Bunun da mimarı Ahmet Vefik Alp. Alp’e göre bu projeyi Türkiye ve Yunanistan birlikte yapmalı. Zira Güney Kıbrıs da bu nimetten istifade edecek. Fevkalade yerinde olur, ismine de “Barış yolu” denebilir. Üçüncü haberse bir hicran, bir ukde, bir boynu büküklük. Haberin hülasası şöyle: Diyanet İşleri Başkanlığı, Sultan Abdülhamid döneminde inşa ettirilen ve Adana’dan Medine’ye uzanan tarihî Hicaz Demiryolu Hattı’nın yeniden faaliyete sokulması için teşebbüse geçmiş. Diyanet İşleri Başkanı M. Nuri Yılmaz, Suriye, Ürdün ve Filistin’in de konuya sıcak baktığını belirterek proje gerçekleştiği takdirde hacıların demiryolu ile taşınmasının planlandığını belirtmiş. Henüz Suudilerle görüşme yapılmamış. Ancak onların da böyle hayırlı bir işe karşı çıkacaklarına ihtimal verilmiyor. Pozantı’dan Irak’a doğru ayrılan kolu ile Bağdat Demiryolu ismini alan Hicaz Demiryolu, Sultan Abdülhamid’in fikri. 1907’de açılışı yapıldı, 1917’ye kadar hizmet verdi. 1917’de İngilizlerle yaptığımız savaşta Binbaşı Lawrance, bir kısım aşiretleri kandırarak yanına çekmek sureti ile bu hatları tahrip ettirdi. 2 bin 243 km uzunluğunda olan Hicaz Demiryolu Hattı’nın Suudi Devleti dışındaki topraklarda kalan parçaları yer yer sağlam vaziyette durmakta. Medine’de ise yıkılmaya terk edilmiş Medine Demiryolu İstasyonu ayakta. Ne var ki Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı’nda mevzuya dair zengin arşiv dokümanları bulunmakta. Bu arşivlerden istifade ile Hicaz Demiryolu Hattı’nın hayata döndürülmesi mümkün. Diyaneti bu isabetli teklifinden dalayı canı gönülden tebrik ediyoruz. İnşallah Cidde de hadiseye soğuk bakmaz. Ulaştırma Bakanı Prof. Enis Öksüz’ü kolları sıvamaya davet ediyoruz. Tez zamanda ilgili devletler Ulaştırma Bakanları ile İslam Konferansı’nı, Dünya Bankası’nı harekete geçirmelidir. Böyle bir hizmet fırsatı her zaman her Bakana nasip olmaz. Turgut Özal, Ceyhan, Seyhan nehirlerinin suyunu Hicaz’a kadar taşıyacaktı. Olmadı, ömrü vefa etmedi. Şimdi o su projesi ile birlikte bütün bu projeler gerçekleşmeli. Avcılar-Tuzla, Darıca-Topçular, Anamur-Girne, Hicaz Demiryolu, hatta Bağdat demiryolu... Mecburuz; başka çıkar yolu yok. Bulunduğumuz coğrafyadaki mührümüzün izlerini yeniden toprak altından, kum altıntan, çamur altından, çıkarmalıyız. Yoksa yıllar evvelinden bize seslenenlerin hakkını ödememiş oluruz: “Orası yemendir, gülü çemendir/Giden gelmiyor, acep nedendir?” Yol olursa kalkınma olur. Şair Necip Fazıl Kısakürek ne diyor? “Koştur atını koştur yağız atlı süvari/Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları!” Yolun kıvrımları kabri bulmadan herkes elinden gelen her feragat, fedakârlık ve hizmeti esirgememelidir. İnsan kırk kere Başbakan, kırk kere Bakan olmaz; fırsatın kazası olmaz; ân bu ân, dem bu dem. Siyasette yarın yoktur. Yetki sahipleri ellerindeki imkânları kullanarak eser bırakmalılar. ............ BAYRAMINIZI TEBRİK EDERİZ.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT