BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Madalyonun bir yüzü

Madalyonun bir yüzü

‘Almadan vermek, Allah’a mahsustur” der halkımız. Sahi, bir değil, bin sürahiniz olsa, içlerini suyla dolduramadığınız sürece neye yarar? Nerden mi geldi şimdi bu örnek aklıma?



‘Almadan vermek, Allah’a mahsustur” der halkımız. Sahi, bir değil, bin sürahiniz olsa, içlerini suyla dolduramadığınız sürece neye yarar? Nerden mi geldi şimdi bu örnek aklıma? Bir arkadaş yakınıyordu geçen gün: Yatılı bir hanım almış evine. Her türlü hizmeti yapması için... Baştan açık açık konuşmuş ne istediğini de: -Tabii... Elbette... Yaparım... Memnuniyetle... Cevabını alınca, sevinmiş arkadaşım: -Oh ne güzel!.. Yemek biliyor. Pasta, börek yapmaktan zevk alıyor. Evi temiz ve düzenli görmezse, içi rahat etmiyor; aldığını aldığı yere bırakıyor. Ne arıyor, ne arattırıyor. Temizliği ve ütüyü de seviyor. Gerçi, yüksek bir ücret istiyor ama rahat etmen için başka çare de yok. Böyle bir hanımı bulamam bir daha. Diye düşünüp almış işe hanımı. Bir iki gün sabretmiş. -Eve yabancı... Daha yenidir... Benim ne istediğimi öğrenmesi gerekir elbette. Hele birkaç gün geçsin... Diye beklemiş.... Beklemiş ama hiçbir kıpırdanma görememiş. Yine yemekleri kendisi pişirmiş, yine sofrayı kendisi kurmuş... Üç gün sonra, sabah geç kalkmış bilerek. Bakmış ki, kahvaltı masası hazır değil: -Çayı demlemedin mi? Diye soracak olmuş. -Demlemek istedim ama çayın yerini bulamadım. Cevabını almasın mı? Kızmamış yine de: -Bak kızım, demiş, ocağın yanında duran şu kavanozda şeker, yanındakinde çay, burda da tuz var... Ertesi sabah çay demlenmiş ama kahvaltı masasını hazırlamak ev sahibine kalmış yine. -O gün, o saat verdim kararımı. Ücretini iki misli ödeyip geldiği yere gönderiverdim. Kendi işimi kendim yapıyorum yine. Yoruluyorum ama gönlüm rahat hiç değilse!.. Diye anlatıyor arkadaşım. Ben şimdi, madalyonun bir yüzünü gördüm yalnızca. Öteki yüzü nasıldır acaba? Bugün ne pişirelim Sebzeli çorba, mantı, kemalpaşa tatlısı
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT