BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Putin, diktatör mü olacak demokrat mı?

Putin, diktatör mü olacak demokrat mı?

Bugün Rus Devlet Başkanlığını kazanan Vladimir Putin’in kendisi dahi sekiz ay evvel böyle bir durumu rüyasında görse inanmazdı.



Bugün Rus Devlet Başkanlığını kazanan Vladimir Putin’in kendisi dahi sekiz ay evvel böyle bir durumu rüyasında görse inanmazdı. Rus halkına gelince; onlar, hiç inanmazdı. Ruslar, böyle bir rüya göremezdi. Rüya görmekteki kabiliyetsizliklerinden değil. En zengin rüya gören milletlerden biri Ruslar’dır. O dev romancıları çıkartan bir milletin hayal gücü elbette kuvvetlidir. Ruslar’ın Putin’i devlet başkanı olarak rüyada görememelerindeki sebep, sekiz ay evvel O’nun Rus kamuoyuna yabancı olmasındandı. Bilip-işitildik biri değildi. Bir yıl değil, on ay önce bile değil yarım yıldan biraz fazla bir zaman önce Vladimir Putin diye bir isim ne Moskova’da ne de Rusya Federasyonu’nda biliniyordu. Dünya ise hiç tanımıyordu. Bilinemez ve tanınamazdı. Vladimir Putin, bir KGB ajanı idi. Mesleği icabı kendini saklamakla mükellefti. Bu 48 yaşındaki zayıfça, ciddî ve hesabî görünümlü ajanın elinden eski devlet başkanı Boris Yeltsin tuttu. Putin, önceleri velinimeti Yeltsin’e tam bir bendegân intibaı verdi. Başkana sıkı sıkıya bağlıydı. Sonraları kendi üslûbunu geliştirdi. Bu üslûp, klasik Çar ve klasik komünist üslubuydu, merhametsiz esasına dayanıyordu. Putin, başbakanlığında bilhassa Yeltsin’den sonra vekalet ettiği devlet başkanlığı görevinde bu merhametsiz tutumunu sonuna kadar ortaya koydu. Çeçenler’i, eziyordu... Rus halkının şoven duygularını okşadı. Şiddetli kış şartlarında sivil-asker demeden arkası kesilmeyen hücumlar halinde havadan ve karadan Çeçenler’in üzerine gitti. Putin’i tarihî Kremlin’e taşıyan asıl sebep budur. O, halkına bir ideolog gibi seslendi: -Büyük Rusya! Bu lafın altında çok şey olabilir. SSCB’nin dağılan parçalarını yeniden toplamak gibi. Putin’in gücü buna yeter mi? Yetmez, fakat gülmeyen insan tehlikelidir; Putin, gülmeyi bilmiyor. Bir maceraya kalkışabilir. Bu sebeple dünya, Rusya seçimlerinden yana çok da rahat değil. 2000’de yeniden bir Stalin veya Hitler görmek istemiyor. İstense de istenmese de Çeçenistan’da yaşananlar kanlı Stalin döneminden tipik vahşet sahneleridir. Merak edilen şu: Çeçenistan’da barış gerçekleşecek mi, Çeçenler’e gasp edilen hakları geri verilecek mi, bütün sahalarda demokratik haklar serbest bırakılacak mı? Yoksa Putin aldığı seçim sonuçlarına da güvenerek faşizme mi kayacak? Evet, yeni Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, akıllı bir yönetimle içerde ve dışarda barışı esas alan demokrat bir kimlik mi ortaya koyacak, yoksa diktatörlüğe mi heveslenecek? Kendine kalsa belki diktatör olmak ister. Ancak, meydan boş değil. Bundan sonra dahi zulmüne devam ettiği takdirde dünya, “yeter, buraya kadar!” diyecektir. Dünya bunu der veya demez bilinmez. Lakin bizim hesap-kitabımızı iyi yapmamız lazım. Türkiye tarihî komşusu ile ihtilafa düşmek istemiyor. Türkler ve Ruslar, asırlar içinde ilk defa bir arada yaşama şansı yakaladılar. Putin unutmasın ki Süleyman Demirel, kendisinden 40 yıl evvel “Büyük Türkiye” demişti.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT