BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Seyyid Ahmed Çapakçurî

Seyyid Ahmed Çapakçurî

“Allahü teâlâ, hayırları, şerlerden ezelde ayırmıştır. Bunlar, birbirleri ile hiç karışmaz. Bu ayırmaya, (Kazâ) ve (Kader) denir. Kazâ, kader hiç değişmez.”



Seyyid Ahmed Çapakçurî hazretleri, Anadolu velîlerindendir. Bingöl’ün Kür köyünde 1830 (H. 1246) senesinde doğdu. Palu’da meşhur âlim Ali Septî hazretlerine talebe oldu. Hocasının vefâtından sonra Palu’dan ayrılarak Harput’a yerleşti. 1906 senesinde Urfa’nın Siverek ilçesine gitti. Sekiz sene burada, iki sene de Viranşehir ilçesinde kaldıktan sonra 1916’da Harput’a döndü. Ahmed Çapakçurî 1921 (H.1340) senesinde 94 yaşında vefât etti. Vasiyeti üzerine Harput’ta Ulu Câminin avlusuna defnedildi. Seyyid Ahmed Çapakçurî, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki: Allahü teâlâ, hayırları, şerlerden ezelde ayırmıştır. Bunlar, birbirleri ile hiç karışmaz. Bu ayırmaya, (Kazâ) ve (Kader) denir. Kazâ, kader hiç değişmez. Allahü teâlâ hayır ve şer işlemekte insanları serbest bıraktı. İsteyen hayır işler, isteyen şer işler. Allahü teâlâ, merhamet ederek, hangi işlerin hayır, hangi işlerin şer olduğunu, Peygamberler vâsıtası ile kullarına bildirir. İnsanlar da, bunları, Peygamberlerden, akılları ile, ilimleri ile öğrenirler. Akıl ve ilim sâhipleri akla, ilme uyarak, hayır işler. Aklı ve ilmi olmayan ahmaklar, câhiller, nefslerine ve şeytânlara uyarak, şer yani günâh işleyerek, dünyâda ve âhirette azâba sürüklenir. Halîfe Ömer “radıyallahü anh”, Şâm’a gidiyordu. Şâmda tâûn [vebâ] olduğu işitildi. Yanında bulunanların bazısı, “Şâm’a girmeyelim” dedi. Bir kısmı da, “Allahü teâlânın kaderinden kaçmayalım” dedi. Halîfe de, “Allahü teâlânın kaderinden, yine Onun kaderine kaçalım, şehre girmeyelim. Birinizin bir çayırı ile, bir çıplak kayalığı olsa, sürüsünü hangisine gönderirse, Allahü teâlânın takdîri ile göndermiş olur” buyurdu... “SEN NE DERSİN?” Halife, Abdürrahmân bin Avf hazretlerini çağırıp, “Sen ne dersin?” diye sorunca, “Resûlullah efendimizden işittim. (Vebâ olan yere girmeyiniz ve vebâ olan bir yerden, başka yerlere gitmeyiniz, oradan kaçmayınız!) buyurmuştu” dedi. Halîfe de, “Elhamdülillâh, benim sözüm, hadîs-i şerîfe uygun oldu” deyip, Şâm’a girmediler... Vebâ bulunan yerden dışarı çıkmanın yasak edilmesine sebep, sağlam olanlar çıkınca, hastalara bakacak kimse kalmaz, helâk olurlar. Vebâlı yerde, kirli hava herkesin içine yerleşince, kaçanlar, hastalıktan kurtulamaz. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Vebâ hastalığı bulunan yerden kaçmak, muhârebede kâfir karşısından kaçmak gibi, büyük günâhtır.)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT