BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Derin PKK'nın 'SOL MASKESİ'

Derin PKK'nın 'SOL MASKESİ'

ABD Büyükelçiliği'ni vuran DHKP-C'nin provokatif her eyleminin arkasında aslında 'derin PKK' var. Silah bırakmak istemeyen 'derin PKK' koltuk değneği olarak DHKP-C'yi sık sık kullanıyor.



Yazıdizisi-1 Melik Duvaklı hazırladı melik.duvakli@tg.com.tr Yakın tarihin her kritik dönemecinde boy gösteren DHKP-C (eski adıyla DEV-SOL), 35 yıllık kanlı PKK mücadelesinin bitmesine dair umutların yeşerdiği süreçte yeniden sahne aldı. Uyuyan terörü kimlerin uyandırdığına dair sorular gündemde. Karanlık terörün amacı ve arkasında kimlerin olduğu bizzat örgütün açıklamalarında gün yüzüne çıkıyor. DHKP-C, geçtiğimiz cuma günü ABD’nin Ankara Konsolosluğuna yönelik saldırıyı üstlendiği açıklamasında, eylemin iki temel amacı olduğunu deklare etti. Bunlardan birincisi; Türkiye’nin Suriye politikası, ikincisi ise; yeni başlayan İmralı süreciydi. “AKP iktidarı emperyalizme boyun eğmeyen Esad iktidarını devirmek için emperyalistlerin uşaklığını yapıyor” ifadelerinin yer aldığı duyuruda, İmralı sürecine olan tepki ise şöyle ifade ediliyordu: “Bağımsız Kürdistan hedefiyle yola çıkan Kürt milliyetçi hareket 90’lardan beri bu hedefinden vazgeçmiş ve kurtuluşu emperyalizmle ve oligarşiyle uzlaşmakta aramaktadır. Bugün Kürt halkının kurtuluşu emperyalizm ve işbirlikçileriyle uzlaşmaktan değil, Türkiye halklarıyla birlikte emperyalizme karşı savaşmaktan geçmektedir.” Örgüt, açık açık PKK’nın silah bırakmasını istemediğini belirtiyor. PKK’NIN YENİ YÜZÜ Terörü maşa olarak kullanan güçlerin PKK’nın bitme ihtimaline karşı daha marjinal bir örgüt olan DHKP-C’yi öne sürmesi, bundan sonrası için olabilecek gelişmeler açısından farklı bilgiler de içeriyor. İstihbarat kaynakları, PKK’nın silah bırakması halinde örgüt içerisindeki şiddet yanlılarının daha marjinal bir yapıya bürünerek yola devam etmesi için hazırlıklar yapıldığını belirtiyor. Yeni oluşumun bileşenlerini ise PKK içerisindeki Suriye ve İran kökenli militanlar, geçmişten beri Türkiye derin devleti ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat birimleri ile yakın bağları bulunan örgüt mensupları ile mezhepçi bir hizip oluşturuyor. DHKP-C’nin son dönemde yeniden uyanması da bu oluşumun hazırlıklarından bağımsız değil. Edinilen bilgilere göre, DHKP-C son dönemde PKK’dan önemli lojistik destekler alıyor. Özellikle Avrupa kadroları arasındaki dayanışma istihbarat raporlarına giriyor. MERKEZLERİ YUNANİSTAN Örgütün merkez üsleri olarak iki ülkenin adı öne çıkıyor: Yunanistan ve Suriye. Belçika, Almanya, Hollanda gibi ülkelerde rahatça barınan ve yasal koruma altında tutulan örgüt mensupları saldırı amaçlı Türkiye’ye giriş-çıkışları Yunanistan ve Suriye üzerinden gerçekleştiriyor. Ocak 2013’te İzmir’de düzenlenen DHKP-C operasyonda gözaltına alınan 17 kişiye ait flaş bellekteki gizli dosyanın şifresinin ‘Yunanistan’ olması tesadüf değildi. Yine İstanbul’da düzenlenen ve aralarında avukatların da bulunduğu bir çok ismin tutuklandığı soruşturmada, örgütün belge casusluğu yapmakla suçlandığı ülkeler arasında Yunanistan vardı. İzmir merkezli askerî fuhuş ve casusluk soruşturmasında sanıkların ele geçirdiği gizli askerî belgeleri Yunanistan’a verdikleri iddiası dosyaya girmişti. Son eylemini Türkiye’nin Esad rejimine yönelik politikasına tepki olarak açıklayan DHKP-C’nin önemli lojistik merkezlerinden biri de Suriye. Geçtiğimiz ay yapılan operasyonda hakkında yakalama kararı çıkarılan bazı avukatların Suriye’de ortaya çıkmasının tesadüf olmadığı, avukatların telefon görüşmelerinde “Esad’a nasıl destek oluruz” yönünde yaptıkları konuşmalarla anlaşıldı. MEZHEP SOSLU AYRIMCILIK Suriye, yeni terör konseptinin iç yansımalarının şifrelerini de barındırıyor. PKK’nın silah bırakması halinde marjinalleştirilecek terör sadece etnik ayrımcılık üzerinden kurgulanmayacak. Etnik ayrımcılık tezi Alevi-Sünni çatışması ile desteklenecek. Ulusalcı-Ergenekoncu çevrelerin Suriye ilgisinin altında bu hazırlık yatıyor. İstanbul polisinin DHKP-C’ye yönelik operasyonunda son bir yılda Alevilere ait evlerin işaretlenmesi gibi provokasyonların arkasında da bu örgütün olduğu ortaya çıktı. Avrupa’da cirit atıyorlar! DHKP-C’yi kuran Dursun Karataş, PKK ile de ilişkilerini hep sıcak tuttu. Ortak pek çok eylemin altına imza atan DHKP-C militanları, PKK’nın Yunanistan, Güney Kıbrıs ve Suriye kamplarında bomba ve suikast eğitimi aldı. Karataş’ın ölmesinin ardından örgütte bir süre lider boşluğu yaşandı. Kamile Kayır, Süleyman Matur, Musa Asoğlu ve Hüseyin Feyzi Tekin’den oluşan bir merkezi komite kuruldu. 2000 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in affıyla serbest kalan ve derin ilişkileri ile bilinen Hüseyin Feyzi Tekin’in desteği ile Karataş’ın sevgilisi Zerrin Sarı liderliğe getirildi. Ancak iddialara göre Belçika’da bulunan Musa Asoğlu ile Sarı arasında liderlik mücadelesi bulunuyor. Örgüt eskiden olduğu gibi şu anda da Avrupa’dan yönetiliyor. Özellikle Yunanistan ile Hollanda arasında mekik dokuyan Tekin ve Sarı ile Belçika’da bulunan Asoğlu çeşitli Avrupa ülkelerindeki derin istihbarat bağlantıları ile biliniyor. İstanbul’da basın toplantısı düzenleyen İsmail E., oğlunu DHKP-C’den kurtarmak için çok mücadele ettiğini söyledi. ACILI BABANIN ‘’TERÖR ÖRGÜTܒ’ İSYANI: Oğlumun cezaevinde olmasına seviniyorum Evladını DHKP-C terör örgütüne kaptıran İzmirli baba İsmail E., “Terör Mağduru Aileler Derneği” kurdu. 18 yaşındaki oğlu Berk E.’nin DHKP-C terör örgütü tarafından kandırıldığını ve polisi şehit eden canlı bombaya destek eyleminde gözaltına alınıp tutuklandığını anlatan acılı baba, Ankara’daki ABD Büyükelçiliğine yapılan saldırıya ilişkin ise, “Oğlumun o an cezaevinde olmasından mutluluk duydum. Çocuğum sağ salim orada duruyor dışarıda olsa beklide benim çocuğumu kullanacaklardı. Bir baba evladının içeride olmasına seviniyor olması ne kadar acı” diye dert yandı. Örgütün kendisini tehdit ettiğini belirten İsmail E., şunları söyledi: “Oğlum bir gün tatile gidiyoruz diye evden gitti. Aradan biraz zaman geçince polis aradı, ‘oğlunuzun terör örgütün kampına katıldığını biliyor musunuz?’ dediklerinde eşimle birlikte donduk. Kaç almaya çalıştım. Her defasında engellendim. Bu caniler yüzünden bugün cezaevinde. Orada bile benimle görüştürmek istemediler. Kurduğumuz dernek sayesinde evlatlarımızı kurtaracağız.” SERİ SUİKASTLAR Özal döneminde katledilen Hiram Abbas.. Özal’ın projesini provoke ettiler Yeni adı DHKP-C olan DEV-SOL, Kürt meselesine dair ilk sivil çözüm projesinin ortaya konmaya çalışıldığı 1990’da da sahnedeydi. Bu karanlık yapıya ihale edilen eylemler arasında ilk sivil MİT müsteşarı olması beklenen Hiram Abbas suikastı da bulunuyordu. Kürt meselesini çözmeyi planlayan Turgut Özal, sorunun sadece askerî yöntemlerle çözülemeyeceğini düşünen isimlerden biri olan Hiram Abbas’ı MİT’in başına getirip daha etkili kullanmak istiyordu. Ancak, Abbas, 26 Eylül 1990’da DEV-SOL tarafından öldürüldü. DEV-SOL o dönemdeki kaos eylemleri bununla da sınırlı değildi. İsmail Selen, Hulusi Sayın, Adnan Ersöz, Kemal Kayacan gibi emekli generallere peş peşe suikastlar düzenlemeye başladı. Seri suikastlar, provokasyonlar ve çatışmalarla şekillendirilen 1990’ların başındaki örtülü darbede etkin görev alan örgütlerden biri oldu. ESKİ ADI DEV-SOL 35 yıllık karanlık geçmişleri var Eski adıyla DEV-SOL, yeni adıyla DHKP-C, PKK gibi 1970’lere dayanan bir örgüt. 1978 yılında Devrimci Yol bünyesinde faaliyet gösteren Bülent Uluer, Paşa Güven ve Dursun Karataş tarafından kuruldu. Üç kurucu da alevi ve Kürt’tü. DEV-SOL, o dönemde ortaya çıkan pek çok örgüt gibi 12 Eylül darbesine giden yolda taşların döşenmesinde önemli roller üstlendi. 1980 darbesinden önce örgüte ihale edilen eylemler arasında eski başbakanlardan Nihat Erim, gümrük ve tekel bakanı Gün Sazak, DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler gibi simgesel suikastlar bulunuyor. Darbeden önce Maraş, Malatya, Sivas gibi illerde sahnelenen mezhep çatışmasının provokatör örgütlerinden biriydi. MASUM İNSANLARA KURŞUN Sabancı suikastı emrini kim verdi? DEV-SOL, 1990’lı yılların başında iç çatışmalar da yaşadı. Örgütün lideri Dursun Karataş, Bayrampaşa cezaevinden firar ettikten sonra örgüt içerisinde başını Bedri Yağan’ın çektiği bir grup onu “derin devletle” bağlantılı olmakla suçlayıp alıkoydu. Örgüt içi darbe girişiminde beklenmedik bir gelişme yaşandı. İstanbul polisinin Kartal’da bir eve düzenlediği baskında Karataş’a karşı çıkan Yağan grubunun tamamı öldürüldü. Türkiye’yi sarsan derin suikastların emrini veren Karataş bu baskından sonra örgüt içerisinde yeniden rakipsiz kalarak tek adam oldu. Karataş liderliğindeki DEV-SOL 1994 yılında Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (DHKP-C) adını aldı. Suriye üzerinden Avrupa’ya geçen Karataş, kanserden öldüğü 2008 yılına kadar çeşitli ülkelerde serbestçe dolaşıp, 1996 yılındaki Sabancı suikastı dahil onlarca kanlı eylemin emrini verdi. Avrupa ülkeleri, Türkiye’nin iade taleplerini ise hep reddetti. Yarın: TUSHAD ve DHKP-C ilişkisi
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 105423
    % 0.48
  • 3.4749
    % -0.52
  • 4.1683
    % -0.33
  • 4.7016
    % -0.24
  • 146.597
    % -0.3
 
 
 
 
 
KAPAT