BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Boğaziçi tarihi

Boğaziçi tarihi

“Beylerbeyi’nde, Emirgan’da, Kandilli veya İstinye’de günün her saati birbirinden ayrı şeylerdir. Beykoz, Çubuklu, ağaçların serin gölgesinde henüz son rüyalarını üstlerinden atmaya çalışırken, Yeniköy veya Büyükdere gözlerinin ta içine bakan güneşle erkenden uyanırlar.”



“Beylerbeyi’nde, Emirgan’da, Kandilli veya İstinye’de günün her saati birbirinden ayrı şeylerdir. Beykoz, Çubuklu, ağaçların serin gölgesinde henüz son rüyalarını üstlerinden atmaya çalışırken, Yeniköy veya Büyükdere gözlerinin ta içine bakan güneşle erkenden uyanırlar.” Bu satırları okurken, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın İstanbul’unda geziyoruz... “Boğaz sularında batan masal gemisi”nin peşinden koşarak iz sürmeye çalışan Tanpınar değil sadece... Samiha Ayverdi, Abdülhak Şinasi Hisar, Yahya Kemal, Sermet Muhtar Alus, Ruşen Eşref Ünaydın, Kerim Yunt, Ahmet Haşim vs. bizden; Knut Hamsun, Max Müller, Hans Christian Andersen, Edmondo de Amicis, Edward Raczynski, Willy Sperco vs. yabancılardan... Medeniyet kavşağı Neydi İstanbul’u böylesine anlamlı ve vazgeçilmez kılan? Zengin kültürel geçmişi mi, jeopolitik konumu mu? Elbette bu soruların cevabını kapsayan bütün değerlendirmeler İstanbul’u tarih sahnesinde önemli bir nokta olarak kaydediyor. Geçmişi 3 bin yıl öncesine dayanan ve insanlığın toplu yerleşmeye başladığı dönemlerden bu yana bütün medeniyetlerin gözbebeği haline gelen şehir, Megaralılar’dan Büyük Makedonya İmparatorluğu’na, Roma’dan Bizans’a, Osmanlı Devleti’nden Türkiye Cumhuriyeti’ne gelinceye kadar yüzlerce yıl boyunca, bütün bu devletlerin en önemli kenti olma özelliğini korumuş olmasıyla da dikkat çekici. Doğu ve Batı kültürlerinin/medeniyetlerinin kavşağı ve kesişme noktası olan böylesine özellikli bir geçiş güzergahına olan ilgiyi anlamak zor olmasa gerek. İstanbul kitaplığı İstanbul için binlerce kitap yazıldı; tarihi geçmişi ve bugüne getirdiği değerleriyle tartışılan ve sürekli gündemde olan bu zarif -son yılların kaotik- şehir hakkında en güzel yazılar, şüphesiz ki, 18. ve 19. yüzyıllarda, matbaanın gelişmesiyle ortaya çıkmıştır. İnkılap Kitabevi de, “Seçkin İstanbul Kitaplığı” ana başlığı altında oluşturduğu diziye Necati Güngör’ün hazırladığı “Boğaziçi Büyüsü” isimli eserle devam ediyor. Güngör’ün ilgi alanlarından biri olan İstanbul, bu eserde nitelikli yazıların buluşmasını sağlıyor. Tarihsel açıdan ve nostaljik bir duyarlılıkla İstanbul’un çeşitli semtlerini anlattığı yazılarını “Bir Taşralının İstanbul Nostaljisi” isimli kitabında toplayan yazar, bu eserle, aynı konuda, geniş kapsamlı bir üçlemenin de son cildini tamamlamış oldu. (0 212 514 06 10) Yılın röportajcısı Necati Güngör, 1949 yılında Malatya’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini bu şehirde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okuduğu yıllarda yayımlanan öyküleriyle edebiyat çevrelerinde ilgi gördü. 1979’da Türk Dil Kurumu, 1990’da Ömer Seyfettin Öykü Ödülü’nü aldı. Hürriyet ve Cumhuriyet gazetelerinde yayımladığı röportajlarıyla da dikkat çeken Güngör, bu alanda Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü ile Türkiye Jokey Kulübü’nce “Yılın Röportajcısı” ödülünü kazandı. Yazar, son yıllarda İstanbul üzerine yoğunlaştırdığı çalışmalarına ağırlık veriyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT