BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Her şeye rağmen mutluyduk

Her şeye rağmen mutluyduk

“İki şey istemiştim. Biri gençken bir dikiş makinesi, olmadı. Şimdi de bir evim olsun istedim olmadı. Madem imtihandayız. Köprüden geçebilsek ne mutlu.”



1978’den bu yana gazetenizi okuyorum. Benim de hayatım roman. Elektriği, suyu, yolu olmayan bir dağ köyünde altı çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğuydum. Okul uzaktı gidemedim. Ömrümüz tarla bağ bahçede çalışmakla geçiyordu. Daha dokuz yaşında iken kardeşlerime de baktım. Suyu çeşmeden getiriyor, süt, yoğurt, yağı ineklerimizden üretiyorduk. Market nerde? Akşama kadar tarlada tütün kırar, gece geç vakitlere kadar oturur gaz lambası ışığında dizerdik. Yorulmak mı? O da neydi ki? Ateşin üstüne sacı ters çevirir üzerinde mısır veya buğday kavururduk, kuru yemiş olarak. İçecek olarak da ayran veya elma pekmezinden şerbet içerdik. Biz her şeye rağmen çok mutluyduk. Radyomuz tek istasyonu çekerdi. Ne gözlerimiz ne gönlümüz gürültü kirliliğiyle dolmazdı. Kışın evde soba yanar, odun ateşinde ısınır dışarıda ağaç veya kekik kokusu alırdık. Derelerde su sesi, dağlara yeşilin her tonunu seyreder huzur bulurduk. O yıllarda belki herkes geçim sıkıntısı çekerdi. Ama birbirini ezme gayreti yoktu. Yardımlaşmak, dayanışma, paylaşmak çok daha fazlaydı. İnsanlar da daha huzurluydu. Yıllar su gibi akıp geçti. Abim asker dönüşü evlendi. Kardeşim İmam Hatip lisesini bitirdi. Kardeşimle beraber ben de öğrendim okuma yazmayı. Yirmi yaşıma kadar kendim için yaptığım tek şey, belki de buydu. Tarlada çalışırken toprağın üzerine harfler çizerdim. Bilgisayar nerde? Takvim yapraklarını cebimde taşır fırsat buldukça okumaya çalışırdım. Böyle öğrendim okuma yazmayı ben. Üç kardeşim okurken çiftçilik diğer Abimle bana kalıyordu. Babam bile arada bir bize “Onlar okuyor siz çalışıyorsunuz. Çok yoruluyorsunuz. Farkındayım. Ama şunu bilin ki bu dünyada olmasa bile öteki dünyada karşılığını görürsünüz” diyordu. Kur’an-ı kerimi de aynı şekilde babamdan talim alarak öğrendim. Yaklaşık üç ay içinde okumayı başardım. 21 yaşında evlenip İstanbul’a yerleştik... 1990’da bir oğlum oldu. Bu koca şehirde bir saman çöpü gibi oradan oraya savrulduk. Şükürler olsun ki örf âdet ve inancımızdan taviz vermedik. Şimdi gençlere bakıyorum da, sokakta tanışıyor, birbirine âşık olup evleniyorlar. Üç beş ay geçmen de adliyede ayrılıyorlar. Bazen gençlere soruyorum: -Hayattan beklentin ne? -Huzur, diyorlar. Herkes aradığı huzur için farklı adres gösteriyor. Oysa huzur herkesin yanı başında değil mi? Rahat nefes alabiliyorsa, yolda yürüyebiliyorsa, konuşup derdini anlatabiliyorsa, düşünebiliyorsa bunlar huzur için yetmez mi? S.Z.-Altınkayalı/İstanbul > Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT