BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Aldatma

Aldatma

30 yaşından küçük olanlar o günleri bilmezler: Her sene 10 Kasım’da gazete logoları siyah renkte çıkar, ön yüz kapkara matem rengine bürünürdü. Bu yarım asırdan fazla zaman devam eden dayatmayı Turgut Özal kaldırdı.



30 yaşından küçük olanlar o günleri bilmezler: Her sene 10 Kasım’da gazete logoları siyah renkte çıkar, ön yüz kapkara matem rengine bürünürdü. Bu yarım asırdan fazla zaman devam eden dayatmayı Turgut Özal kaldırdı. Tâ ilkokuldan itibaren her 10 Kasım günü bu sahneler yaşanırdı. Siyahlar giyinmiş, güya gözyaşı döken özellikle bayan öğretmenler, mikrofonda çığlık çığlığa besleme şairlerden şiir okuyan öğrenciler ve üstü-başı dökük, soğuktan titreyen çocuklar. Mesai saatinin başlamasından biraz sonra öten fabrika boruları ve seyir halinde iken benzini bitmiş gibi olduğu yerde kalan arabalar, olduğu yerde kalan yayalar. Güya başlar önde Anıtkabir ziyaretleri. Deftere yazılan beylik laflar... Bu her tarafından samimiyetsizlik akan kanun buyruğu seneler senesi sürüp gittikten sonra basın, bir ayıptan kurtarıldı. Fakat yas ve türevleri hâlâ devam ediyor. Fabrikalar yine siren, arabalar yine klakson, vapurlar yine düdük çalmakta, öğretmen ve öğrenciler yine rol gereği yas bağlamakta, yayalar yine ‘acaba bir gören var mı?’ korkusuyla olduğu yerde kalakalmaktalar. Yabancı bir iş adamı uçağına giderken bindiği taksi birden kopan bir vaveyla üzerine durduğunda sebebini anlayınca nasıl afalladığını düşünmek lazım. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde böyle anma adeti yok. Zaten manzaraya vakıf olan yabancılar, ‘bu bir beşer ötesi hadiseye dönüşmüş’ demekteler. ‘Böyle bir ayin laikliğe aykırıdır’ dememeleri ise bizi incitme kaygılarından. Artık şu çağda bu hareketler hem yapmacık, hem yersiz, hem de ayıp. Cahiliyye devri Araplarında parayla tutulan ağlayıcılar vardı, o âdeti bu millete reva görmemeli. Hiçbir Peygamber vefat tarihinde böyle anılmıyor. Hiçbir devlet adamı, âlim ve evliya da kanun tehdidiyle anılmıyor. Dünyada söz sahibi bir Türkiye’ye 10 Kasım matemi de Atatürk’ü koruma kanunu da yakışmıyor. Üçüncü dünyalı olmadığımızı artık görmeliyiz. Şehirlerden köylere kadar Atatürk heykel ve büstleri herhalde 25 binden az değildir. 10 Kasım günü bu 25 bin noktaya çelenk konulmaktadır. Her çelenk asgari yüz lira olsa 2.5 milyon lira yapar. Bir deprem için bir kampanyada 50 bin lira toplandığında ne kadar seviniyoruz. O 2.5 milyon lira ne çok işler görür. Bu Atatürk istismarı bitmeli, şu yas sun’iliği sona ermelidir. Kimse kimseyi zorla sevmez veya nefret etmez. Bugüne kadar Atatürk’ü anlayan anlamış seven sevmiş, buğz eden de etmiştir. Bunu gösteri törenleriyle tersine çevirmek imkânsızdır. Kimsenin iradesine kelepçe vurulamaz. Dalkavukluk kime karşı yapılırsa yapılsın çirkindir. Türkiye, türbe ziyaretine gidenin de Anıtkabir ziyaretine gitmeyenin de tutuklandığı yakın tarih çelişkileri yaşamış bir memlekettir...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT