BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını dakika dakika buradan takip edebilirsiniz.
Anasayfa > Haber > İster inanın, ister inanmayın!

İster inanın, ister inanmayın!

Bir zamanlar İstanbul’da, Çetin Emeç’in babası, rahmetli Selim Ragıp Emeç’in sahibi olduğu ve rahmetli Selami İzzet Sedes’in Yazı İşleri Müdürlüğünü yaptığı (o zamanlar Genel Yayın Müdürlüğü yoktu) bir Son Posta gazetesi vardı...



Bir zamanlar İstanbul’da, Çetin Emeç’in babası, rahmetli Selim Ragıp Emeç’in sahibi olduğu ve rahmetli Selami İzzet Sedes’in Yazı İşleri Müdürlüğünü yaptığı (o zamanlar Genel Yayın Müdürlüğü yoktu) bir Son Posta gazetesi vardı.. Akşam üstleri çıkan, canlı bir gazete idi. Ben de bir aralık, bu gazetenin Ankara muhabirliğini yapmış ve bu sırada da Selami İzzet’in muzipliğine uğramıştım. Çok partili dönem başladıktan sonra, 1946’daki ilk hararetli seçim kampanyasında, Ankara’daki Demokrat Parti kaynaklarından aldığım bir haberi iletmiştim. O sırada Sinop valisi olan amcam Salih Kılıç’ın CHP lehinde partizanlık ve Demokratlara baskı yaptığı haberini tereddüt etmeden, gazeteye geçmiştim. Ertesi günkü Son Posta’da rahmetli Sedes’in bu habere koyduğu başlık şöyle idi: “Gitti Ali Kılıç, geldi Salih Kılıç... Bildiren Altemur Kılıç”... Sonra amcam bu haberden dolayı aleyhimde dava da açtı... Rahmetli Selami İzzet’in gazetede açtığı ve yönettiği bir köşe vardı: “İster İnan, İster İnanma!”.. Arsen Lüpen romanlarını nefis bir Türkçe ile çevirmekle de maruf Sedes, bu köşede inanılmayacak haberleri derler yayınlardı. Şimdi benim Amerika’da iki gün evvel kendi başımdan geçen bu olay, işte tam o köşeye göre... Bu vesile ile üstadımıza Allah’tan gene rahmet diliyorum. GERÇEK BİR KONUŞMA Evet ister inanın ister inanmayın ama, Amerika’da bulunduğumuz eve gelen bir telefonu ve arayan kişi ile aramızdaki konuşmayı, aynen naklediyorum: *Tok bir ses: -Alo orası filan numara mı? -Evet... -Filanca Cenaze Levazımatı evi... -Yanlış aradınız, burası orası değil! -Hayır ben filanca cenaze evinden arıyorum.. Kendi kendime “eyvah” dedim “Galiba buradaki bir tanıdık ölmüş onu haber verecekler” Endişe ile; -Buyurun? -Size çok güzel bir ucuzluk kampanyasını haber vermek istiyoruz... Her türlü tabutlarımızda yarı yarıya ucuzluk var... -Ölen kimsemiz yok! -O hiç belli olmaz, ölümün ne zaman vaki olacağını kimse bilemez. Allah’ın takdiridir! -Tabuta ihtiyacımız yok şu sıra.. -Lütfen dinleyin; çeşitli tabutlarımız şimdi çok ucuz. Maundan, cevizden, meşeden çeşitli tipler var... İçleri kırmızı, mavi, yeşil, saten, kadife düz veya kapitone... Kulpları pirinçten veya kromdan.. Çok beğeneceksiniz! -Ne olursa olsun, tabuta ihtiyacımız yok... -Dinleyin, mallarımız çok kelepir... Bu fırsat bir daha ele geçmez... Hem de faizsiz taksitle! Bugün alın, sonra ödeyin.. -Öldükten sonra nasıl öderim ki? -Merak etmeyin biz vârislerinizden alırız! -İhtiyacımız yok diyorum. -Hiç belli olmaz, alın bir köşeye koyun! -O köşem de yok.. -Biz sizin için muhafaza ederiz, merak etmeyin! Bu fırsatı kaçırmayın. Bu konuşma uzadıkça kızayım mı güleyim mi şaşırdım.. Adam bir türlü susmuyordu! -Eşiniz de varsa, almışken iki tane alın.. Birisi şaka yapıyor diyeceğim ama adam gayet ciddi konuşuyor. Sonra öğrendim ki, bir iki tanıdığa daha böyle telefonlar gelmiş.. Anlaşılan yaş vasatisi çok yüksek olan Miami bölgesine has bir uygulama bu! Cenazeci, o kadar ikna edici konuşuyor ki, tersleyemedim... Kurtulmak için, yalan söylemek zorunda kaldım: “Bizim tabuta ihtiyacımız yok, öldükten sonra yakılmak isteriz!”... Ama adam devam etti; -O zaman, küllerinizin muhafazası için çok güzel küplerimiz var, seramikten, porselenden, bakırdan... Artık daha fazla dayanamadım...telefonu adamın yüzüne kapattım! Ayniyle vaki: İster inanın ister inanmayın! YORUMSUZ Pakistan’ın Lahor kentinde bir yargıç 100 çocuğu tecavüz edip öldürdükten sonra, yüzer parçaya ayırıp parçaları asitte yok eden bir sapığı, boğularak öldürülmeye, yüz parça edilip parçalarının asite atılmasına mahkum etmiş... Bilmiyorum bu ceza uygulanacak mı? “İnsan haklarına aykırı” olacağı cihetle uygulanmayacağı iddia ediliyor... Otuz binden fazla insanın katilinin, onlarca defa asılmasından vazgeçtik. Bir defa idam edilmesi bile insan haklarına, AB kriterlerine aykırı! Buna da “İster inanın, ister inanmayın!” GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Yaşamayı öğrendiğim sırada, ölmeyi de öğrenmekteyim” Leonardo da Vinci “Yaşamaya alıştıkça, ölüme hazırlıksız oluruz!” Sir Thomas Browne-1658 “Yaşamayı öğrenmiş olan hiç kimse, ölmekten korkmaz! Thomas Fuller 1712
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 95852
    % 0.84
  • 4.6622
    % -1.32
  • 5.4311
    % -0.95
  • 6.1387
    % -0.65
  • 189.011
    % -1.03
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT