BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nazım Hikmet

Nazım Hikmet

Nazım Hikmet'in bütün şiir kitaplarını dikkatle okudum. İki defa, üç defa, dört defa okuduğum şiirleri az değil. Onunla ilgili hâtıraları, araştırmaları da inceledim. Kanaatlerimi zaman zaman bu sütünda yazdım da. Bana göre Nazım Hikmet elbette iyi bir şair; ama Türkiye'nin ve Türkçenin en büyük şairi değil.



Nazım Hikmet'in bütün şiir kitaplarını dikkatle okudum. İki defa, üç defa, dört defa okuduğum şiirleri az değil. Onunla ilgili hâtıraları, araştırmaları da inceledim. Kanaatlerimi zaman zaman bu sütünda yazdım da. Bana göre Nazım Hikmet elbette iyi bir şair; ama Türkiye'nin ve Türkçenin en büyük şairi değil. Nazım Hikmet çok inanmış bir komünist. Türkiye'nin en büyük komünisti O'dur! Sadece Türkiye'nin değil, Sovyet Rusya'nın da en önde gelen, en samimi, en kararlı, en vefalı, en çilekeş, aynı zamanda en sabırlı komünistlerinin başında Nazım Hikmet var. Okuduğum, bildiğim, dinlediğim kadarıyla; bana sorarsanız size derim ki iyi şairliği, iyi nâsirliği yanında Nazım Hikmet, önce çok kötü bir koca, çok kötü bir baba, çok kötü bir vatandaş ve kilitlenmiş, çağımızın yüz yıl gerisinde kalmış çok kötü bir kafadır. Nâzım, neden çok kötü bir koca? Bu soruya cevap verebilmek için, onun resmî ve gayrî resmî evliliklerini bilmek lâzım. Kendisi de bir şiirinde: "Aldattım kadınlarımı" diyor. Aldatmakla kalmadı zulmetti kadınlarına. Mesela oğlunun anası, dayısının kızı Münevver hanıma çektirdiği büyük çile, en az 30 yıldan beri yüreğimi yakan bir acıdır; 1940'lı yıllarda, Münevver hanımın çektiği sıkıntılar, acılar, çileler, anlatılamaz. Tam on yıl kocasının hapishane hayatına sabırla katlanmalar, Memed'in hastalıkları ve yoksulluklar! 1950 yılında Nâzım'ın hapishaneden çıktıktan sonra Moskova'ya kaçışı. Arkasından Münevver Hanımla Memed'in Polonya'ya gidişleri ve tek odalı bir eve sığınışları. Nazım Hikmet'in Münevver Hanımla ve Memed'le ilgilinmeyişi, onları Polonya'da yüzüstü bırakarak Moskova'da Rus kadınlarıyla fing atması! Bu anlatılacak bir vefasızlık, bir zulüm, bir ahlaksızlık değildir. Bir Alman yazardan okumuştum: Moskova'da, Nazım'ın cenaze merasiminde, oğlu Memed, bir ara gözyaşlarını tutamaz; ağlamaya başlar. Münevver Hanım Memed'e öfkeyle çıkışır: "-Sus! der ağlama! Ağlamaya değmez! Ağlamaya değmez!" Gerçekten de ağlamaya değmeyen bir adam arkasından Türkiyeli komünistler, yıllardan beri gözyaşı döküyorlar. Dayısının kızına bu zulmü yaşatan Nazım Hikmet, sonuncu karısı olan Vera'ya sınırsız bir başıboşluk tanıdı... Nazım Hikmet çok kötü bir baba idi... Oğlu Memed için yazdığı şiirleri okuduktan sonra hüzünlenmemek mümkün değil. Ama o şiirlerin boş sözlerden ibaret olduğunu görmek insanı daha çok sarsıyor. Çünkü Nazım Hikmet, Polonya'ya giden Memed'le de ilgilenmedi. Galina ve Vera cilvesini, oğlunun gözyaşlarına tercih etti. Nazım Hikmet neden çok kötü bir vatandaş? Ona neden "vatan haini" diyorlar? Lütfen bir mukayese yapar mısınız? PKK kâtili Abdullah Öcalan'a sığınmayan, onunla sadece röportaj yapan birkaç gazeteciye söylemediğimizi bırakmadık. Neden? Çünkü gazetecilerin Türkiye ve Türklük düşmanı bir kimseyle görüşmelerini uygun bulmadık. Peki Sovyet Rusya Türkiye'nin dostu mu idi? Deli Petro'nun vasiyetini ve Türkiye üzerindeki emellerini bilmiyor muyuz? Stalin, 30 milyon insanın ölümüne sebep olmadı mı? Nazım'ın Batı Dünyasını bırakarak kanlı-bıçaklı Türk düşmanlarına sığınması ihanet değildir de nedir? Nazım Hikmet neden donmuş, çağ dışında kalmış bir kafa? İşte her şey ayan-beyan ortada. Nazım'ın ölünceye kadar bağlı kaldığı Marksist sistem, kendiliğinden gümbür gümbür yıkılıp gitmedi mi? Komünizm insanlara sağlık, saadet, huzur, refah yerine felaket getirdi. Güzelim Rus, Rumen, Polonya kızlarının, bizim köşebaşlarımıza kadar düşmesi, sizin de yüreğinizi kanatmıyor mu? Nazım Hikmet, Türkiye'nin ve Sovyetler'in en büyük, en yılmaz komünistlerinden biri. Çünkü Nâzım'ın en yakın arkadaşlarının yazdıklarına göre, Ruslar Nazım'a pek yüz vermemişler. Ona inanmamışlar, arkasına polis takmışlar, bütün seyahatlerinde göz altında tutmuşlar, bir ara öldürmek bile istemişler. Vera'nın ifadesine göre onu zehirlemişler. Nazım Hikmet bütün bu takiplere karşı gık diyememiş. İtiraz edememiş. Paspas gibi kullanılmasına hep boyun kırmış. Ondan büyük komünist olabilir mi? Geçen hafta Kanal 6, Nazım Hikmet üzerine çok önemli bir program yayınladı. Programa MHP İstanbul Milletvekili Mehmet Gül ile birlikte Refik Erduran, Yıldız Sertel, Tarık Akan, Halil Ergün, Müjdat Gezen ve gençler katıldı. İbretamiz bir programdı. Eski komünistlerimiz beni hiç yanıltmadılar, doğrusu çok yiğitçe konuştular. Nazım'ın şairliğinden ziyade komünistliği üzerinde durdular. Gençler dediler ki: "Nazım Hikmet sevgisi, diktiğimiz fidanlarla birlikte büyüyecek ve komünistler iktidara gelecek!" Refik Erduran dedi ki: "Nazım'ın Türkiye'ye ihtiyacı yoktur. Türkiye'nin Nazım'a ihtiyacı vardır. Nazım Türkiye'yi daha ileri götürmek için komünist oldu!" Yıldız Sertel de, Tarık Akan da, Halil Ergün de aynı görüşlerle konuştular. Bir daha kesinlikle anlaşıldı ki Nazım Hikmet türküsü söyleyenlerin asıl maksatları şiir, sanat, edebiyat değildir, Nazım Hikmet kafasıyla Türkiye'yi komünizme götürmektir. Komünizme yani geriliğe, iptidailiğe, zulme, yıkıma, milyonlarca insanın ölümüne ve gözyaşına!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT