BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İspanya’da sağ’ın seçim zaferi

İspanya’da sağ’ın seçim zaferi

İspanya’da 12 Mart’ta yapılan genel seçimleri ezici bir çoğunlukla Halkçı Parti kazandı, bu surette İspanya’da ilk kez bir merkez sağ parti parlamentoda mutlak çoğunluğu elde etti.



İspanya’da 12 Mart’ta yapılan genel seçimleri ezici bir çoğunlukla Halkçı Parti kazandı, bu surette İspanya’da ilk kez bir merkez sağ parti parlamentoda mutlak çoğunluğu elde etti. İngiltere, Fransa ve Almanya’da sol partilerin iktidarda olması dünya kamuoyunun İspanya’daki seçimlerle yakından ilgilenmesine sebep olmuştu. Halkçı parti ve başındaki Başbakan Jose Maria Aznar 4 yıldır iktidarda idi. Daha önce 14 yıl sosyalistler iktidarda idiler, 3 Mart 1996’da Halkçı Parti sosyalistlerin Felipe Gonzales’in başkanlığındaki iktidarına son vermişti. Sosyalistler (PSOE) bu seçimlere yeni bir liderle Joaquin Almunia ile girmişlerdi. 51 yaşındaki Almunia Başbakan Aznar’dan dört yaş büyüktür. Aznar şahsen rezaletlere bulaşmamıştır. Sosyalistlerin düşüş sebepleri ise rezaletlerdi. Almunia parti içindeki genel başkanlık adayı seçimlerinde yenilmişti. Bu parti içinde genel başkanlığa adaylık için seçim usulünü de ortaya atan kendisi idi. Almunia ancak adaylık seçimini kazanan Gonzalez Josp Bornell parti başkanlığından vazgeçince genel başkan olabilmiştir. Almunia, Birleşik Sol Partisi ile seçimden birkaç ay önce anlaşmıştı, Birleşik Sol İspanya Komünist Partisi tarafından kontrol edilen bir gruptur. Birleşik Sol’un başkanı Fransisco Frutos ile Almunia anlaşmıştır, aynen 1997’de Fransa’da Sosyalist Parti Lideri Lionel Jospin ile Fransız komünist parti lideri Robert Hue arasındaki anlaşmaya benzer bir anlaşma yapmışlardır. İki solcu lider seçmenlerin sağ idare yerine kendilerinin seçileceğine inanmışlardı ama 12 Mart’ta seçmenler aynı fikirde olmadığını gösterdi. Seçimlerden önce hiçbir partinin mutlak çoğunluğu alamayacağı hesaplanıyordu ama aksi çıktı. Seçimlerden önce Halkçı Parti’nin (PP) 156 sandalyesi vardı, bu mutlak çoğunluktan 20 eksikti fakat Sosyalist İşçi Partisi’nden (PSOE) 15 fazla idi. Aznar’ın halen 350 kişilik Mecliste 183 sandalye elde ettiği İşçi Partisi’nin ise 16 sandalye kaybı ile sadece 125 üyelik kazandıkları anlaşılmaktadır. Aznar kullanılan oyların yüzde 43, 2’sini alırken Sosyalistler yüzde 38,8’ini alabilmişlerdir. Halkçı Parti’nin kazanmasında ekonominin iyileşmesi büyük rol oynamıştır. İşsizlik yüzde 22’den yüzde 15,5’e düşmüştür. Ekonomi geçen yıl yüzde 3,7 büyümüştür. Ekonomide negatif işaret sadece enflasyonun yüzde 2,9’a yükselmesidir ki bu 1998 rakkamının iki mislidir. Aznar “Önce İspanya dış dünyaya bakıyordu şimdi dış dünya İspanya’ya bakıyor” diye böbürlenmektedir. Kabinesinin bakanlarının itibarları yüksektir. Bilhassa İçişleri Bakanı Jaime Mayor Oreja ile Ekonomi Bakanı Rodrigo Rato çok itibarlıdırlar. Aznar seçim öncesinde ikinci dönemi için 1,4 milyon daha fazla iş üreteceğini ve 2004’te işsizliği yüzde 10’un altına düşüreceğini vadetmiştir. İspanya Avrupa’nın en düşük doğum nisbetine sahiptir, bunu yükseltmek için, çalışan anneler sosyal güvenlik vergisinden iki yıl için muaf tutulacaklardır, ayrıca küçük çocukların anne ve babaları için vergi indirimleri kabul edilecektir. Almunia bunlara karşılık olarak PP’nin 1996’da iktidara gelmeden de vergi indirimleri vadettiğini fakat yapmadığını söylemiştir. Sosyalistler vergileri toptan indirmeyeceklerini fakat vergi yükünü daha az kazananların lehine indireceklerini söylemişlerdi. Aznar hastaneleri kısmen özelleştirmektedir, Almunia bunu durduracağını anlatmıştı. Sosyalistlerin Birleşik Sol ile anlaşmaları kolay olmamıştı. Nitekim Birleşik Sol Lideri Frutos partisinin NATO’ya olan büyük muhalefetini unuttu. Almunia iktidara geçince çalışma haftasını 35 saate indireceğini söylemişti. Seçmenlerin bu programlara pek aldırış etmedikleri partiler arasında fark gözetmedikleri “Köpekler aynı fakat tasmalar değişik” dedikleri bilinmekteydi. Fakat seçmenler sağcı partiyi seçmişlerdir. Bunun üzerine Sosyalist İşçi Partisi Başkanı Almunia yenilgiyi kabul etmiş ve “şu andan itibaren Sosyalist İşçi Partisi Genel Sekreterliğinden istifamı kesin olarak sunuyorum. Kazanan partiyi kutluyorum” demiştir. Batıda seçimleri kaybeden partilerin genel başkanları derhal görevlerini terkediyorlar, bundan alacak bir dersimiz olmalı değil mi?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT