BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bahane bol, ömür kısa

Bahane bol, ömür kısa

Bir yılı daha deviriyoruz. Şeriklerin çok olduğu işlerde bütçe telaşı var. Bir meslektaşımın benzetmesiyle, ama’sı, fakat’ı, lâkin’i, aslında’sı, diğer yandan’ı, bununla birlikte’si bol bir dönemdeyiz. Tutmayan hesaplar, ulaşılmayan hedefler tedirginlik veriyor.



Bir yılı daha deviriyoruz. Şeriklerin çok olduğu işlerde bütçe telaşı var. Bir meslektaşımın benzetmesiyle, ama’sı, fakat’ı, lâkin’i, aslında’sı, diğer yandan’ı, bununla birlikte’si bol bir dönemdeyiz. Tutmayan hesaplar, ulaşılmayan hedefler tedirginlik veriyor. Derinden bakınca, görüyoruz ki, Rabbim insana yapmıyor, insanın kendine, insanın insana ettiğini... Geldiğimiz nokta, aldığımız sonuçlar, yüzde doksan, bugüne kadar yapıp yapmadıklarımıza dayalı. Bahaneye lüzum yok, arayana her şey bahane... Başarıyı kâr maksimizasyonuna, kısa vadeli, dar kapsamlı hedeflere bağlamış olmak ne derecede doğru? Koşuşturma ve yarış içinde bazı sorular sorulamıyor, bile... Şirketlerin başarısını, bilanço güzellemelerinin, hissedarlara güzel görünme reklamlarının, reel değerlerle bağlantısı tam kurulamamış üfürüklere açık bir borsanın rakamlarının ışığında, aylık, çeyreklik göstergeler üzerinden mi göreceğiz? Yoksa, “kısa dönem sonuçlarını kısa dönem sonuçları üstüne yığa yığa uzun dönemli sonuçlara ulaşamazsınız!” diye diye ölen Peter Drucker’ı mı dinleyeceğiz. Borsanın bir sirk aynası olduğunu ne zaman fark edeceğiz? Çoğunluğun yaptığının aksine, kârlılığı tutturmak için, yatırımdan, Arge’den, reklâmdan kısmayı aklına bile getirmeyen yöneticilerimizin sayısını nasıl arttıracağız? Şirketlerin başarısını aylık raporlar, para piyasaları üzerinden ölçmeyeceksek, asıl ölçümüz ne olacak? “Şirketin başarısı pazarlamanın başarısıdır” diyenlere mi itibar edeceğiz? Hani, kendi başarılarını “müşterinin memnuniyetinde arayan pazarlamacılar” gibi... Yoksa, “müşteriyi tam memnun etmenin tek yolu, onun her dediğini yapmaktan, hiç karşılık beklemeden, Hilal-i ahmere çalışmaktan geçer” deyip, değirmeni susuz döndürebileceklerini sananları mı dinleyeceğiz? Sadece müşterileri memnun etmek de yetmeyecek elbette. Nihaî müşterilere, gelirlerimizin asıl kaynağı tüketicilere ulaşmak, onlara değerlerimizi sunmak için birlikte çalışmak durumunda olduğumuz, lokal, global bütün iş, çıkar ve çözüm ortaklarımızın, aynı teknede hedefe yelken açtığımız bütün çıkardaşlarımızın gönüllerini nasıl kazanacağız? Sorular bunlar... Cevaplarına bir ömür kifâyet etmez. > (Pazarola, pazar günleri yayınlanır.)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT