BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kazdıkları kuyuya düşüyorlar! -1-

Kazdıkları kuyuya düşüyorlar! -1-

Demokrasi, halkın idaresi değil miydi? Peki, bu ‘vesayet’ neyin nesidir; demokrasi ile bağdaşır bir tarafı var mıdır? Bir ülkede demokrasi ya vardır ya da yoktur. Demokrasi varsa, orada ‘vesayetten’ bahsedilemez. Bahsedilirse; bizdeki gibi olur ve o demokrasi değil; demokrasicilik oyunu olur.



Demokrasi, halkın idaresi değil miydi? Peki, bu ‘vesayet’ neyin nesidir; demokrasi ile bağdaşır bir tarafı var mıdır? Bir ülkede demokrasi ya vardır ya da yoktur. Demokrasi varsa, orada ‘vesayetten’ bahsedilemez. Bahsedilirse; bizdeki gibi olur ve o demokrasi değil; demokrasicilik oyunu olur. Tıpkı resmî tarihimiz gibi; ilkokul çağındaki çocuklarımıza binlerce yalan ve yanlışı, papağan gibi okutup ezberletiyoruz. Üniversite çağına (kimisi daha erken) gelindiğinde, gerçekleri öğreniyor ve aldatılmış olmanın derin üzüntüsü içinde eziliyoruz. Çoğu kez ana-babalarımızla ters düşüyor; onlarla devletin öğrettikleri arasında gelip gidiyoruz. Yıllar sonra; ana-babalarımızın haklı, devletimizin ise haksız olduğunu görüyoruz. Çocukluğunu yalanlarla dolduran ve şahsiyetli gelişimine engel olan böyle bir devlete nasıl güvenilir? Demokrasicilik oyunumuz da böyle; ‘egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir’ diyeceksin ve onu binbir kayda bağlayarak; milletten başka herkesin keyfine bırakacaksın! Tabiatıyla bu keyif sahipleri evvel emirde, silahı elinde bulunduranlar oluyor. Bu oyunda; silahlı güçlere verilen ‘liderlik’ rolü, aksatılmadan devam ettirildi. Burada dikkate şayan konu; bize demokrasiyi, daha doğrusu demokrasiciliği ve bu oyunda beş aktörlük rolünü üstlenen cihet-i askeriyeye veren, başta ABD olmak üzere dışarısı olmuştur. Nitekim; Amerikan askerleri haftalarca gemilerde beklettirildikten sonra; mahut ‘tezkere’ çıkmayınca; ABD yetkililerin yaptığı açıklamayı hatırlayın: ‘Türk askeri liderlik rolünün gereğini yapmamıştır!’ Yani demek istiyor ki; hükümete ve Meclis’e emredilip, istediğimiz doğrultuda karar çıkarılmamıştır. Demek ki, o zamana kadar hep öyle yaptırılmış öyle mi?!!! Demokrasi tarihimizdeki gelip geçmiş bütün ihtilallere veya kendi tabirleriyle, ‘post-modern’ darbelere dikkat edin; hepsinin arkasında ABD olduğunu görürsünüz. Yarım asrı geçen bu ahbap-çavuş ilişkisine ne olmuştu da; bu kez ‘tezkere’ geçmemiş ve ABD, onca süper gücüyle dünya kamuoyu önünde rezil ve rüsva olmuştu?! Bu rezil-rüsvalıkla da; seneler senesi güvenip, bel bağladığı ve lider addettiği askeriyenin kalemini kırmıştı! Önce ABD kazdığı kuyuya düşmüştü; ardından sıra, lider addedip bel bağladıklarına gelmişti! (Konuya yarınki makalemizle devam edeceğiz.)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT