BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bildiğim Demirel emekli olmaz

Bildiğim Demirel emekli olmaz

Bu haftaki konuğumuz, İstanbul Büyükşehir eski Belediye Başkanı Bedrettin Dalan: “Benim bildiğim Demirel kendini emekli etmez, siyaseti bırakmaz. Ha iyi mi olur? Belki çok daha iyi olur. Belki bu partilerdeki bölünmüşlük toparlanır. O da bir şanstır. Zaten onun da kalayım diye tutturacağını zannetmiyorum."



Yetkili Cumhurbaşkanı 1982 anayasası, yetkisiz cumhurbaşkanlığını tam yetkili kılmıştır. Cumhurbaşkanı devletin ve yürütmenin başı oluyor. Yani cumhurbaşkanı istediği zaman kabineyi toplar ve kabinenin başkanlığını yapar. O yüzden orada oturacak kişinin tecrübe sahibi olması, birçok eleklerden geçmesi ve herhangi bir işinin olmaması lazım. Böyle bir insanı meclis içinden çıkarmak çok güç. Böyle biri varsa bile partiler, uzlaşma sağlayamaz. Biraz yaşı fazla ama... Geriye kalıyor bir tek adam. O da mevcut Cumhurbaşkanı. Siyaset yapmış, bir sürü hırsları geride bırakmış. Yaptığı büyük hatalarını devlet-millet hep beraber ödemişiz. Şimdi böyle bir adam yetişmiş. Niye harcayalım ki? Biraz yaşı fazla ama zekası yerinde. Aklı başında. Zaten o makam bilek güreşi, karakucak güreş tutulacak yer değil. Dolayısıyla yaşı, sorun olmaktan çıkıyor. Hani bir demans, erken bunama falan desek yok öyle birşey. Herkesten akıllı. Dolayısıyla böyle bir tecrübeyi bir kenara koyma lüksü Türkiye’nin yok. Keşke bir tane daha olsa Baştan beri söylerim. Demirel’i seversiniz sevmezsiniz. Hataları vardır kızarsınız. Tamam bütün bunlar doğru. Ama başka bir doğruyu da ben söyleyeyim. Eğer Demirel’in yarı yaşında, Demirel’in tecrübsesinde onun zekasında ve herkesin üzerinde uzlaşabileceği bir adam bilseydim onu desteklerdim. Anlatabildim mi? Bunları bir kenara bırakıp, tekrar istikrarsız bir duruma mı sokalım Türkiye’yi? Buna Türkiye dayanır mı? Dayanmaz. Meclisin akl-ı selimle bu meseleden çıkacağını ümid ediyorum. Ya seçilemezse!.. Öyle bir şartı görmüyorum. Ama eğer herhangi bir şekilde seçilemez de Güniz Sokağa dönerse, benim bildiğim Demirel kendini emekli etmez. Benim bildiğim Demirel siyaseti bırmaz. Ha iyi mi olur? Belki çok daha iyi olur. Belki bu partilerdeki bölünmüşlük toparlanır. O da bir şanstır. Zaten onun da kalayım diye tutturacağını zannetmiyorum. İnerse de boş durmayacağına ben kefilim. Yani kendisiyle konuşmuş olarak böyle söylemiyorum. Bana bir lafı var. “Ben emekli olduğum zaman ölürüm” demiştir. Kim ister ki ölmeyi? Aynı şey benim için de geçerli. Ben de ölene kadar çalışacağım. Dolayısıyla Demirel mühendistir. Emekli olmayacağına göre bundan sonra şantiye mühendisliği yapacak hali yok. Ne yapacak? En tecrübe kazandığı işi, siyaseti yapacak. Türkiye için de faydalı olur. Kalırsa da faydalı olur, inerse de faydalı olur. Başarılı olmak zorundalar Koalisyonda, ümit etmediğim kadar güzel bir ahenk oluştu. Ülke için de hayırlı oldu. Bana göre de en iyi yaptıkları şey, şu enflasyonu aşağı çekip, Türkiye’yi rantiye ülkesi olmaktan kurtarmak için bir adım atılması. Bu fevkalade iyi bir iş. Ancak programın başarılı olmak zorunluluğu var. Yarın bir başarısızlık ortaya çıkarsa Türkiye’nin dengeleri eskisinden daha kötü olur. Onun için Türkiye’de aklı başında olan bütün kurumlar, fert fert bütün Türk milleti, bu programın tutması için çaba göstermelidir. 65 milyonun istikbali var bu programda. Türkiye buna mecbur. Başka hiçbir seçeneği yok. Ne pahasına olursa olsun. Bu program eğer başarılı olmazsa Türkiye’de rejim biter. Tutamazsınız. Türkiye’ye o zaman ancak sopayla tutmak gerekir ki, o raddeye gelmekten de Allah korusun. Onun için rejimi de ayakta tutmanın yolu bu programın başarılı olmasından geçiyor. 312. madde... Bu maddeyi ihlal edene ömür boyu siyaset yasağı deniliyor ama ömür boyu değil. Kişinin, müracaatı halinde, tekrar etmemek kaydıyla bu kaldırılır. İyi niyetli bir insan için hiç de tehlikeli bir yasa değildir: Bunu abartıyoruz biz. Ceza muhakeme usulü kanununa göre kişi dilekçeyle müracaat ediyor. Üç sene içerisinde herhangi bir suç işlemedim diyor. Sanığın sabıka kaydı isteniyor. Üç sene içerisinde suç işlememişse bu suç da kaldırılıyor. Öyleyse bu maddenin cezası abartılıyor. Bu maddeyi kaldırmak ise anayasanın 24. maddesini yaptırımsız bırakır. Bu da bir anayasa ihlalidir. Önce sen anayasadaki 24. maddeyi kaldır o zaman mesele yok. Ama 24 varsa onun yaptırımını kaldıramazsın. Bunu çok kimse bilmiyor. Anayasa maddesinin yaptırım gücü kanundur. Anayasa’daki 24. maddenin yaptırım kanunları ise 163 ile 312 idi. Biri kaldırıldı. Şimdi bu da kaldırılırsa o zaman anayasanın 24. maddesinin yaptırımı için kanun kalmaz. Bu da anayasayı ihlal olur. Demokratik değil mi? Bakın her ülkenin kendi hassas durumundan dolayı kanunları vardır. 312’yi de öyle göreceksiniz. Bakın demokratik olarak örnek gösterilen Almanya’da ceza kanununun 159’un E fıkrasına göre, Nazizmi öven bir yazı yazan sadece siyasetten men edilmiyor, bağlayıcı olarak 15 yıl hapis cezası alıyor. Bu yasa var diye Almanya antidemokratik olmuyor da 312 var diye biz antidemokratik oluyoruz öyle mi? Bu olayın demokrasiyle ilgisi yoktur. Bilmeden herkes konuşuyor. Amerika’da da benzeri yasalar var. Böylesi çok önemli konuların, cumhurbaşkanlığı seçimi dolayısıyla pazarlık haline getirilmesi ise bir vatandaş olarak beni çok üzüyor. Bir yandan Demirel’in tecrübesinden istifade edelim derken, böyle pazarlıklara taviz vermek, sosyal yapıyı, toplumu kökten felakete götürür. Devletin toplam menfaatinin, kişiye yönelik pazarlıkta tercihi söz konusu olamaz. Depremi unutmayalım Deprem gündemden çıkmış gibi gözüküyor. İnsan unutur ama deprem unutmaz. Onun için herkes belayı savmak için şimdiden muhakkak oturduğu binanın yapısını öğrenip, depreme karşı tedbir almak zorundadır. Evet, ben deprem zamanında yaşanan telaşlarda konuşmalarımla insanları rahatlattım. Ama bu kadar da rahatlamak için söylemedim. Bunun gerçeği şudur ki, telaşa kapılmadan, çareler üretip ciddi ciddi tedbir almak. Bakıyoruz bu konuda ne devlet ne toplum ciddi tedbirler alıyor. Bu konunun mutlaka ayakta tutulması lazım. Yani deprem korkusunun değil olgusunun ayakta tutulması lazım. Deprem kanunu çıkarılıp herkesin yetkisi ve sorumlulukları belirlenerek on yılda deprem gelse de insanların depremden ölmeyecek hale getirilmesi için çalışılması lazım. Bakın ben 1985 yılında Tokyo’daydım. 7 şiddetinde bir depremi, bir otelin 33. katında yaşadım. Hiç kimse telaşta değildi. Bina zangır zangır sallandı. Hiçbir şey olmadı. Çünkü depreme karşı tedbir alınmıştı. Onun için biz de bu çalışmayı yapmalıyız. Eğer iyi bir organize olunursa bu hazırlıklar en fazla 10 senede tamamlanır. Her tür binaya tedbir vardır. Tedbir alınır. Teknikte çareler tükenmiyor. Yeter ki zemin ve yapı şartları ortaya konulsun. Büyük paralar da istemiyor ama büyük dikkat istiyor. Depremi göz ardı etmeyelim. Öyle veya böyle, deprem gelecek...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT