BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gizli telkinin farkında mısınız?

Gizli telkinin farkında mısınız?

Birileri subluminal (bilinçaltı) teknolojileri kullanarak beynimize girebilir. Film seyredenler, bilgisayar oynayanlar, müzik dinleyenler “tatsız telkinler” alabilir.



ARAŞTIRMA İRFAN ÖZFATURA Yıl 1940. Michigan Üniversitesinden James Vicary adlı bir araştırmacı 25’inci kare tekniğini deniyor. Mâlum insan gözü saniyede 24 kareyi algılayabilir, fazlasını atlar. Vicary bir sinemada 25’inci karelere buzlu kola ve patlamış mısır resimleri yerleştiriyor. Beş dakika arada beklediği oluyor, cola ve mısır satışlarında ciddi bir artış yaşanıyor. Korku film yönetmenleri aynı yoldan hareketle katilin avına yaklaştığı anlarda kare aralarına kurukafa, yılan, saldıran hayvan görüntüleri yerleştiriyor, bakıyorlar ki gerilim tavan yapıyor. Subluminal reklâmlar ABD’de 1956 yılına kadar serbest, sonra yasak geliyor. Ancak çok uluslu firmalar üçüncü dünya ülkelerinde bildikleri gibi at oynatıyor. Bilhassa sigara, cola, alkol, cips, kozmetik üreticileri akla gelmedik yollara tevessül ediyor. Bu firmalar beyninize girebilmek için her yolu mübah görüyor. Reklamlarda seçilen tipler ve renkler kesinlikle tesadüf değil. Neden barların halıları Marlboro kırmızısı? Tiryaki görür görmez, sigara yakıyor. Mağazalar ise avlarını vitrin tuzakları ile çekiyor, müziğin ritmi ve volümü ile kıvama getirip “çılgınca” alışveriş etmelerini sağlıyor. KORKUDAN NEMALANMAK Yer Kanada... Derin vadi üzerinde ürkütücü bir asma köprü... Felaket sallanıyor, halatlar gıcırdıyor, tahtaları oynuyor. Endişelenmemek ne mümkün, ödleri kopuyor. Bir bayan psikolog anketçi kılığına giriyor. Köprü üzerinde erkekleri çevirip havadan sudan sorular soruyor. Sonra aynı işi alçak, sağlam, emniyetli bir köprüde yapıyor. Ayrılırken muhataplarına kartını uzatıyor “şayet söylediklerinizi değiştirmek isterseniz beni arayabilirsiniz.” Sağlam köprüden huzur içinde geçenlerden sadece beşi geri dönüyor. Lakin asma köprüden tedirginlik içinde geçenlerin neredeyse tamamı bayanın peşine düşüyor, arkadaş olmayı, yemeğe çıkmayı teklif ediyor. Sanıldığının aksine aşklar ılık gecelerde, mehtap altında değil, afet bölgelerinde, savaş mahallinde daha şiddetli yaşanıyor. İşte korkuyla duygu arasındaki münasebet paragözlerin gözünden kaçmıyor. Bunu pazarlama stratejisi olarak kullanıyorlar. Bir insan en çok neden korkar? Tabii ki ölümden! Paket üzerine gizli saklı ölüm çağrıştıran temalar çiziliyor ve hedef vuruluyor! HİPNOTİZE VASITASI Bir diğer grup ise insanların arzularını zaaflarını istismar ediyor, çiçek böcek resimleri arasına cinsel figürler yerleştiriyor. Reklamlardaki sıçrayan bira ve kola damlalarının içine sıkıştırılan poşetlik resimleri siz görmüyorsunuz ama beyin yakalıyor. Televizyon ise bir nevi hipnotize vasıtası. Rahat kanepe ve titreşen ekran sizi sizden alıyor, uyku ile uyanıklık arasında sendeliyorsunuz, zaman mekân bulanmaya başlıyor. İnancınıza ters sahneleri rahatlıkla seyrediyorsunuz, buyruklara mukavemet edecek tâkatiniz kalmıyor. Peki bu silahları firmaların yanı sıra, uyuşturucu baronları, kan tacirleri ve yabancı güçler de kullanabilirler mi? Kullanmadıklarını kim söyledi? GÖRMESEK DE DUYMASAK DA Müzik dinlediğinizi mi sanıyorsunuz? Uzm. Dr. Mehmet Yavuz “binoral seslere” dikkat çekiyor: “Biliyorsunuz gözlerimiz belli bir dalga boyunu görebilir... Mor ötesi, kızılötesi, ultraviyole ve x ışınlarını algılayamaz. Şu halde göremediklerimizin gördüklerimizden daha fazla olduğu vakıa... Duyduklarımız da öyle... Normalde kulaklarımız 20 ile 20 bin herz arasını işitir. Daha düşük frekanslar ise direkt bilinç altına yönelir. Şayet bir kulağa 40 herz öbür kulağa 46 herz ses verirseniz, beyin 6 herz gibi işler ki buna “binoral ses teknolojisi” denir. Siz müzik dinlediğinizi sanırsınız, arka planda “telkin” yüklenir. Hekimler bu tekniği hastalarını rahatlatmakta, konsantrasyonunu artırmakta kullanabileceği gibi kötü niyetliler dengelerinizle oynayabilir. Aynen bilgisayarınıza bulaşan virüs gibi... Amerikalıların Irak’da bu yolu denedikleri söylenir. Şöyle ki Saddam’ın askerlerinin şuur altına “boşuna savaşmayalım, nasıl olsa yenileceğiz” mesajı işlenir. Üstelik sinsi telkinler askeri marşlar ve kahramanlık türküleri içine gizlenir!”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT