BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yahyâ Îdilî

Yahyâ Îdilî

“Kul hakkını, vasıyyet olmasa da, meyyitin bıraktığı maldan velînin ödemesi lâzımdır. Hattâ alacaklılar, mîrâsı ele geçirince, mahkemesiz alabilirler...”



Yahyâ Îdilî hazretleri, Cezayir’de yetişen büyük velîlerden olup on beşinci asırda yaşamıştır. Kaynaklarda doğum ve vefât târihleri ve yerleri bildirilmemektedir. Kasîde-i Bürde şârihi, Abdürrahmân Sebbâg, Yahyâ Îdilî’nin kutub denilen büyük evliyâdan olduğunu bildirmiştir. Bu mübarek zat, vefatından kısa bir zaman önce, kendisine sorulan fıkhi bir meselede buyurdu ki: Fâite namâzları olan, ya’nî özür ile kaçırıp, kazâya kalmış namâzları bulunan bir kimse, bunları îmâ ile de kılmaya gücü yeter iken kılmamış ise, öleceği zamân, kefâretinin iskât edilmesi için vasıyyet etmesi vâcibdir. Kazâya gücü yetmemiş ise, vasıyyet etmesi lâzım olmaz. Ramezân-ı şerîfte oruç yiyen misâfir ve hasta da, kazâ edecek zamân bulmadan ölürse, vasıyyet etmeleri lâzım gelmez. Allahü teâlâ, bunların özürlerini kabûl eder. Hastanın kefâretlerinin iskâtı, öldükten sonra velîsi tarafından yapılır. Ölmeden önce yapılmaz. Diri insanın, kendi için iskât yaptırması câiz değildir. Üzerinde Allahü teâlânın hakkı veyâ kul hakkı bulunan kimsenin, iki şâhid yanında vasıyyet söylemesi veyâ yazmış olduğunu bunlara okuması vâcibdir. Üzerinde hak bulunmayanın vasıyyet etmesi müstehabdır. Kefâret iskâti için vasıyyet eden meyyitin velîsi, ya’nî mîrâsını yerlerine sarf için vasıyyet ettiği vasîsi, vasî yoksa vârisi olan kimse, mîrâsın üçte birinden, her bir vakit namâz için ve vitir namâzı için ve kazâ edilmesi lâzım olan bir günlük oruç için, birer fıtra miktârı, ya’nî yarım s⒠[beşyüzyirmi dirhem veyâ binyediyüzelli gram] buğdayı fakîrlere [veyâ fakîrlerin vekîllerine] fidye olarak sadaka verir... VASIYYET ETMEDİ İSE!.. Vasıyyet etmedi ise, velînin kefâret iskâtı yapması, Hanefîde lâzım olmaz. Kul hakkını, vasıyyet olmasa da, meyyitin bıraktığı maldan velînin ödemesi, her mezhebde lâzımdır. Hattâ alacaklılar, mîrâsı ele geçirince, mahkemesiz alabilirler. Kazâya kalan oruçların fidyesini, ya’nî mal ile ödenmesini vasıyyet etti ise, bunu yerine getirmek vâcibdir. Çünkü, İslâmiyyet emretmektedir. Vasıyyet etmedi ise, vârisi kendi malı ile yapabilir. Namâzı vasıyyet etti ise, namâz fidyesini vermek vâcib değil, câiz olur. Bu son ikisi kabûl olmaz ise, hiç olmazsa sadaka sevâbı hâsıl olup, günâhlarını temizlemeye yardım eder...
Reklamı Geç
KAPAT