BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Dur kapatma! Çok önemli”

“Dur kapatma! Çok önemli”

“Bir gün şirketteydim. Patronların, yazılanları okuduğunda çok kızacaklarını duyar gibiydim... O duygu yoğunluğunda iken telefonum çaldı. Arayan hanımdı...”



Bizim gazete, her sabah apartman kapımızın demir parmaklıkların arasına tutuşturulur dağıtıcımız tarafından. Çok titiz bir tertip ve düzen içinde kapı camına şöyle güzelce yaslandırılır. Daha bahçe kapısından içeri girildiğinde uzaktan fark edilir. Rengiyle şekliyle cezbeder adamı... Elbet de bizim dağıtıcının katkısı büyük. Bir de öyle olur ki bazen gazete birkaç komşu tarafından okunur ve tekrar özenle yerine bırakılır... O akşam geç saatte dönmüştüm eve. Uzaktan gazeteyi fark ettim. Ve kapıya yaklaştığımda içimden şöyle geçirdim: “Allah Allah, hanım gazeteyi almamış mı? Oysa iyileşmişti artık.” Derken gazetenin üzerinde bir not! Kurşun kalemle yazılmış: “Gazetenizi almadığınızı fark ettik. Çocuklarım okumak için aldılar. Sonra yerine bıraktılar. Hakkınızı helal edin! (Daire 4)” Gazete üç gün öncenin tarihini gösterirken, günün de böyle bir perşembe günü olduğunu fark ettim. Tabii ya, o gün hanımım hasta idi... O gün gazeteyi alamamıştık kapıdan. Notun sahibi komşum için hayır dua ederek evime geçtim. Lafı nereye getireceğim, bakın şimdi!.. Bizim apartman kapımızın sağına ve soluna bitişik zemin balkonlar yaslanır. Yani ayağınızı uzatsanız girersiniz içeri. Ve oradan elinizi uzatsanız apartman kapısını açarsınız. Sağ zemin balkonun sahibi emekli bir öğretmen... Yaz sabahları kahvesini tellendirirken bizim kapıya bırakılan gazeteyi bir el yordamıyla alır ve okurmuş. Hanım bana söyleyince dedim ki: - Ne güzel. Aman bir şey deme! - Der miyim hiç? - İyi! İyi! Bundan böyle sen gazeteyi artık biraz daha geç al kapıdan. Hem o okur hem de gelip geçen ve kapıda bekleyenler belki bir göz atar... Bu işler belli mi olur? Derken... Şubat ayında bir gün yatsı vakti, namazdan sonra acil bir proje savunması sebebiyle şirketteydim. Patronların, yazılanları okuduğunda çok kızacaklarını duyar gibiydim... O duygu yoğunluğunda iken telefonum çaldı. Arayan hanımdı... Edalı ve kibar bir sesle ilk çalışta cevap verdim: - Buyursunlar efendim! Saray üslubunu mu taklit ediyordu ne? - Gelmiyor musunuz? - İnşallah, toplantı biter bitmez. - Gelirken bakla alır mısınız? - Ne baklası? Bu saatte? Hayırdır? - Sorma ya bizim alt komşu hasta da. - Geçmiş olsun! Allah şifa versin. Ama bunun bakla ile ne alakası var? Lütfen şimdi toplantıya gireceğim. Gerginim. Yarın konuşalım bunları. - Dur kapatma, hemen. Bu çok önemli... - Hadi çabuk söyle, ne diyeceksen? İşim var!.. Devamı yarın
Reklamı Geç
KAPAT