BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Hakkı olan gelsin alsın!..”

“Hakkı olan gelsin alsın!..”

Hicretin on birinci senesi idi. Cebrail aleyhisselam, bu sene geldiğinde, sevgili Peygamberimize, Kur’an-ı kerimi iki defa baştan sona okudu. Halbuki, daha önceki yıllarda, Kur’an-ı kerimi bir defa okumuştu.



Hicretin on birinci senesi idi. Cebrail aleyhisselam, bu sene geldiğinde, sevgili Peygamberimize, Kur’an-ı kerimi iki defa baştan sona okudu. Halbuki, daha önceki yıllarda, Kur’an-ı kerimi bir defa okumuştu. Efendimiz, Cebrail aleyhisselamın, en son tebliğ ettiği; “Allahü teâlânın yardımı ve zafer günü gelip, insanların, Allahü teâlânın dinine (İslamiyet’e) akın akın girdiklerini görünce, Rabbini hamd ve tesbih et! O’ndan af dile! Çünkü O, tövbeleri daima kabul eder” mealindeki Nasr suresini dinledikten sonra; “Ya Cebrail! İçimden, ölümümün yaklaştığını duyuyorum” buyurdu. Bunun üzerine Cebrail aleyhisselam, şu ayet-i kerimeleri okudu, mealen; “Ahiret, senin için dünyadan daha hayırlıdır. Rabbin sana razı oldum deyinceye kadar her istediğini verecek” (Duha suresi: 4, 5) Sevgili Peygamberimiz, o gün, Medine’de bulunan bütün Eshab-ı kiramın, öğle namazında mescidde toplanmaları için haber gönderdi. Server-i alem efendimiz, namazı kıldırdıktan sonra, bir hutbe irad ettiler. Bu öyle bir hutbe idi ki, dinleyen bütün kalbler ürpermiş, gözlerinden yaşlar boşanmıştı. Daha sonra; “Ey insanlar! Sizin peygamberiniz olarak beni nasıl buldunuz” buyurunca, Eshab-ı kiram; “Ya Resulallah! Allahü teâlâ, sana bizim tarafımızdan bol bol hayırlar ihsan buyursun. Sen, bizim için çok şefkatli bir baba, nasihatte bulunan şefkatli bir kardeş gibiydin. Allahü teâlânın sana lütfettiği peygamberlik vazifesini yerine getirdin. Vahyedilenleri bize ulaştırdın. Rabbinin yoluna, İslam’a hikmet ile, güzel nasihat ile davet ettin, çağırdın. Allahü teâlâ sana, en güzel ve en yüksek karşılıkları versin...” dediler. Efendimiz; “Ey mü’minler! Allah aşkına, kimin bende hakkı varsa, kalksın gelsin, kıyametten önce burada alsın” buyurdular. Fakat kalkıp gelen olmadı. Resulullah efendimiz, ikinci ve üçüncü defalar da Allahü teâlânın adını anarak; “Hakkı olan gelsin alsın” buyurdu. Bunun üzerine Eshab-ı kiramdan pir-i fani olan hazret-i Ukaşe kalktı. Resulullah’ın huzuruna vardı. Sonra; “Anam-babam sana feda olsun ya Resulallah! Tebük gazasında, seninle beraberdim. Tebük’ten ayrıldığımız sırada benim devemle, sizinki yanyana gelmişlerdi. Ben devemden indim. Sana yaklaştım. Maksadım, seni mübarek vücudundan öpmekti, o zaman kamçı ile sırtıma vurmuştun. Niçin vurduğunu bilmiyorum” dedi. Peygamber efendimiz; “Ya Ukaşe! Allahü teâlâ seni, Resulünün kasten vurmasından muhafaza eylesin. Ya Bilal! Kızım Fatıma’nın evine git. O kamçıyı bana getir” diye emretti. Yarın: “Ne mutlu sana, ey Ukaşe”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT