BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Zabıtname

Zabıtname

Bir avukat dert yanıyor: Müvekkilimin karakolda maruz kaldığı muameleyi tespit için kamera kayıtlarına bakılmasını talep edeceğim ama muhtemelen kamera o esnada çalışmıyordu diyecekler, diyor.



Bir avukat dert yanıyor: Müvekkilimin karakolda maruz kaldığı muameleyi tespit için kamera kayıtlarına bakılmasını talep edeceğim ama muhtemelen kamera o esnada çalışmıyordu diyecekler, diyor. Böyle hallerde Zihni Sinir projelerine benzer pratik çözümler işe yarar. Basit bir çözümü var, kuralı değiştireceksiniz: “Kameranın çalışmadığı hallerde zanlının beyanı esastır.” O zaman bütün kameralar tıkır tıkır çalışır. Günde dört defa bakarlar çalışıyor mu çalışmıyor mu diye. Kör nokta mazeretine de çözümü siz bulun, benimki ağır gelir. ... Usulen yapılan işlerden nefret ediyorum. Usulen sağlık muayenesi.. Usulen rapor.. Usulen soruşturma.. Göstermelik zabıt.. Kılıfına uydurulmuş zabıt.. Metrobüste sivil bir memur iki genci tartaklıyor. Sonra iki genç karakola götürülüyor. 9 saat gözaltında tutuluyor. Bu işin taraflarından biri memur ise çözüm yeri, tatlıya bağlama yeri karakol olamaz. Karakol ister istemez bu işte taraf olur. Bana göre o memur kimliğini suistimal etmiş sayılır, davacıyla işi tatlıya bağlasa da bağlamasa da, vatandaş davacı olsa da olmasa da sen bu işi yapmaya ehil değilsin, demek lazım. Bunu dediğiniz zaman arkası gelmez. Caydırıcılık dediğiniz şey nedir. Urfalı zavallı vatandaş eşini hastaneye yetiştirmek için önündeki polis otosundan yol istiyor. Polisler de durdurup, “sen nasıl kornaya basarsın, yol istersin” diye adamı hizaya sokuyorlar. Böyle bir haberi ekranda seyreden İçişleri Bakanı ne yapar? a) Gülümser. b) Şu işin aslını bir araştırın bakalım, der. c) Böyle olaylar her yerde oluyor.. der. Oysa ne yapması lazım? Araştırın, doğruysa, abartma yoksa o ekipteki herkesin işine son verin, kamuoyuna detaylı açıklama yapın. Araştırmayı kim yapacak, kurum kendi içinde yapacak. İş orada yine çıkmaza giriyor. ... Bu işlere çözüm bulacak olanların böyle bir derdi olmadığı için empati bile kuramıyorlar. Devletin şu kurumunda bu kurumunda belli bir statüde belli bir müddet görev yapan dün köyden gelmiş de olsa kendini ağzında gümüş kaşıkla doğan saltanat ailesinin ferdi zannediyor. Sıradan insanların endişesini, üzüntüsünü, sevincini anlayamıyor. İşe mekanik bakıyor.. Görevli ise istatistik olarak bakıyor.. Bir soruya cevap bulamıyorum. Daha yeni muaf oldular. Eskiden polisler de askere giderdi. Kendi mesleğinde rütbesi, kıdemi ne olursa olsun askere gitti mi orada bir çavuşun, bir başçavuşun erata muamelesini hepsi gördü. Çaresizliği gördü. Bu insanlar mecburi hizmet bitip kendi işlerine döndükleri zaman benzer muameleyi diğer insanlara nasıl yapabiliyorlar!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT