BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “İman etmekte tereddüt etmedi...”

“İman etmekte tereddüt etmedi...”

“Her kime imânı arz ettiysem, yüzünü buruşturur, tereddütle bakardı. Ancak Ebû Bekr-i Sıddîk îmânı kabûl etmekte hiç tereddüt ve duraklama etmedi.”



Hazret-i Ebû Bekir’in Müslüman oluşu ile ilgili çeşitli rivâyetler mevcuttur. Bir rivâyete göre hazret-i Ebû Bekir, ticâret maksadıyla Yemen’e gider. Orada Ezd kabilesinden, çok kitap okumuş ve yaşlı bir ihtiyâra rastlar. Bu ihtiyâr hazret-i Ebû Bekir’e bakıp; -Zannederim ki sen Mekke halkındansın, der. Hazret-i Ebû Bekir; -Evet, öyledir, der ve aralarında şu konuşma geçer. İhtiyâr der ki: -Sen Kureyş’ten misin? -Evet! -Benî Temim’den misin? -Evet! -Bir alâmet daha kaldı. -Nedir? -Karnını aç, göreyim. -Bundan maksadın nedir? -Kitaplarda okudum ki, Mekke’de bir Peygamber gelir. Ona, iki kimse yardımcı olur. Biri genç, diğeri ihtiyârdır. Genç olanı, nice zorlukları kolaylığa çevirir. O ihtiyâr kişi ise, beyaz benizli, ince belli olup, karnı üzerinde bir siyah ben vardır. Zannederim ki, o kimse sensin. Karnını aç, göreyim der. Hazret-i Ebû Bekir karnını açar. İhtiyar, onun göbeği üzerindeki siyah beni görünce; -Vallahi o kimse sensin deyip, hazrete-i Ebû Bekir’e birçok vasiyetlerde bulunur. Hazret-i Ebû Bekir, işini bitirince, vedalaşmak için ihtiyârın huzûruna varır, Peygamber efendimiz hakkında birkaç beyit söylemesini ondan ister. İhtiyâr da, oniki beyit okur, hazret-i Ebû Bekir de bunları ezberler... Hazret-i Ebû Bekir Mekke-i mükerremeye dönünce, Kureyş’in ileri gelenleri, Onu ziyârete gelir. Onlara; -Ben yokken aranızda hiçbir hâdise oldu mu? diye sorar. Onlar da; -Bundan daha garip bir hâdise olur mu? Ebû Tâlib’in yetimi, peygamberlik dâvâsı ediyor ve sizler, baba ve dedeleriniz, bâtıl dindensiniz diyor. Eğer hatırın olmasaydı, Onu bu zamana kadar sağ bırakmazdık. Sen Onun iyi dostusun, bu işi sen hallet, derler. Hazret-i Ebû Bekir oradan ayrılır ve Peygamber efendimizin evine gider, kapıyı çalar. Peygamber efendimiz kapıya çıkınca; -Senin hakkında bazı şeyler söyleniyor. Bunların aslı nedir? diye sorar. Peygamber efendimiz; -Ben Hak teâlânın peygamberiyim. Sana ve bütün Âdemoğullarına gönderildim, îmân getir ki, Hak teâlânın rızâsına vâsıl olasın ve canını Cehennemden koruyasın, buyurur. Hazret-i Ebû Bekir; -Buna delîl nedir? deyince, Peygamber efendimiz; -O, Yemen’de gördüğün ihtiyârın hikâyesi delîldir, buyururlar. Hazret-i Ebû Bekir; -Ben Yemen’de pek çok ihtiyâr ve genç gördüm, deyince Peygamber efendimiz; -O ihtiyâr ki, sana oniki beyit emânet verdi ve bana gönderdi, diyerek o beyitlerin hepsini okur. Hazret-i Ebû Bekir; -Bunu sana kim haber verdi, deyince; -Benden evvelki peygamberlere gelen melek haber verdi, buyururlar. Bunu üzerine hazret-i Ebû Bekir; “Eşhedü en lâ ilahe illallah ve Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah” diyerek Müslüman olur. Hazreti Ebû Bekir, Müslüman olunca, hemen çok sevdiği arkadaşlarına gider. Onları da, Müslüman olmaları için ikna eder. Eshâb-ı kiramın ileri gelenlerinden ve Cennetle müjdelenenlerden olan Osman bin Affân, Talha bin Ubeydullah, Zübeyr bin Avvâm, Abdurrahmân bin Avf, Sa’d İbni Ebî Vakkâs, Ebû Ubeyde bin Cerrah hazretleri gibi yüksek şahsiyetler onun vesilesi ile Müslüman olurlar. HİÇBİR HİZMETTEN GERİ KALMADI Netice olarak hazret-i Ebû Bekir, Resûlullah efendimizin en yakın dostu olup, Ondan hiç ayrılmazdı. Onların bu beraberliği, Mekke’den Medine’ye hicrette de devam etti. Peygamber efendimize mağara arkadaşı oldu. Mağarada üç gün kaldıktan sonra, ikisi bir deveye binerek yolculuk ettiler. Medine’ye varıncaya kadar Resûlullah efendimizin bütün hizmetini O gördü. Medine’deki mescid yapılırken Peygamber efendimizle beraber çalıştı. Hiçbir hizmetten, fedâkârlıktan geri kalmadı. Hazret-i Ebû Bekir, Resûlullah efendimizle birlikte bütün harplerde bulunmuş, bir kısmında ordu kumandanlığı vazîfesi kendisine verilmiştir. Çok şiddetli muharebelerde, Peygamber efendimizin muhafızlığını yapmış, Resûlullah efendimizi korumak için bedenini siper etmiştir. Bedir’de, Uhud’da, Hendek’te müşriklere karşı büyük kahramanlıklar göstermiştir. Tebük Harbinde, sancaktarlık görevini yürütmüştür. İmân ederken de hiç tereddüt etmemiştir. Peygamber efendimizin buyurulduğu gibi: (Her kime imânı arz ettiysem, yüzünü buruşturur, tereddütle bakardı. Ancak Ebû Bekr-i Sıddîk îmânı kabûl etmekte hiç tereddüt ve duraklama etmedi.)
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108562
    % 0.59
  • 3.8336
    % -0.04
  • 4.5207
    % 0.34
  • 5.1264
    % -0.21
  • 154.155
    % 0.06
 
 
 
 
 
KAPAT