BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ayrılma korkusu depresyona sebep olabilir!

Ayrılma korkusu depresyona sebep olabilir!

Ayrılma endişesi yaşayan çocuk, ebeveynin yanından ayrılmak istemez. Ebeveyninin öleceğine ya da başına kötü bir şey geleceğine ilişkin düşünceler geliştirebilir.



DR. A. FARUK LEVENT SORULARINIZI CEVAPLIYOR... 10 yaşındaki kızım çok sevdiği babaannesinin ölümünden sonra çok değişti. Tamamen içine kapanık hâle geldi ve arkadaşlarıyla bile görüşmek istemiyor. Hiçbir sosyal aktiviteye katılmıyor. Okula bizim zorumuzla gidiyor. Evde hiçbir şey onun yüzünü güldürmüyor. Bir anne olarak kızımın bu durumuna çok üzülüyorum. Birçok kez ona yaklaşmaya çalışsam da neden bu şekilde davrandığını bana bir türlü açıklamadı. Nasıl davranmamız gerektiği konusunda bize yardımcı olursanız çok memnun olurum. (İzmir’den bir okurumuz) Bahsettiğiniz özelliklere göre kızınızın depresyonda olma ihtimali bulunmaktadır. “Küçücük çocukta da depresyon olur muymuş!” diye düşünebilirsiniz. Ancak günümüzde çocuklarda depresyon görülme sıklığı, hiç de azımsanmayacak seviyelerdedir. Depresyon, okul öncesi dönemde her 1000 çocuktan 3’ünde görülürken 7-11 yaş arası görülme sıklığı % 2.5, ergenlerde görülme sıklığı ise % 7-8’dir. Depresyon, çocukların hayatında önemli etkilere neden olur ve bu durum hem okul hem de ev hayatında kendini açıkça gösterir. Depresyonla; kararsızlık, ölüm içerikli düşünceler, konsantrasyon bozuklukları, ayrılık düşünceleri görülebilir. Depresif çocuğun sosyal hayatına baktığımızda genellikle göze çarpan ilk belirtiler, neredeyse hiç arkadaşının olmaması ve daha önce keyifle yapılan etkinliklerden zevk almamasıdır. Böyle durumlarda en sağlıklı yaklaşım, çocuğun sosyal becerilerini geliştirmesi için onu desteklemek ve bir gruba dâhil olmasını sağlamaya çalışmaktır. Çocuklarda, depresyonla birlikte aynı anda ayrılma endişesi de çok sık yaşanan bir durumdur. Ayrılma endişesi yaşayan çocuk, ebeveynin yanından ayrılmak istemez. Ebeveyninin öleceğine ya da başına kötü bir şey geleceğine ilişkin düşünceler geliştirebilir. Bu nedenle okula gitmeyi reddeder ve ebeveyninden uzak olduğu durumlarda fiziksel yakınmalar gösterir. Çocuğun rüyaları, ayrılık düşüncesine dair çatışmalarını içerir ve çoğunlukla anne-baba olmadan uyumak istemez. Ayrılma endişesinin yanı sıra fobiler, obsesif-kompulsif bozukluk, genel endişe bozuklukları ve pek çok davranış bozuklukları depresyonla görülebilmektedir. Örneğin baş ağrısı, karın ağrıları, kusma gibi psikosomatik şikâyetler de baş gösterebilir. Sonuç olarak bu tarz durumlarda çocuğun sıkıntısını hafife almadan onu dinlemek, paniğe kapılmadan onu önemsediğinizi ona hissettirmek, her şartta yanında olmak ve vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmak faydalı olacaktır. Ders çalışmıyorsa arkadaşına bakın Anadolu lisesinin 9. sınıfına giden bir oğlum var. Liseye geçtiğinden beri derslerinde aşırı bir düşüş olmakla birlikte hiç ders çalışmamaya başladı. Abisi liseden sonra okumadı, ablası üniversiteye gidiyor. Oğlumun okulda başarılı olması ve derslerini severek çalışması için ne yapmamı tavsiye edersiniz? (Ankara’dan bir okurumuz) Oğlunuz, Ankara’da Anadolu lisesini kazanacak puanı aldığına göre oğlunuzun ilköğretim altyapı bilgilerinin sağlam olduğu anlaşılıyor. Çocuğunuzun daha lise birinci sınıfta okuduğunu göz önüne aldığımızda, anne ve babanın birlikte alacağı tedbirlerle bu durumu düzeltme ihtimalinin daha fazla olduğunu söyleyebiliriz. İlköğretimde çalışkan ve sorumluluk sahibi bir öğrenciyken liseye başladığında derslere karşı ilgisi ve motivasyonu tamamen azalmışsa, çocuğunuzun yanlış arkadaş seçmiş olması muhtemeldir. Arkadaşlık yaptığı kişiler; hedefi olmayan, derslerinde ilgisiz ve kötü ahlaklı kimselerse oğlunuz bu kişilerden fazlasıyla etkilenmiştir. Bu nedenle çocuğunuzu daha iyi anlayabilmek için onun arkadaşlarını tanımaya çalışın. Özellikle gençlik döneminde uygun olmayan arkadaş seçimi, yaşanılan birçok problemin temelini oluşturur. Bu olumsuzluklarla mücadele etmek istese de; tembellik, kötü arkadaş ve olumsuz örnekler yüzünden kendisine çekidüzen vermesi kolay değildir. Eğer sizinle arasında iletişim kopuklukları varsa veya ev içinde bazı problemler yaşanıyorsa arkadaşlarının taleplerine karşı durmakta daha fazla zorlanır. O hâlde anne-baba olarak önce çocuğunuzla iyi bir arkadaş olmayı denemelisiniz. Bununla birlikte erkek çocuğun, üniversitede okuyan ablası yerine lise okumayan abisini model alması doğal bir durumdur. Zira ergenlik döneminde erkek çocuklar genellikle ya babasını ya da ağabeyini örnek alır. Dolayısıyla oğlunuzu karşınıza alıp onunla sakin bir ses tonuyla konuşmanız atılacak en sağlıklı adımdır. Bu konuşmayı eşinizle birlikte yapmanız çok daha etkili olacaktır. Çünkü anne ve babayı karşısında gören bir genç, konunun ciddiyetini daha kolay anlar. Abisinin neden okumadığını, bu kararının ileride hangi sonuçları doğuracağını; eğitimin, kişinin kendini yetiştirmesi için gerekli olduğunu örneklerle açıklayın. En önemlisi, ona güvendiğinizi belirterek ondan duygu ve düşüncelerini sizinle paylaşmasını isteyin. BİZE YAZIN SORULARINIZ İÇİN... faruk.levent@ihlaskoleji.com 0 212 639 68 81 PENCERELER Emre erdoğan emre.erdogan@ihlaskoleji.com En güzel LEZZET Ufak bir parça ekmeğin arasına bir miktar peynir koyup ekmeği ağzınıza attığınızda, üstüne bir de çay yudumladığınızda; en mükellef sofralara, açık büfe kahvaltılara bedeldir bazen. Sofralarımızdan eksik etmediğimiz peynir hakkında bilmediğiniz 3 şey... 1. Peynir kelimesi Türkçedir. Peynir kelimesi, ilk defa Memluk Türkçesinde “benir, penir, beynir” olarak kullanılmıştır. Yazılı olarak en eski karşılığı ise Kaşgarlı Mahmut’un yazdığı Dîvânü Lugati’t-Türk kitabında geçmektedir; Udma(süt) ve udhıtma(uyutmak.) 2. Limburger: Bir peynir türü olan Limburger, çoğunlukla güçlü ve hoş olmayan kokusuyla ünlüdür. Bu kokunun kaynağı ise brevibacterium linens adlı bakteridir. Aynı zamanda, bu bakteri insan derisinde de bulunur. 3. Geyikten peynir: Süt veren çoğu hayvan türünden peynir üretilebildiğini bilirsiniz, peki geyik sütünden peynir yediğiniz oldu mu hiç? Eğer 1 kg peynir için verebileceğiniz 1000 dolarınız varsa İsveç’te bulunan geyik peyniri üretim çiftliğinin ürettiği peynirleri denemelisiniz. Bu çiftlikte, geyiklerden sağılan süte bağlı olarak yılda sadece 300 kg peynir üretilebiliyormuş. KARMA SÖZLÜK Meclis-i erbab-ı dil, bir lahza sensiz kalmasın, Hürmetin inkâr eden, dünyada hürmet bulmasın. (Seyyid Ahmet Mekkî Efendi) > İngilizlerin Hindistan’ın güneyini kolonileştirmesine sebep olan bitki. (still) > Sıvılar arasında en sıcak ve en duygusal olandır. (tvdekijaponbaligi) > Afyonkarahisar’ın bir ilçesi. (secret omen) > Dünyanın en iyi ki var içeceği. (Dr. Watson) > Memurun benzini. (bleufonce) > İş yerlerinde mevki ya da yaş itibariyle büyüğün küçükten bolca istediği içecek. (Hopisgud) > Kendi “doğasında”, evcilleşmek olmayan bitki (tevriyeci) > Ekürisi ince belli bardaktır. (safasahin) > Dereden büyük, ırmaktan küçük akarsu... (abani) > Çek Cumhuriyeti’nde de çay diye okunuyor. Mesela çay istiyorsunuz, çay getiriyorlar, ilginç değil mi? (rossgaller) LÜGATİ’T UYDURUKÇA > Geçenlerde bir doktor, televizyon kanallarına “Hastanın sağlıksal durumu iyiye gidiyor” diye bir açıklama yaptı. Tamam, doktorlar “birazcık” yazılarının düzgün olmayışı ile bilinirler fakat “sağlıksal” nedir yahu? Aynı zamanda, bakanlığın sitesinde “Gemilerde Yolcuların Sıhhi Emniyeti” konulu bir başlık var. Burada zorlasak da değiştiremiyoruz mesela. tweetçi Utku Öztürk twitter.com/_utkuozturk_ utku.ozturk@ihlaskoleji.com HofmannsRule hoffmann Tarihteki ilk Türk boyları 1.65, 1.72 ve 1.83’tür. ibrahimlinkoln Olay Yeri İnceleme polisi olsam, biri delillere dokunacak olduğunda “delil o delil o hayraney, delil o delil o gurbaney” diye onu uyarırdım. ziyaturp Kitap okurken ekmek arası domates yesem, okuyup ekmeğimi elime almış sayılır mıyım acaba. Beyin bedava sonuçta. NaferErmis Çocuklar: 1-Sık sık aralarında kavga ederler 2-Ama hemen tekrar birlikte oynamaya başlarlar 3-Çünkü mutluluk gururdan önemlidir onlar için. esprist Dünyanın en gerçekçi illüzyonu, durakta beklerken uzaktan bomboş gibi görünen otobüsün yaklaştıkça dolmasıdır. BatulicA Kıvanç Tatlıtuğ “çok yaşa” yerine “çok sev” dedi ya, artık en büyük aşklar bir hapşırıkla başlar. tootsieroll Dünyaya gelerek yaşlanabilen şanslı insanların çoğunun kozmosta kapladıkları yer akıllarına bile gelmeden ölmeleri ne garip. ererer Hayattan ve tetristen şunu öğrendik: Eninde sonunda uyan bir parça gelir. Önemli olan, geldiğinde telaşa kapılmamak. DilDoktoru Sivrisinekleri anlamıyorum. Direkt gel, sok ve git. Kulağıma gelip de “Nasıl soktum ama, hahah” şeklinde vızıldamana ne gerek var? etkiliyorum İbrahim CEBECİ icebeci@ihlaskoleji.com Teknolojik ayar 21. yüzyılın özellikle son 15 yılı, geçmiş yüzyıllara oranla teknolojinin ön plana çıktığı ve zirve yaptığı bir yüzyıl olarak tanımlanabilir. Teknoloji deyince de akla tabii ki bilgisayar geliyor. Egemenliğini her alanda hissettiren bilgisayar teknolojisi, bütün sektörlerin ilerlemesinde mihenk taşı. Tıptan otomotive, askeriyeden uçak sanayisine, cep telefonlarından 3G teknolojisine kadar birçok alandaki gelişme, bilgisayar teknolojisindeki muazzam büyümenin vermiş olduğu destekle insan aklını zorlayacak şekilde ilerliyor. Sektörler, bilgisayar desteğini arkasına alarak ilerleme kaydederken maalesef aynı ilerleme, eğitimde olmadı. Var olan teknolojiyi eğitimden soyutlamak, sosyal hayatında bununla hemhâl olmuş öğrencileri okuldan soğutacağı gibi teknolojinin de gerisinde bırakacaktır. Eğer teknolojiyi eğitime adapte edemezsek öğrenciler evde, teknolojinin sadece eğlence tarafıyla meşgul olacaklardır. Türkiye’de bir eğitim seminerinde konuşan Apple Avrupa Eğitim Direktörü Sayın John Botham’ın bu konudaki fikirleri hiç de yabana atılacak cinsten değil, bu sebeple bu fikirlerin özetini sizlerle paylaşmak istiyorum: “Beni seven pek çok kişi eğitimde teknolojinin çok önemli olmadığını söylüyor. Açıkçası bu beni rahatsız etmiyor, onlar bu şekilde düşünebilirler. Günümüzdeki okulların 50 yıl önceki okullardan farkı yok; fakat evlerimiz teknolojik imkânlarla dolu. Okullarda, çocuklarımıza, hem rahat hem iyi hem de öğrenmek istediklerini veren teknolojik bir yapı var mı? İyi bir eğitim sisteminde, dijital bir öğretimin olması ve teknolojiden geri kalmamak esastır” diyen Botham gençlerin eğitilmesi hakkında da çok ilginç bilgiler veriyor: “İngiltere’deki eğitim sisteminde, sıkıntıların başında ergen çocukların okulda eğitim görmek istememeleri geliyor. Öğrenciler ödev yapmak istemiyorlar. Erkek ve kız çocuklarının öğrenme şekillerinin farklı ve kız çocuklarının okullarda daha başarılı olduğu ortaya çıkıyor. Erkek ergen çocuklarını nasıl motive edeceğimizi düşünmemiz ve bunun için uğraşmamız lazım. En iyi doğal kaynak gençliktir. Bu genç insanları eğitmemiz, ülkemizin geleceği için çok önemli. Gençleri nasıl becerili hâle getirebiliriz? Bunu düşünmemiz lazım. Batıda bile gençler başka ülkelere gidiyor. İrlanda genç nüfusu ülkeyi terk ediyor. Eğitime çok ciddi yaklaşmamız ve gençlerin de ülkelerinde kalmalarını sağlamamız lazım.” Türkiye’ye gelip burada global bilgiler veren Sayın John Botham, aslında İngiltere’yi değil de sanki bizi anlatmış. Anlaşılan teknolojiye çok iyi bir ayar yapmamız lazım. Teknolojiyi iyi bir elemeden geçirip onun faydalı yönlerini alarak gençlerimize sahip çıkmamız gerekiyor. Ne teknolojiden uzak ne de tamamen teknoloji.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT