BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Özgürlük üstüne sesli düşünceler

Özgürlük üstüne sesli düşünceler

Ertuğrul Özkök, geçtiğimiz günlerdeki yazılarının birinde şöyle diyor: "Demokrasilerin özünde, siyasi düşüncelerden önce, farklı düşünceye saygı geliyor. Türkiye'de düşünce özgürlüğünü engelleyen sadece devlet mi? Hayır, devlet dışındaki örgütler de farklı düşünen insanlara en az devlet kadar baskı uyguluyor.



Ertuğrul Özkök, geçtiğimiz günlerdeki yazılarının birinde şöyle diyor: "Demokrasilerin özünde, siyasi düşüncelerden önce, farklı düşünceye saygı geliyor. Türkiye'de düşünce özgürlüğünü engelleyen sadece devlet mi? Hayır, devlet dışındaki örgütler de farklı düşünen insanlara en az devlet kadar baskı uyguluyor. Hatta bunu örgüt düzeyinden aşağılara, bireylere kadar indiriyor. Şöyle bir çevrenize bakın. Farklı düşünceye kaç kişi tahammül edebiliyor? Farklı yaşam biçimine iğrenç etiketler koymadan kaç kişi normal diyebiliyor?" Yetkili bir medya mensubu olarak bu sözleriyle Özkök, çok hassas bir gerçeğe parmak basıyor; her şeyde yüklendiğimiz devlet bir yana, önce bireylerde (özellikle aydın geçinenlerde) özgür düşünce alışkanlığı ve düşüncelere saygı olmadığı.. Kanaatimce Türkiye'de yaşanan kavgaların ana sebeplerinden biri de bu... Birbirimizi dinlemeyi, birbirimizin düşünce ve inançlarına saygı duymayı hiçbir zaman bilemedik. Karşımızdaki bizden farklı mı düşünüyor, hiç hoşumuza gitmiyor, ilk tepkimiz hemen ona "şucu" veya "bucu"şeklinde bir etiket yapıştırmak oluyor. Bizim özgürlüğümüzün bittiği yerde karşımızdakinin özgürlüğünün başladığını hesaba katamıyoruz. Onu anlamak yerine hemen reddediyor, araya bir duvar çekiyoruz. Duvarlar arkasında bir sürü kampların oluşmasına yeşil ışık yakıyoruz. Redlerimizde ve katılıklarımızda inatla bu kamplaşmaları destekliyoruz. Ne diyor Dostoyevsky: "Herkes, her şeyden sorumludur." Ülkemizdeki kaos ortamı karşısında şöyle bir düşünecek olursak bakıyoruz ki, herkes her şeyden bigane. Herkes, olayları kendi dışında görüyor. Kendi sorumluluk payını hiç hesaba katmıyor. Herkes kendi fikrinin kalesinde ancak kendi gibi düşünenlerle yaşama kolaylığına kaçıyor. İnsan haklarını ancak kendi yandaşlarına tanıyor. Yani temel, adalet olmuyor. Onun için önce kendimize çeki düzen vermek, birbirimizi anlamak gerekli diyoruz. Onun için herkesi sorumluluklarının idrakine davet ediyoruz. Özgür düşünebilme, birbirimizin düşüncelerine saygı duyma, dolayısıyla demokrasi alışkanlığı eğitimle başlar. Samimi olarak itiraf edelim, böylesi bir eğitimi gerçekleştirebiliyor muyuz? Aileler çocukların demokratik kazanımlar elde etmelerinde sağlam bir temel hazırlıyorlar mı? Okulllar, demokratik kazanımların geliştirilmesinde ve hayata geçirilmesinde etkin bir rol oynuyorlar mı? Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesillerin yetişmesinde üstlerine düşeni yapıyorlar mı? Mevcut duruma baktığımızda bunlara "evet" diyebilir miyiz? O halde öncelikli olarak yapmamız gereken nedir? Topyekun bir iç aydınlanma ve vicdani uyanış seferberliği... Buna ahlakî kalkınma veya demokrasi hamlesi de diyebilirsiniz. Hadisenin köküne inmeden, genç dimağları demokratik düşünmeye alıştırmadan Türkiye'nin aydınlık geleceğinden bahsetmek abesle iştigaldir. Türkiye'nin teknolojik parıltılarla gelen 2000'li yıllara damgasını vurabilmesi ve iç barışı sağlayabilmesi için demokrasisini geliştirmesinden başka çaresi yok... İnanın!
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT