BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Arnavutluk’un ‘ciğer’i yanıyor

Arnavutluk’un ‘ciğer’i yanıyor

Arnavutlar, Türkiye’yi “Balkanların Amerikası” diye tanımlıyor ve daha çok destek bekliyor



ÖZEL HABER Adem DEMİR Türkiye'nin, Bosna, Makedonya ve Kosova’ya sahip çıktığı gibi kendilerine de ilgi göstermesini isteyen Arnavutluk Müslümanları "Yunanistan Ortodokslar, Vatikan ise Katolikler için devrede. Biz sahipsiziz" diyor. Arnavutluk Müslüman Forumu Başkanı Fisnik Kruja "Türkiye'den beklentilerimiz yüksek. Müslümanlar arasındaki diyalog artırılsın. Entelektüeller, bilgi ve birikimleriyle bizi aydınlatsın" diye konuşuyor. Arnavutluk, Balkanlar'da "Kartallar Ülkesi" olarak biliniyor. Ansiklopedik bilgilere göre 28 bin 748 kilometrekarelik bir yüz ölçüme sahip. Nüfusu 4 milyon 200 bin civarında. Halkın yüzde 70'i Müslüman, yüzde 18'i Ortodoks, yüzde 12'si ise Katolik ve diğerleri. Arnavutluk ilginç bir ülke. 1991 yılında kurtulduğu Enver Hoca ve komünist sisteminin yaralarını çoktan sarmış. Avrupa'ya yakın, yeşil ve mavinin hakim olduğu bu Balkan ülkesinde enteresan mekânlar var. Bektaşi, Kadiri, Halveti tarikatlarına ait türbe ve dergahlar oldukça ilgi görüyor. Osmanlı'nın izlerini ise her yerde görmek mümkün. Dile kolay, ecdad 500 yıldan fazla hakimiyeti sürmüş burada. Milliyetçi Arnavut gençlerin Osmanlı'yı sevdikleri pek söylenemez. Çünkü onlara göre; Arnavutluk'un AB üyesi olmamasının tek sebebi Osmanlı'nın mirası ve Türkiye'nin etkisi. İşte bundan dolayı Türkiye her zaman Arnavutluk gündeminin ilk sıralarında yer alıyor. Tıpkı, ABD'nin Orta Doğu ülkelerinde sürekli konuşulması gibi. Bu yüzden de Türkiye için "Balkanların Amerika'sı" ifadesini kullanmayı tercih ediyorlar. Başkent Tiran'da gazetecilik yapan Ergyi Mertiri, Türkleri sevdikleri için yanlarında görmek istediklerini söyledi. Mertiri, "Ahmet Davutoğlu'nun Bosna-Hersek'te yaptığı konuşma Arnavutluk'ta bomba etkisi yapıyor. Eğer Türkiye Balkanlara kalıcı olmak istiyorsa, lafla değil devlet kurumları ve icraatlarıyla varlığını hissettirsin" dedi. Türkiye'nin, Balkanlarla ilgilendiği her vakitte, milliyetçiler, ateistler, Katolikler ve Ortodoksların, "Bizi geri bırakan zihniyet tekrar geliyor" şeklinde menfi propaganda yaptıklarını belirten Mertiri, "Türkiye gerektiği gibi burada olmadığı için Müslüman karşıtlarının sesleri yükseliyor. Oysa asıl şimdi Ankara burada varlığını iyiden iyiye hissettirmeli. Hem insan kaynağı var hem de zemin buna müsait" diye konuştu. Arnavutluk Müslüman Forumu Başkanı Fisnik Kruja de 1924 yılında hilafetin kaldırılmasıyla birlikte dini problemlerin artarak devam ettiğini söyledi. Arnavutluk'taki Müslümanlar arasında birlik, beraberlik ve organize olma durumunun bulunmadığını belirten Kruja, Türkiye'den beklentilerinin büyük olduğunu ifade ederek şunları kaydetti: "Müslümanlar arası diyalogun sağlanması lazım. Bunu da en iyi yapacak ülke Türkiye'dir. Şunun da farkındayız. Pekçok ülkenin Türkiye'den beklentileri yüksek. Ankara'nın hepsine olumlu cevap vermesi mümkün olmayabilir. Ama en azında Türkiye'deki aydınlar, akademisyenler, entelektüeller, buraya sık sık gelerek halkımızın bilinçlenmesine ve Meşihatımızın yeniden inşa edilmesine yardım edebilir. Türkiye'nin desteğiyle oluşacak bir enerjiye ihtiyacımız var." Genç girişimci Klenti Tare de "Ortodokslara Yunanistan, Katoliklere Vatikan sahip çıkıyor. Müslümanlara ise Türkiye'nin kol kanat germesi gerekiyor. Ama Türkiye gerektiği gibi rolunü yerine getirmiyor" diyerek temennisini sitemli bir şekilde dile getirdi. Tare'nin böyle konuşmasının kendine göre sebepleri var. Sadece o değil, birçok Arnavut genci, Türkiye'nin "Balkan politikası ve stratejisinde" Bosna-Hersek ve Kosova'ya göre Arnavutluk'a üvey evlat muamelesi gösterdiğini düşünüyor. TİRAN’DA OSMANLI İZLERİ Meşhur Arnavut kaldırımı başkente bağlı Akçahisar şehrinin eski sokaklarında yaşatılıyor (sağda). Tiran'da çok sayıda Osmanlı eseri göze çarpıyor. 1793 yılında yapılan Ethem Bey Camii de onlardan biri. Arnavutların milli kahramanı İskender Bey'in adını taşıyan müze. 114 KİLİSEYE KARŞI 7 CAMİ Çoğunluktayız ama yabancı gibi yaşıyoruz ALSAR (Geleceğin Alternatifi) adında bir vakıf kurarak sosyal yardımlaşma ve dayanışma faaliyetleri yürüten Mehdi Gurra , Türkiye'de eğitim görmüş biri. ALSAR'ı 2006 yılından kurmuş. O tarihten bu yana, seminerler düzenliyor, organizasyonlar yapıyor. Ama faaliyetlerini heyecanla anlatırken, Müslümanların yeteri kadar gayret göstermediğinden yakınıyor. "Komünizm yıkıldıktan sonra Vatikan ve Yunanistan çok akıllı davrandı. Şu anda en etkili kurumlar Katolik ve Ortodoks kiliselerdir" diyen Gurra, "Arnavutluk'taki dini otorite boşluğunu Müslümanlar dolduramadı" diye konuştu. Mehdi Gurra, şöyle devam etti: "Arnavutluk'taki Müslümanlarda dindarlık yok. Teşkilatlanma konusunda geri kaldılar. Müslümanlar, çoğunluğu teşkil etmelerine rağmen yabancı gibi görülüyor. Hatta batılılar, Arnavutluklu liderler; Müslümanları, "Osmanlı ordusundaki askerlerin günümüze gelmiş çocuklarıdırlar" diyerek dışlama gayreti içerisine giriyor. Ülke genelinde binden fazla kilise var. Tiran'da mescit büyüklüğünde 7 camiye karşılık 114 adet kayıtlı kilise bulunuyor. Türkiye'nin burada devlet eliyle temsil edilmesini istiyoruz. Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı, Meşihatı'mızla iyi ve güçlü ilişkiler geliştirmeli, bu sistemde görevli bulunan imam ve diğer din görevlilerine eğitim vermeli. Türkiye Balkanların ağabeyidir. Her yönüyle, Balkanların Amerikası'dır. Diyanet işleri Arnavutluk'ta varlığını hissettirmeli."
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 90263
    % -3.38
  • 5.9638
    % -8.23
  • 6.7561
    % -8.41
  • 7.5427
    % 0.01
  • 224.364
    % -8.05
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT